ABD'nin önde gelen bankalarından Bank of America, müşterilerine yönelik ATM ücretleriyle ilgili bir sınıf davasında 2.25 milyon dolarlık uzlaşma anlaşmasına vardı. Bu anlaşma kapsamında bankanın bazı müşterileri, belirli koşulları sağlamaları halinde tazminat alma hakkına sahip. Ancak uzlaşma fonundan yararlanmak isteyenler için son başvuru tarihi hızla yaklaşıyor. Davanın detaylarına göre, Bank of America'nın 2014-2017 yılları arasında bazı hesap sahiplerinden "yabancı ATM" ücreti adı altında ek masraflar talep ettiği ve bu ücretlerin sözleşme şartlarına aykırı olduğu iddia ediliyor. Mahkeme süreci sonunda banka, herhangi bir suç kabulü olmaksızın uzlaşmayı kabul etti.
Uzlaşmanın detayları ve başvuru süreci
Uzlaşma kapsamında, 1 Ocak 2014 ile 31 Aralık 2017 tarihleri arasında Bank of America'da belirli türde bir hesaba sahip olan ve bu hesaptan yapılan yabancı ATM işlemleri nedeniyle ücret tahsil edilen müşteriler hak sahibi olarak kabul ediliyor. Bu tarihler arasında bankanın "MyAccess Checking" veya benzeri hesaplarından birine sahip olan ve Bank of America'ya ait olmayan ATM'lerden para çekme, bakiye sorgulama gibi işlemler yapan kişiler, davaya dahil olabilecek. Ancak her müşterinin alacağı miktar, yapılan işlem sayısına ve ödenen ücretin toplamına göre değişecek. Başvuru işlemi çevrimiçi olarak, dava için oluşturulan resmi web sitesi üzerinden yapılabiliyor. Başvuru formunda kişisel bilgiler, hesap numarası ve işlem detayları isteniyor. Son başvuru tarihi ise 15 Nisan 2025 olarak belirlenmiş durumda. Bu tarihten sonra yapılacak başvuruların kabul edilmeyeceği ve fonun hak sahipleri arasında dağıtılacağı bildirildi.
Dava avukatları, uzlaşma miktarının 2.25 milyon dolar olduğunu ve bu tutardan avukatlık ücretleri, mahkeme masrafları ve diğer yasal giderler düşüldükten sonra kalan miktarın hak sahiplerine dağıtılacağını açıkladı. Her bir başvuru sahibinin alacağı miktarın kesin olarak belirlenmesi için başvuru sürecinin tamamlanmasının ardından bir hesaplama yapılacağı ifade ediliyor. Uzlaşma henüz mahkeme tarafından onaylanmış değil; onay duruşmasının Mayıs 2025'te yapılması bekleniyor. Eğer mahkeme uzlaşmayı onaylarsa, ödemelerin yaz aylarında başlaması planlanıyor.
Benzer davalar ve tüketici hakları
Bank of America'ya karşı açılan bu dava, ABD'de büyük bankaların ATM ücretleri ve diğer gizli masraflarla ilgili olarak karşılaştığı çok sayıdaki sınıf davasından sadece biri. Geçmişte Wells Fargo, JPMorgan Chase ve Citibank gibi büyük bankalar da benzer iddialarla karşı karşıya kalmış ve bazıları milyonlarca dolarlık uzlaşmalar yapmak zorunda kalmıştı. Tüketici grupları, bankaların müşterilerinden tahsil ettiği ücretlerin şeffaf olmadığını ve sözleşmelerde yer alan maddelerin çoğu zaman müşteriler tarafından tam olarak anlaşılamadığını belirtiyor. ABD'de ATM ücretleri, kullanıcılar için önemli bir maliyet kalemi; özellikle düşük gelirli bireyler ve küçük işletme sahipleri bu ücretlerden orantısız şekilde etkileniyor. Bu dava, bankaların müşteri sözleşmelerindeki küçük puntolu maddelerin dahi mahkeme önünde sorgulanabileceğini gösteriyor.
Küresel ölçekte bakıldığında, benzer tüketici davaları Avrupa ve Asya'da da artış gösteriyor. Dijital bankacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel bankaların ücret yapıları daha fazla mercek altına alınıyor. Bazı ülkelerde düzenleyici kurumlar, ATM ve hesap işletim ücretlerine tavan fiyat uygulaması getirirken, diğer ülkelerde tüketici dernekleri sınıf davaları yoluyla hak arayışını sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer bankacılık ücretleri yıllardır tüketici gündeminde yer alıyor. Bankaların ATM, hesap işletim, EFT ve havale gibi işlemler için aldığı ücretler, tüketici dernekleri tarafından sıkça eleştiriliyor. Türkiye'de henüz ABD'deki gibi büyük ölçekli bir sınıf davası bulunmasa da, BDDK ve Rekabet Kurumu gibi düzenleyici otoriteler bankaların ücret politikalarına müdahale edebiliyor. Bu dava, Türk tüketicilerine de bankacılık işlemlerinde haklarını arama konusunda ilham verebilir. Ayrıca, Türk bankalarının yurt dışındaki iştirakleri veya Türkiye'de faaliyet gösteren yabancı bankalar, bu tür davalardan etkilenerek ücret politikalarını gözden geçirebilir. Küresel bankacılık düzenlemelerindeki şeffaflık eğilimi, Türkiye'deki tüketici koruma mevzuatının da güçlenmesine katkı sağlayabilir.