Endonezya'nın gözde turizm adası Bali'de, yüzyıllardır süregelen geleneksel su yönetim sistemi 'Subak' hızla yok oluyor. Turizmin hızlı büyümesi, otel, villa ve golf sahalarının suyu aşırı tüketmesi, adanın su kaynaklarını kritik bir noktaya getirdi. Çiftçiler tarlalarını sulayamazken, lüks otellerin havuzlarını doldurmak için yeraltı sularını çektiği belirtiliyor. Bu durum, Bali'nin simgesi haline gelen pirinç teraslarının kurumasına ve adanın gıda güvenliğinin tehdit altına girmesine yol açıyor.
Yüzyıllık su paylaşım sistemi çöküyor
Bali'de yüzyıllardır uygulanan Subak sistemi, suyu topluluk üyeleri arasında adil bir şekilde paylaştıran, Hindu felsefesine dayalı bir sulama düzenidir. Bu sistem, suyun tanrıların bir armağanı olduğu inancıyla, herkesin ihtiyacı kadar su almasını sağlıyordu. Ancak 1970'lerden itibaren turizmin patlamasıyla birlikte, oteller ve tatil köyleri Subak sistemini by-pass ederek doğrudan yeraltı sularına yöneldi. Bugün adada her yıl milyonlarca turist ağırlanırken, bu ziyaretçilerin su tüketimi yerel halkın kullanımının çok üzerinde. Özellikle kurak mevsimlerde su kuyuları kuruyor, çiftçiler tarlalarını terk etmek zorunda kalıyor. Bali'nin güneyindeki popüler turizm bölgelerinde su seviyesi alarm verirken, kuzeydeki tarım alanlarında da Subak kanalları bakımsızlıktan harap oluyor.
Turizmin bedeli: Su krizi ve gıda güvenliği
Bali'nin su sorunu yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir krize dönüşüyor. Tarım, adanın ikinci büyük istihdam kaynağıyken, çiftçiler geçim kaynaklarını kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Öte yandan hükümet, su lisanslarını denetlemekte yetersiz kalıyor; oteller kaçak kuyularla su çekmeye devam ediyor. Uzmanlar, mevcut gidişatın sürdürülemez olduğunu vurguluyor. Dünya Bankası'nın 2021 tarihli bir raporuna göre, Bali'de su talebinin 2040'a kadar yüzde 50 artması beklenirken, arzın aynı oranda düşmesi öngörülüyor. Bu durum, ada genelinde su fiyatlarının yükselmesine ve yoksul kesimlerin suya erişiminin daha da zorlaşmasına neden olacak. Ayrıca iklim değişikliğiyle birlikte kuraklık ve yağış düzensizlikleri sorunu derinleştiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bali'deki su krizi, turizme dayalı ekonomilerde kaynak yönetiminin ne denli kritik olduğunu göstermektedir. Türkiye de benzer şekilde, özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde hızla artan turizm yatırımları nedeniyle su kaynakları üzerinde baskı hissediyor. Otellerin, golf sahalarının ve ikinci konutların su tüketimi, tarımsal sulama ile rekabete giriyor. Bali'de yaşananlar, Türkiye için erken bir uyarı niteliğinde: Sürdürülebilir turizm politikaları ve su yönetiminde akılcı planlama yapılmazsa, benzer çevresel ve toplumsal sorunlar Türkiye'de de yaşanabilir. Özellikle Muğla, Antalya ve Aydın gibi su stresi altındaki bölgelerde, turizm ve tarım arasında denge kurulması hayati önem taşımaktadır.