Bakır fiyatları, Orta Doğu'da hafta ortasında yeniden alevlenen çatışmaların talep üzerinde yaratabileceği olumsuz etkileri göz ardı eden yatırımcılar sayesinde art arda ikinci haftalık kazanç serisine hazırlanıyor. Londra Metal Borsası'nda (LME) işlem gören bakır vadeli kontratları, haftalık bazda yüzde 1,5'in üzerinde değer kazanarak ton başına 9.500 dolar seviyesinin üzerine çıktı. Bu yükseliş, jeopolitik risklere rağmen küresel ekonomik toparlanma beklentilerinin ve arz kısıtlarının emtia piyasalarında baskın faktör olmaya devam ettiğini gösteriyor.
Jeopolitik Gölge ve Piyasa Tepkisi
İsrail ile Hamas arasında hafta ortasında yeniden başlayan çatışmalar, kısa vadede piyasalarda dalgalanmaya neden olmuş olsa da bakır fiyatları bu gelişmelerden kalıcı bir darbe almadı. Yatırımcılar, Orta Doğu'daki gerilimin küresel bakır talebini doğrudan tehdit etmediğini, asıl belirleyicinin Çin ve ABD gibi büyük ekonomilerdeki talep görünümü olduğunu düşünüyor. Çin'den gelen imalat verilerinin beklentilerin üzerinde gelmesi, sanayi metaline olan talebin canlı kalacağına işaret etti. Ayrıca, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz indirim döngüsüne yakında başlayacağı spekülasyonları da dolaylı olarak bakırı destekliyor.
Arz Kısıtından Kaynaklı Destek
Bakır piyasasında arz cephesinde yaşanan sıkıntılar da fiyatlardaki yükselişin önemli bir ayağını oluşturuyor. Dünyanın en büyük bakır üreticilerinden Şili ve Peru'da madenlerde yaşanan üretim sorunları, küresel arzı olumsuz etkiliyor. Özellikle Panama'da büyük bir bakır madeninin hükümet tarafından kapatılması, son dönemde arz sıkışıklığı beklentilerini artırdı. Uzmanlar, küresel bakır piyasasının 2024 yılında arz açığı verebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, enerji dönüşümü ve yeşil ekonomi hedefleri doğrultusunda bakır talebinin artacağına yönelik öngörülerle birleşince, fiyatların yeni zirvelere tırmanabileceği değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bakır fiyatlarındaki bu yükseliş, Türkiye ekonomisi açısından iki ucu keskin bir bıçak niteliğindedir. Bir yandan Türkiye, inşaat ve enerji hatları gibi sektörlerde yoğun bakır ithalatçısı konumunda olduğu için artan fiyatlar cari açığı ve maliyetleri olumsuz etkileyebilir. Öte yandan Türkiye, sahip olduğu bakır rezervleri ve geri dönüşüm kapasitesiyle, artan fiyatlardan ihracat gelirlerini artırarak kısmen faydalanabilir. Orta Doğu'daki gerilimin bölgesel ticaret yollarına olası etkileri ise Türkiye'nin enerji ve lojistik koridorları hedefleri açısından risk olarak izlenmelidir.