Londra'nın batısında, M4 otoyolunun gürültülü beton kemerleri altında yaşayanlar, 60 yıl önce evlerinin üzerine inşa edilen bu dev yapıyı bugün 'sıcak hava sığınağı' olarak tanımlıyor. 1960'larda inşa edilen M4, bazı mahallelerde evlerin hemen yanı başından, hatta üzerinden geçiyor. Günümüzde ise iklim değişikliğiyle birlikte artan sıcaklıklar, bu gölgelik alanları beklenmedik bir şekilde cazip hale getiriyor. Bölge sakinleri, otoyolun altındaki serin beton gölgesinde vakit geçiriyor, çocuklar burada oynuyor. Peki, bu sıra dışı yaşam alanı nasıl bir deneyim sunuyor?
M4'ün Gölgesinde Bir Mahalle: 60 Yıllık Hikaye
M4 otoyolu, 1960'ların başında Londra'nın batısındaki Brentford ve Chiswick bölgelerinden geçirilirken, bazı evler istimlak edildi, bazıları ise yolun hemen altında kaldı. O dönemde ev sahipleri, gürültü ve kirlilikle baş etmek zorunda kaldı. Ancak bugün, 60 yıl sonra, bu yapıların altında yaşayanlar farklı bir hikaye anlatıyor. 78 yaşındaki emekli Margaret Thompson, "1970'lerde buraya taşındığımda gürültü dayanılmazdı. Şimdi ise alıştım. Ama en ilginci, son yıllarda yaz sıcaklarında otoyolun altındaki bahçem en serin yer haline geldi" diyor. Thompson, beton ayaklar arasında yetiştirdiği sarmaşıklar ve çiçeklerle adeta bir vaha yaratmış. Mahalle sakinleri, otoyolun altındaki ortak alanlarda piknik yapıyor, çocuklar bisiklet sürüyor. Hatta bazı gençler, gölgenin keyfini çıkarmak için buraya dışarıdan geliyor.
Ancak bu durum, altyapı projelerinin uzun vadeli etkilerini sorgulatıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğiyle birlikte kentsel gölgelik alanların öneminin arttığını vurguluyor. University College London'dan Şehir Planlamacısı Dr. Sarah Jenkins, "M4'ün altındaki bu mahalle, altyapının beklenmedik bir ekolojik ve sosyal fayda sağladığı bir örnek. Ama bu, planlamanın bir parçası değildi. Bugün yeni projelerde gölgeleme etkisini hesaba katmak gerekiyor" diyor. Yine de, otoyolun altındaki yaşamın dezavantajları da yok değil: Hava kirliliği ve sürekli gürültü, sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Yerel bir doktor, bölgede astım vakalarının şehir ortalamasına göre yüzde 15 daha yüksek olduğunu belirtiyor.
Küresel Bir Fenomen: Otoyol Altı Yaşam Alanları
M4 örneği, dünyada başka şehirlerde de benzer durumların yaşandığını akla getiriyor. Los Angeles'taki Santa Monica Otoyolu, Tokyo'daki Shuto Otoyolu, İstanbul'daki E-5 karayolu altında kalan yapılar... Her biri, beton devlerin gölgesinde sıra dışı yaşam alanları oluşturuyor. Özellikle yoğun nüfuslu şehirlerde, otoyol altları parklara, spor sahalarına, hatta konutlara dönüştürülebiliyor. Paris'te Periferik otoyolunun altındaki alanlar yeşil koridorlara çevrilirken, Seul'de Cheonggyecheon Otoyolu yıkılarak dere ıslah edilmişti. Uzmanlar, bu tür projelerin şehirlerin iklim direncini artırdığını, ancak mevcut yapıların altında yaşayanların sağlık ve güvenlik risklerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini söylüyor. Örneğin, M4'ün altında yaşayanlar, bir kaza veya yangın durumunda tahliye zorluğu çekiyor. Yerel yönetimler, bu sorunları çözmek için ses yalıtımı ve havalandırma sistemleri üzerinde çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'de de benzer durumlar mevcut. İstanbul'da E-5 ve TEM otoyolları altında kalan mahalleler, gürültü ve kirlilik sorunu yaşarken, sıcak yaz günlerinde gölgelik alan olarak kullanılıyor. Ancak Türkiye'de bu alanlar genellikle planlı dönüşüme tabi tutulmamış, gecekondu veya kaçak yapılaşma ile şekillenmiş durumda. Bu haber, kentsel dönüşüm projelerinde altyapı altı alanların yeşil alan veya sosyal donatı olarak değerlendirilmesinin önemini hatırlatıyor. Özellikle iklim değişikliğiyle mücadelede, İstanbul gibi metropollerde otoyol altı alanların akıllıca kullanımı, hem ısı adası etkisini azaltabilir hem de yaşam kalitesini artırabilir. Bu tür global örnekler, Türk belediyelerine ilham kaynağı olabilir.