Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya 7 Ekim 2023'teki Hamas saldırısından önce herhangi bir uyarıda bulunup bulunmadığı sorusunu yanıtsız bıraktı. Middle East Eye'ın haberine göre, BAE yetkilileri bu konuda açıklama yapmaktan kaçınıyor. Haberde, BAE'nin olası bir uyarıyı ne zaman ve nasıl ilettiğine dair sorulara yanıt vermediği belirtiliyor. Bu gelişme, BAE'nin İsrail ile ilişkilerinin ve bölgesel istihbarat paylaşımının sorgulanmasına neden oldu.
Gelişmenin Arka Planı
7 Ekim 2023'te Hamas, İsrail'e yönelik benzeri görülmemiş bir saldırı düzenledi. Saldırıda yaklaşık 1.200 İsrailli hayatını kaybetti ve 240'tan fazla kişi rehin alındı. Saldırı öncesinde çeşitli ülkelerin ve istihbarat teşkilatlarının İsrail'i uyardığı iddiaları ortaya atılmıştı. Mısır ve bazı Batılı ülkelerin uyarılarda bulunduğu öne sürülmüştü. Ancak BAE'nin böyle bir uyarı yapıp yapmadığı bugüne kadar netleşmemişti. Middle East Eye'ın haberi, BAE'nin bu konudaki belirsizliğini gündeme taşıyor. Haberde, BAE'nin İsrail ile 2020'de imzaladığı Abraham Anlaşmaları çerçevesinde istihbarat paylaşımı yapıp yapmadığı sorusu da yer alıyor. BAE, Abraham Anlaşmaları ile İsrail ile ilişkilerini normalleştiren ilk Körfez ülkesi olmuştu. Bu anlaşma, bölgesel dengeleri değiştirmiş ve BAE'nin İran'a karşı İsrail ile güvenlik işbirliğini artırmasına yol açmıştı. Dolayısıyla BAE'nin elinde saldırı öncesi istihbarat olup olmadığı ve bunu İsrail'e iletip iletmediği kritik bir soru.
Bölgesel ve Küresel Boyut
BAE'nin olası uyarısı, sadece İsrail ile ilişkileri değil, aynı zamanda bölgesel istihbarat ağlarını ve güvenlik mimarisini de etkiliyor. Eğer BAE, saldırı öncesi istihbaratı Netanyahu'ya ilettiyse, bu, İsrail'in saldırıyı önlemek için neden harekete geçmediği sorusunu derinleştirir. Aksi halde, BAE'nin istihbaratı paylaşmaması, İsrail ile olan güven ilişkilerine zarar verebilir. BAE, bölgede istikrarı korumak ve İran'ın etkisini dengelemek için İsrail ile işbirliğini sürdürüyor. Ancak Filistin meselesi, BAE'nin kamuoyu nezdinde hassas bir konu. Bu nedenle BAE, uyarı konusunda açıklama yapmaktan kaçınarak hem İsrail ile ilişkilerini korumak hem de Arap dünyasındaki itibarını zedelememek arasında bir denge gözetiyor olabilir. Uluslararası kamuoyu ise savaşın sorumluluğunu ve istihbarat başarısızlığını sorguluyor. ABD Kongresi'nde bazı üyeler, 7 Ekim saldırısı öncesi istihbaratın paylaşılıp paylaşılmadığına dair soruşturma açılması çağrısı yapmıştı. BAE'nin sessizliği, bu tartışmalara yeni bir boyut ekliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
BAE'nin 7 Ekim öncesi olası uyarısı, Türkiye'nin bölgesel güvenlik ve istihbarat paylaşımı açısından önemli çıkarımlar sunuyor. Türkiye, İsrail ile istihbarat paylaşımını 7 Ekim sonrası askıya aldığını açıklamıştı. Eğer BAE, saldırı öncesi İsrail'i uyardıysa, bu, bölgede istihbaratın ne kadar kritik olduğunu ve Türkiye'nin kendi güvenlik ağını güçlendirmesi gerektiğini gösterir. Ayrıca BAE'nin İsrail ile yakınlaşması, Türkiye'nin Körfez politikalarını ve Filistin davasına verdiği desteği yeniden gözden geçirmesine neden olabilir. Türkiye, bölgesel istikrar için BAE ile diyaloğu sürdürürken, Filistin konusundaki hassasiyetini korumak zorunda.