İngiltere'nin en büyük savunma müteahhitlerinden Babcock International, Kraliyet Donanması için yürüttüğü kritik fırkateyn inşa programında Brexit ve Covid-19 salgınının yol açtığı sorunlar nedeniyle kârlarının sert bir şekilde düştüğünü açıkladı. Şirketin yıllık raporuna göre, faaliyet kârları %19 oranında azalarak 2023 mali yılında 160 milyon sterline geriledi. 2019 yılında imzalanan ve 5 adet Type 31 fırkateyninin inşasını öngören 1,25 milyar sterlinlik sözleşme, şirketin zarar yazmasına neden olan başlıca kalem oldu. Babcock CEO'su David Lockwood, sözleşmenin Brexit sonrası tedarik zinciri aksamaları, Covid kaynaklı iş gücü kayıpları ve artan malzeme maliyetleri nedeniyle beklenenden daha zorlu geçtiğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
Babcock'un Kraliyet Donanması için inşa ettiği Type 31 sınıfı fırkateynler, İngiltere'nin deniz gücünü modernize etme programının önemli bir parçası. Ancak şirket, sözleşmenin ilk aşamalarında büyük kayıplar yaşadı. Rapor, sadece fırkateyn programının 2023'te 50 milyon sterlin zarar yazdırdığını ortaya koydu. Lockwood, uzun vadeli sözleşmelerin erken dönemlerinde kayıpların normal olduğunu ancak Brexit ve Covid'in bu kayıpları derinleştirdiğini söyledi. Babcock ayrıca, nükleer denizaltı bakımı ve eğitim hizmetleri gibi diğer alanlarda büyümeye devam ediyor. Şirket, 2024 itibarıyla fırkateyn programının kâra geçmesini bekliyor. Savunma analistleri, Babcock'un yaşadığı zorlukların Brexit sonrası İngiliz savunma sanayiinin karşılaştığı yapısal sorunlara işaret ettiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Babcock'un sorunları, küresel savunma tedarik zincirinde Brexit ve pandemi sonrası yaşanan aksaklıkların bir yansıması olarak görülüyor. İngiltere, savunma harcamalarını artırmasına rağmen, tedarik zinciri sorunları ve enflasyon baskısı nedeniyle birçok projede gecikme ve maliyet aşımı yaşıyor. Özellikle AB'den ayrılmanın ardından, İngiliz savunma şirketleri Avrupa tedarikçilerine erişimde zorluk çekiyor. Babcock'un durumu, NATO ülkelerinin savunma kapasitelerini artırma çabalarında karşılaştıkları yapısal engelleri de gözler önüne seriyor. Bu bağlamda, Türkiye gibi savunma sanayiini yerelleştirme stratejisi izleyen ülkeler, tedarik güvenliği açısından daha avantajlı konumda olabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Babcock'un Brexit ve Covid kaynaklı sıkıntıları, Türkiye'nin savunma sanayiinde tedarik zinciri bağımlılığını azaltma stratejisinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, MİLGEM ve İstif sınıfı fırkateyn projelerinde yerli üretime ağırlık vererek dış şoklara karşı dayanıklılık kazanıyor. Ayrıca, bu gelişme NATO bünyesinde ortak savunma projelerinde esneklik ve sürdürülebilirlik ihtiyacını vurgularken, Türkiye'nin savunma ihracatında artan rolüyle küresel tedarik zincirinde alternatif bir aktör haline gelme potansiyelini de akla getiriyor.