Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan'dan binlerce askeri personel, Karabağ bölgesinin Hocavend ilçesinde düzenlenen "Birlik Gücü 2026" askeri tatbikatında ilk kez bir araya geldi. Tatbikata İran'ın da aralarında bulunduğu çok sayıda ülke gözlemci olarak katıldı. Azerbaycan Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, tatbikat üç ülkenin ortak harekat kabiliyetlerini geliştirmeyi ve bölgesel güvenlik iş birliğini güçlendirmeyi amaçlıyor.
Tatbikatın Arka Planı ve Katılımcılar
"Birlik Gücü 2026" tatbikatı, Azerbaycan'ın 2020'deki İkinci Karabağ Savaşı'nda topraklarının büyük bölümünü geri almasının ardından bölgede düzenlenen en kapsamlı çok uluslu askeri etkinlik olma özelliği taşıyor. Hocavend ilçesi, savaş sırasında yoğun çatışmalara sahne olmuş ve stratejik açıdan kritik bir konumda bulunuyor. Tatbikata Azerbaycan, Türkiye ve Özbekistan'dan binlerce asker katılırken, İran, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan gibi ülkeler gözlemci statüsünde yer aldı. Gözlemci ülkeler arasında İran'ın bulunması, bölgesel dengeler açısından dikkat çekici bir unsur olarak öne çıkıyor; zira Tahran, son yıllarda Azerbaycan ile zaman zaman gerilim yaşasa da askeri tatbikatlara gözlemci göndermeyi sürdürüyor.
Tatbikatın senaryosu hakkında ayrıntılı bilgi verilmezken, Azerbaycan Savunma Bakanlığı, etkinliğin "ortak savunma ve güvenlik tehditlerine karşı hazırlık" kapsamında icra edildiğini duyurdu. Askeri uzmanlar, tatbikatın özellikle insansız hava araçları, elektronik harp ve koordineli kara harekatı unsurlarını içerdiğini belirtiyor. Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde kaydettiği ilerleme ve Azerbaycan ordusunun modernizasyonu, tatbikatın öne çıkan başlıkları arasında.
Özbekistan'ın tatbikata ilk kez katılması, Taşkent'in bölgesel güvenlik mimarisinde daha aktif bir rol üstlenme arayışının somut bir göstergesi olarak yorumlanıyor. Özbekistan, uzun süre dış politikada mesafeli bir tutum izlemiş olsa da son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde askeri iş birliğine sıcak bakmaya başladı. Bu katılım, aynı zamanda Türkiye ile Özbekistan arasındaki savunma ilişkilerinin derinleştiğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Karabağ'da düzenlenen bu tatbikat, Güney Kafkasya'da değişen güç dengelerinin bir yansıması. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı nedeniyle bölgedeki askeri varlığını ve arabuluculuk kapasitesini azaltması, Azerbaycan ve Türkiye'nin yanı sıra Orta Asya ülkelerinin güvenlik iş birliğini çeşitlendirmesine yol açtı. Türkiye, Azerbaycan ile "tek millet, iki devlet" söylemi temelinde ittifakını pekiştirirken, Özbekistan ile ilişkilerini de savunma sanayii ve ortak eğitim programlarıyla güçlendiriyor. Tatbikat, Batı ile Rusya arasındaki gerilimin gölgesinde, bölge ülkelerinin kendi güvenlik mekanizmalarını oluşturma çabalarının bir parçası olarak görülüyor.
İran'ın gözlemci olarak katılması ise Tahran'ın bölgedeki gelişmeleri yakından takip etme ve olası bir bloklaşmanın dışında kalmama isteği olarak değerlendiriliyor. Öte yandan, Batılı ülkelerin tatbikata ilgi göstermemesi, Azerbaycan ve müttefiklerinin Avrasya odaklı bir güvenlik anlayışına yöneldiği yorumlarını güçlendiriyor. Tatbikatın, NATO standartlarından ziyade Türk Silahlı Kuvvetleri'nin eğitim doktrinleri çerçevesinde icra edildiği belirtiliyor.
Askeri analistlere göre, "Birlik Gücü 2026" tatbikatı, Türk Devletleri Teşkilatı'nın savunma ayağını güçlendirme yolunda önemli bir adım. Ancak Özbekistan ve diğer Orta Asya ülkelerinin Rusya ve Çin ile olan bağlarını tamamen koparması beklenmiyor. Bu nedenle tatbikat, çok yönlü diplomatik dengelerin bir parçası olarak okunmalı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye'nin Azerbaycan ve Özbekistan ile gerçekleştirdiği bu ortak tatbikat, Ankara'nın Orta Asya ve Kafkasya'ya yönelik savunma diplomasisinin somut bir çıktısıdır. Türkiye, hem NATO üyesi kimliğini hem de Türk Devletleri Teşkilatı içindeki lider rolünü kullanarak bölgesel güvenlik mimarisinde belirleyici bir aktör olma yolunda ilerliyor. Tatbikat, Türk savunma sanayii ürünlerinin bölge ordularında yaygınlaşmasına katkı sağlayabilir ve Türkiye'nin enerji koridorlarının güvenliğinde söz sahibi olmasını pekiştirebilir. Ayrıca, İran'ın gözlemci statüsü, Ankara-Tahran hattında askeri şeffaflık ve diyalog kanallarının açık tutulmasına işaret ediyor. Uzun vadede bu tür tatbikatlar, Türkiye'nin Avrasya'da stratejik derinliğini artıracak bir unsur olarak öne çıkıyor.