Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Filistin’in bağımsızlık mücadelesine verdiği desteği net bir şekilde ortaya koyarak, başkenti Doğu Kudüs olan egemen ve bağımsız bir Filistin devletinin kurulması gerektiğini vurguladı. Perşembe günü yapılan bir açıklamada, Aliyev’in bu ifadeleri, Filistinli bir heyetle gerçekleştirdiği görüşme sırasında dile getirdiği belirtildi. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığından yapılan yazılı açıklamada, Aliyev’in, Filistin davasına olan desteğini yineleyerek, uluslararası hukuk ve BM kararları çerçevesinde iki devletli çözümün önemine işaret ettiği kaydedildi. Görüşmede, ikili ilişkiler ve bölgesel gelişmelerin yanı sıra Filistin’in içinde bulunduğu insani durum da ele alındı.
Aliyev’den Net Durum: Filistin’e Siyasi ve Ekonomik Destek
Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın özel temsilcisi ve Filistin Kurtuluş Örgütü İcra Komitesi üyesi Zuhayr el-Şun ile bir araya geldi. Görüşmede, Aliyev, Azerbaycan’ın Filistin halkına yönelik siyasi ve maddi yardımlarını sürdüreceğini ifade etti. Aliyev’in konuşmasında, “Azerbaycan olarak, bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasına, başkentinin Doğu Kudüs olmasına her zaman destek verdik” sözleri dikkat çekti. Aliyev ayrıca, bölgede kalıcı barış ve istikrar için iki devletli çözümün kaçınılmaz olduğunu vurguladı. Filistin tarafı ise Azerbaycan’ın bu tutumundan dolayı memnuniyet duyduklarını ve Bakü’nün Filistin davasına verdiği kesintisiz desteği takdir ettiklerini belirtti.
Taraflar ayrıca, Azerbaycan’ın Filistin’e yönelik insani yardım projeleri ve kalkınma iş birliğini masaya yatırdı. Özellikle sağlık, eğitim ve altyapı alanlarında yürütülen ortak çalışmalar ele alındı. Aliyev, Filistin halkının yaşadığı ekonomik zorlukları yakından takip ettiklerini ve bu alandaki desteklerini artıracaklarını duyurdu. Bu açıklama, Azerbaycan’ın sadece siyasi olarak değil, aynı zamanda pratik anlamda da Filistin’in yanında olduğunu göstermesi açısından önem taşıyor.
Bölgesel ve Küresel Bağlam: İsrail-Filistin Sorunu ve Türk Dünyası İle İlişkiler
Aliyev’in bu açıklaması, İsrail-Filistin çatışmasının kritik bir dönemece girdiği bir zamanda geldi. İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, Doğu Kudüs’teki gerilimler ve Batı Şeria’daki yerleşim birimlerinin genişletilmesi, uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Bu bağlamda, Müslüman bir ülke olan Azerbaycan’ın Filistin devletine verdiği destek, Ankara’nın da benzer bir tutum sergilemesiyle birlikte, Türk dünyasının Filistin’e yönelik net bir tavır aldığını ortaya koyuyor. Azerbaycan, aynı zamanda İsrail ile iyi ilişkilere sahip bir ülke olarak biliniyor. Bakü, Tel Aviv ile enerji, ticaret ve askeri alanda iş birliği yaparken, Filistin davasına olan desteğini de bu denge politikası çerçevesinde sürdürüyor. Aliyev’in bu son açıklaması, Azerbaycan’ın iki devletli çözüme olan bağlılığını ve bu konudaki prensiplerinden taviz vermediğini gösteriyor.
Bölgesel olarak bakıldığında, Azerbaycan’ın Filistin’e desteği, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve BM gibi platformlarda da Filistin’e yönelik diplomatik girişimlerin güçlenmesine katkı sağlayabilir. Avrupa Birliği ve ABD’nin de iki devletli çözümü desteklemesi, Aliyev’in açıklamasını küresel bir bağlama oturtuyor. Ancak, İsrail’in bu tür çağrılara şimdiye kadar olumlu yanıt vermemesi, çözümün önündeki en büyük engel olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Azerbaycan’ın bu çıkışı, Türkiye’nin Filistin politikasıyla tam bir uyum içindedir. Ankara, uzun süredir başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir Filistin devletini savunmaktadır. Aliyev’in bu açıklaması, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki stratejik ittifakın bir yansıması olarak görülebilir; iki ülke, Filistin meselesinde ortak bir duruş sergilemektedir. Bu birliktelik, İslam dünyasında Filistin davasına yönelik sesi güçlendirebilir ve uluslararası arenada Türkiye’nin elini rahatlatabilir. Ayrıca, Azerbaycan’ın Filistin’e yaptığı insani yardımlar, Türkiye’nin Gazze ve Batı Şeria’daki projeleriyle eşgüdüm halinde yürütülüyor. Bu durum, iki ülkenin bölgesel krizlerde birlikte hareket etme kapasitesini artırıyor ve Türk dış politikasına manevra alanı sağlıyor. Özellikle Doğu Akdeniz’deki enerji rekabeti ve Kafkasya’daki jeopolitik dengeler göz önüne alındığında, bu tür ortak dış politika hamleleri, Türkiye’nin bölgesel etkisini pekiştirebilir.