Avustralya, 1980'li ve 1990'lı yıllarda yeni başlayanlara uygun kayak merkezleriyle büyük bir patlama yaşadı. Ancak küresel ısınma ve telesiyej fiyatlarındaki astronomik artış, bu dönemi sonlandırıyor mu? Bir kayakçının deyişiyle, “Dağa çıkarken sanki arabadan 100 dolarlık banknotlar atıyormuş gibiydik.” Avustralya Alpleri'nde günlük kayak geçiş ücreti 250 Avustralya dolarını (yaklaşık 160 dolar) bulurken, ekipman kiralama, konaklama ve yemek masraflarıyla birlikte dört kişilik bir aile için haftalık maliyet 10 bin doları aşabiliyor. Aynı zamanda, kar örtüsü süresi kısalıyor; 1960'lardan bu yana kar derinliği yüzde 30 azaldı. Uzmanlar, mevcut emisyon senaryoları altında Avustralya kayak sezonlarının 2050'ye kadar yarıya inebileceği uyarısında bulunuyor.
Kayak sektörünün altın çağı ve çöküşü
1980'lerde Avustralya'da kayak, orta sınıf aileler için popüler bir tatil seçeneğiydi. Sydney ve Melbourne'den hafta sonu kaçamakları düzenlenir, Snowy Mountains bölgesi dolup taşardı. O dönemde telesiyej ücreti, günlük bir bekar maaşının yüzde 10'u kadardı. Bugün ise bu oran yüzde 30-40'a fırlamış durumda. Aileler için 200 Avustralya doları yerine 1.200 dolar ödemek gerekiyor. Telesiyej işletmecileri artan sigorta, enerji ve işçilik maliyetlerini gerekçe gösteriyor. Öte yandan, kar güvencesi olmadığı için merkezler suni kar üretimine yatırım yapmak zorunda kalıyor; bu da maliyetleri daha da şişiriyor. Suni kar yapmak için su ve elektrik kullanımı, su kıtlığı yaşanan bölgelerde ayrı bir tartışma konusu. Thredbo ve Perisher gibi büyük merkezler, iklim değişikliğine uyum sağlamak için kar üretim sistemlerini genişletiyor ancak bu da bilet fiyatlarına yansıyor.
Küresel boyut: Benzer sorunlar diğer ülkelerde de var
Avustralya'nın durumu dünya genelinde kayak turizminin karşı karşıya olduğu sorunların bir yansıması. Alpler, İskandinavya ve Kuzey Amerika'daki birçok kayak merkezi benzer ısınma baskısı altında. Avrupa Alpleri'nde kar örtüsü süresi 1970'lerden bu yana her on yılda 5-10 gün kısalırken, düşük rakımlı merkezler eriyen karlarla mücadele ediyor. İsviçre'de bazı merkezler pistlerini kapatırken, Fransa'daki bazı tesisler yıl boyu turizm için bisiklet ve yürüyüş parkurlarına dönüşüyor. Küresel ısınma 2°C'yi bulursa, Avrupa'daki kayak merkezlerinin yüzde 90'ı kar kıtlığıyla karşılaşacak. Avustralya ise coğrafyası gereği daha hassas; kıtanın güneydoğusundaki alanlar, deniz seviyesine yakın olmayan tek kar alanı. Uzmanlar, sektörün ayakta kalması için hükümet sübvansiyonları ve düşük karbonlu kar üretimi gibi yöntemler gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Uludağ, Palandöken ve Kartalkaya gibi önemli kayak merkezlerine sahip olmasına rağmen, Avustralya'daki gibi bir fiyat patlaması henüz yaşanmamıştır. Ancak küresel ısınmanın etkileri Türkiye'de de hissedilmektedir; son yıllarda kayak sezonlarının kısaldığı ve yer yer kar kalınlığının azaldığı gözlemlenmektedir. Bu eğilim, Türkiye'nin kış turizmi gelirini ve kırsal kalkınmasını tehdit edebilir. Ayrıca, artan enerji maliyetleri ve sürdürülebilir turizm talepleri, tesislerin suni kar üretimine yönelmesine yol açabilir. Türkiye'nin, Avustralya'nın deneyiminden ders çıkararak, iklim değişikliğine uyumlu ve erişilebilir kış turizmi politikaları geliştirmesi önemlidir. Aksi takdirde, kış sporlarının lüks bir aktivite haline gelmesi kaçınılmazdır.