Avustralya'da, Alice Springs'te bir süpermarkette gözaltına alınırken hayatını kaybeden 19 yaşındaki Aborjin Kumanjayi White'ın ailesi, polis memurları hakkında suç duyurusunda bulunulmaması kararına karşı hukuki mücadele başlattı. Aile, polisin orantısız güç kullandığını ve ölümün önlenebilir olduğunu savunuyor. Olay, ülkede yerli halka yönelik adalet sistemi tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
Olayın Arka Planı
Kumanjayi White, 2019 yılında Alice Springs'teki bir Coles süpermarketinin şekerleme reyonunda sivil polis memurları tarafından etkisiz hale getirilmeye çalışılırken göğsüne baskı uygulanması sonucu hayatını kaybetmişti. Polis, White'ın bıçak taşıdığı ve saldırgan davranışlar sergilediği gerekçesiyle müdahale ettiklerini açıklamıştı. Ancak bağımsız otopsi raporu, ölümün 'boyun ve gövdeye uygulanan baskı' sonucu meydana geldiğini ortaya koymuştu.
Kuzey Bölgesi Savcılığı, geçtiğimiz yıl yaptığı açıklamada, polis memurları hakkında yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesiyle dava açılmayacağını duyurmuştu. Bu karar, White ailesi ve yerli hakları örgütleri tarafından büyük tepkiyle karşılanmıştı. Aile, şimdi Yüksek Mahkeme'ye başvurarak kararın iptalini talep ediyor.
Ailenin avukatı, “Bu dava, Avustralya'nın yerli halkına yönelik adalet sistemindeki derin çürümeyi gözler önüne seriyor. Polis memurlarının hesap vermemesi, toplumda güveni daha da zedeliyor” dedi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kumanjayi White'ın ölümü, Avustralya'da yerli halkın polis şiddeti ve gözaltı sırasında ölüm oranlarına ilişkin ulusal bir tartışmayı yeniden gündeme getirdi. Ülkede son 30 yılda gözaltında ölen 400'den fazla Aborjin'den sadece birkaçı için polis hakkında işlem yapıldı. Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları örgütleri, Avustralya'yı yerli halkın hakları konusunda defalarca eleştirmişti.
Benzer olaylar, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nde de yerli halkların maruz kaldığı polis şiddetine dikkat çekiyor. Uzmanlar, sömürgeci geçmişten miras kalan sistemik ırkçılığın, bu ülkelerdeki yerli topluluklarda adalete erişimi ciddi şekilde engellediğini belirtiyor. Avustralya hükümeti ise daha önce yaptığı açıklamalarda, reformlar yaptıklarını ve benzer olayların önüne geçmek için çalıştıklarını kaydetmişti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, doğrudan Türk dış politikasını etkilemese de, uluslararası insan hakları standartları ve azınlık hakları konusundaki küresel duyarlılığın bir yansımasıdır. Türkiye, özellikle Avrupa Birliği ile ilişkilerinde insan hakları kriterlerine uyum konusunda düzenli olarak değerlendirilirken, Avustralya'daki bu tür davalar, ülkelerin iç hukuklarında azınlık haklarının korunmasının uluslararası kamuoyu tarafından yakından izlendiğini gösteriyor. Türkiye'nin de benzer hassasiyetleri dikkate alarak, uluslararası toplumda güvenilirliğini artırmak için azınlık hakları ve adalet reformlarını güçlendirmesi stratejik bir önem taşıyor.