Avrupa Birliği liderleri, son Zirve'de Çin ile artan ticaret açığına karşı yeni önlemler alma konusunda anlaştı. Ancak mevcut yaklaşım, bir savaşı kaybeden generallerin önce savaş alanını ve düşmanı analiz etmeden yeni silah siparişi vermesine benziyor. Brüksel'in tercih ettiği sıralama, önce araçları sonra stratejiyi belirlemek.
Onarılması Zor Dengesizlik
Avrupa Birliği'nin Çin ile ticaret açığı, 2024 yılı itibarıyla 400 milyar avroyu aşmış durumda. Bu rakam, AB'nin yıllık GSYİH'sının yaklaşık %2,5'ine denk geliyor. Sorun sadece rakamların büyüklüğü değil; Avrupalı üreticilerin Çin pazarında karşılaştığı tarife dışı engeller, teknoloji transferi zorunlulukları ve artan yerelleşme baskıları da ticaret dengesini onarılamaz hale getiriyor.
AB Komisyonu, geçtiğimiz haftalarda Çin'den ithal edilen elektrikli araçlara yönelik soruşturma başlattı. Bu girişim, bazı üye devletler tarafından "koruyucu" bir önlem olarak görülürken, diğerleri bunun Çin'in misillemesine yol açacağı uyarısında bulunuyor. Almanya ve Fransa arasında bu konuda derin görüş ayrılıkları var.
Stratejik Vizyon Eksikliği
Brüksel'in temel sorunu, kısa vadeli ticaret önlemlerine odaklanırken uzun vadeli stratejik bir vizyon geliştirememesi. Avrupalı düşünce kuruluşları, Çin ile rekabetin ancak Avrupa'nın kendi teknolojik bağımsızlığını güçlendirmesi ve tedarik zincirlerini çeşitlendirmesiyle mümkün olacağını belirtiyor. Ancak mevcut siyasi irade, ortak bir sanayi politikası oluşturmaktan çok, günlük kriz yönetimine odaklanmış durumda.
Öte yandan, Çin'in "Kuşak ve Yol" projesi kapsamında Orta ve Doğu Avrupa ülkelerine yaptığı yatırımlar, AB içinde farklı çıkar gruplarının oluşmasına neden oluyor. Macaristan ve Sırbistan gibi ülkeler, Çin yatırımlarını memnuniyetle karşılarken, Batı Avrupa ülkeleri bu durumdan rahatsız. Bu bölünmüşlük, AB'nin Çin'e karşı ortak bir tutum geliştirmesini zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AB-Çin ticaret savaşı, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Ankara, Çin ile artan ticari ilişkileri sayesinde alternatif bir pazar kazanırken, AB pazarındaki korumacılığın ticaret saptırma etkilerinden olumsuz etkilenebilir. Özellikle tekstil ve otomotiv yan sanayi gibi sektörlerde Çin'in ithalat ikamesi stratejisi, Türk ihracatçıları için darboğaz yaratabilir. Ayrıca, AB'nin Çin'e yönelik vergi artışları, Çinli firmaları Türkiye üzerinden AB'ye girmeye teşvik edebilir. Bu durum, kısa vadede yatırım akışını artırsa da, uzun vadede Avrupa ile ticari uyumu etkileyebilir ve yerel üreticiler üzerinde baskı oluşturabilir.