Kredi piyasalarında işlem yapan yatırımcılar, Ukrayna savaşının başlangıcında Avrupalı şirketlerin iflas riskine karşı aldıkları devasa korunma pozisyonlarını çözmeye başladı. Söz konusu pozisyonların toplam büyüklüğünün 20 milyar doları aştığı tahmin ediliyor. Yatırımcılar, savaşın ilk aylarında Avrupa ekonomisinin derin bir resesyona gireceği ve şirket iflaslarının artacağı beklentisiyle kredi temerrüt takasları (CDS) ve diğer türev araçlar aracılığıyla korunma sağlamıştı. Ancak Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) faiz indirim döngüsüne girmesi ve enerji fiyatlarındaki düşüş, ekonomik görünümü iyileştirdi. Bu durum, yatırımcıların iflas riskini yeniden değerlendirmesine ve savaş kâbusu senaryolarına karşı aldıkları korunma pozisyonlarını kademeli olarak kapatmasına yol açtı.
Gelişmenin Arka Planı
Rusya'nın Ukrayna'yı işgal ettiği Şubat 2022'den hemen sonra, Avrupa şirket tahvilleri büyük bir satış dalgasıyla karşılaştı. Yatırımcılar, özellikle enerji yoğun sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin iflas edebileceği endişesiyle kredi korunma maliyetlerini hızla yükseltti. O dönemde Avrupa kredi temerrüt takas endeksi (iTraxx Crossover) 500 baz puanın üzerine çıkarak pandemi dönemi seviyelerini aştı. Büyük hedge fonları ve varlık yöneticileri, portföylerini korumak için toplamda 20 milyar doları bulan bir nominal değerde korunma pozisyonu oluşturdu. Ancak beklentilerin aksine, Avrupa ekonomisi bir resesyona girmek yerine enerji krizini görece hafif atlattı. ECB'nin faiz artırımlarına rağmen şirket kârlılıkları dayanıklı kaldı ve iflas oranları tarihsel ortalamaların altında seyretti. Bu durum, yatırımcıların savaş korunmalarını tutmanın maliyetini sorgulamasına neden oldu.
Son birkaç aydır, kredi spreadleri (risk primleri) daralırken, yatırımcılar pozisyonlarını kapatma yönünde adımlar atıyor. JPMorgan Chase ve Goldman Sachs gibi büyük yatırım bankaları, müşterilerinin bu pozisyonları çözdüğünü ve işlem hacminin arttığını bildirdi. Uzmanlar, bu sürecin önümüzdeki aylarda da devam edeceğini, ancak jeopolitik risklerin tamamen ortadan kalkmadığını vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kredi korunma pozisyonlarındaki bu çözülme, küresel piyasalarda risk iştahının arttığına işaret ediyor. Avrupa şirket tahvillerine olan talep, ABD ve Asya'daki benzer enstrümanlara kıyasla daha hızlı toparlanıyor. Bunun temel nedenlerinden biri, ECB'nin faiz indirimlerine hazırlanması ve Avrupa Komisyonu'nun savunma harcamaları ile yeşil dönüşüm için yeni bütçe olanakları yaratması. Öte yandan, ABD Başkanlık seçimleri öncesi belirsizlikler ve Çin ekonomisindeki yavaşlama, yatırımcıları Avrupa varlıklarına yönlendiriyor.
Bununla birlikte, bazı analistler bu iyimserliğin abartılı olabileceği konusunda uyarıyor. Ukrayna'daki savaş devam ederken, enerji fiyatlarının yeniden yükselebileceği ve tedarik zinciri sorunlarının nüksedebileceği belirtiliyor. Ayrıca, Fransız siyasi krizi ve Almanya'nın bütçe sorunları gibi faktörler, Avrupa'nın toparlanmasını gölgeleyebilir. Yine de kredi piyasalarındaki bu dönüş, yatırımcıların en kötü senaryoları fiyatlamayı bıraktığını gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, bu gelişmelerden doğrudan etkilenmese de, Avrupa'da artan risk iştahı ve iyimserlik, Türk varlıklarına olan talebi de dolaylı olarak artırabilir. Avrupa'dan çıkan fonların bir kısmı, yüksek getiri arayışıyla gelişmekte olan piyasalara yönelebilir. Ayrıca, Avrupa şirketlerinin finansman koşullarının iyileşmesi, Türkiye'nin ihracat pazarlarına olumlu yansıyabilir. Ancak Türkiye'nin kendi kredi notu ve risk primi (CDS), küresel konjonktürden bağımsız olarak yurt içi dinamikler tarafından belirlenmektedir. Bu nedenle, Avrupa'daki kredi korunmalarının çözülmesi, Türkiye için doğrudan bir katalizör olmaktan çok, küresel risk iştahındaki iyileşmenin bir parçası olarak değerlendirilmelidir.