PARİS, 17 Eylül - Avrupa ve Arap ülkelerinin askeri şefleri, Perşembe günü Paris'te bir araya gelerek Lübnan Silahlı Kuvvetleri'nin ihtiyaçlarını değerlendirecek ve Birleşmiş Milletler barış gücü misyonunun sona ermesiyle ilgili planları tartışacak. Toplantı, İsrail'in Lübnan'ın güneyinde yeniden askeri bir harekat düzenleyebileceği yönündeki endişelerin arttığı bir dönemde gerçekleşiyor.
BM Misyonunun Geleceği ve Lübnan Ordusu'nun İhtiyaçları
Fransa'nın başkenti Paris'te düzenlenen toplantıya, Avrupa ülkeleri ve Arap devletlerinden üst düzey askeri yetkililer katılıyor. Görüşmelerin ana gündem maddesi, Birleşmiş Milletler'in Lübnan'daki geçici barış gücü misyonu olan UNIFIL'in (Birleşmiş Milletler Lübnan Geçici Görev Gücü) görev süresinin sona ermesiyle ortaya çıkacak boşluğun nasıl doldurulacağı. UNIFIL, 1978'den bu yana Lübnan'ın güneyinde istikrarı sağlamak amacıyla görev yapıyor, ancak son yıllarda etkinliği ve geleceği sıkça tartışılıyor.
Toplantıda ayrıca, Lübnan ordusunun kapasitesinin güçlendirilmesi ve ülkenin güneyinde güvenliğin nasıl sağlanacağı ele alınacak. Lübnan ordusu, ekonomik kriz ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle zor günler geçiriyor. Uluslararası toplum, ordunun güçlendirilmesinin, İsrail ile Hizbullah arasında olası bir çatışmayı önlemede kilit rol oynayabileceğini düşünüyor.
Fransa, Lübnan'ın eski sömürgeci gücü olarak, ülkede istikrarın sağlanmasında tarihsel olarak aktif bir rol üstlenmiş durumda. Paris yönetimi, BM misyonunun sona ermesinin ardından Lübnan'da güvenlik boşluğu oluşmaması için müttefikleriyle koordinasyon içinde. Toplantıya, ABD, İngiltere, İtalya, İspanya gibi Avrupa ülkelerinin yanı sıra Ürdün, Mısır, Suudi Arabistan ve Katar gibi Arap ülkelerinden de temsilciler katılıyor.
İsrail'in Olası Askeri Harekatı Endişesi
Toplantının aciliyet kazanmasının nedeni, İsrail'in Lübnan'a yönelik yeni bir askeri operasyon düzenleyebileceği yönündeki istihbarat raporları. İsrail, son aylarda Hizbullah'ın Lübnan'ın güneyindeki varlığını ve silahlanmasını yakından takip ediyor. İsrail yetkilileri, BM Güvenlik Konseyi'nin 1701 sayılı kararının Hizbullah tarafından ihlal edildiğini ve bu durumun kabul edilemez olduğunu sık sık dile getiriyor.
1701 sayılı karar, 2006 yılındaki İsrail-Hizbullah savaşını sona erdirmiş ve Lübnan'ın güneyinde silahlı grupların varlığını yasaklamıştı. Ancak Hizbullah, bölgedeki varlığını korudu ve İsrail, bu durumu kendisine yönelik bir tehdit olarak görüyor. Son dönemde İsrail ile Hizbullah arasında artan gerilim, bölgesel bir çatışma riskini artırıyor.
BM misyonunun sona ermesi, özellikle İsrail'in olası bir saldırısı durumunda Lübnan'ın savunmasız kalabileceği endişesini doğuruyor. Lübnan ordusunun mevcut kapasitesi, ülkenin güneyinde tam bir güvenlik sağlamak için yeterli değil. Bu nedenle, uluslararası toplumun Lübnan ordusuna mali ve askeri destek sağlaması bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Lübnan'daki gelişmeler, Orta Doğu'nun kırılgan güvenlik mimarisinde önemli bir yer tutuyor. Suriye iç savaşı, İran'ın bölgedeki etkisi ve İsrail-Filistin çatışması gibi faktörler, Lübnan'ı istikrarsızlığın merkezine yerleştiriyor. Ülke, aynı zamanda ciddi bir ekonomik krizle boğuşuyor; para birimi değer kaybetti, yoksulluk arttı ve temel hizmetler aksadı.
BM misyonunun geleceği, sadece Lübnan için değil, tüm bölge için kritik. UNIFIL'in çekilmesi, İsrail'in güney Lübnan'a yönelik operasyonlarını kolaylaştırabilir ve Hizbullah ile doğrudan bir çatışmaya yol açabilir. Bu durum, İran ile İsrail arasındaki vekalet savaşını daha da alevlendirebilir. Ayrıca, Suriye'deki istikrarsızlık ve mülteci krizi, Lübnan üzerinden Avrupa'ya yönelik göç baskısını artırabilir.
Avrupa ülkeleri, Akdeniz'in doğusundaki istikrarın kendi güvenlikleri için hayati olduğunu düşünüyor. Özellikle Fransa, İtalya ve İspanya, Lübnan'daki gelişmeleri yakından izliyor. Arap ülkeleri ise İran'ın bölgedeki nüfuzunu dengelemek ve Lübnan'ı kendi etki alanlarına çekmek istiyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Hizbullah'a karşı mesafeli bir tutum sergilerken, Katar ve Umman daha uzlaşmacı bir çizgide.
Toplantıda alınacak kararlar, önümüzdeki dönemde Lübnan'a yönelik uluslararası desteğin şeklini belirleyecek. BM misyonunun yerine nasıl bir mekanizma kurulacağı, Lübnan ordusuna ne kadar yardım yapılacağı ve İsrail'in olası saldırısına karşı nasıl bir caydırıcılık oluşturulacağı masada. Avrupa ve Arap ülkeleri, ortak bir strateji belirlemeye çalışıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Lübnan'daki gelişmeler, Türkiye'nin Orta Doğu politikası açısından doğrudan önem taşıyor. Türkiye, Lübnan'ın istikrarını kendi güvenliği için kritik görüyor; olası bir İsrail-Hizbullah çatışması, bölgesel gerilimi artırarak Türkiye'ye yönelik mülteci akını ve ekonomik baskıyı tetikleyebilir. Ayrıca, Türkiye'nin Lübnan ordusuna verdiği destek ve BM misyonuna olası katkısı, Batı ile ilişkilerinde bir denge unsuru olabilir. Türkiye, Fransa'nın öncülük ettiği bu toplantıya katılmasa da, gelişmeleri yakından takip ederek kendi pozisyonunu belirleyecektir. Bölgesel istikrarın sağlanması, Türkiye'nin güvenlik ve ekonomi çıkarlarıyla doğrudan bağlantılı.