Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot'un Salı günü yaptığı açıklamaya göre, 11 Avrupa ülkesi ve Kanada, uluslararası hukuka aykırı İsrail yerleşimleriyle mal ticaretine ulusal kısıtlamalar getirmeyi planlıyor. Anadolu Ajansı'nın aktardığına göre, söz konusu ülkeler arasında Fransa, Birleşik Krallık, Kanada ve diğerleri yer alıyor. Bu adım, işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşimlerden gelen ürünlere yönelik ilk koordineli Avrupa girişimi olma özelliği taşıyor.
Girişimin Arka Planı ve Katılımcı Ülkeler
Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot, Salı günü yaptığı yazılı açıklamada, "Bugün Fransa, Birleşik Krallık, Kanada..." diyerek başladığı konuşmasında, 11 Avrupa ülkesinin ve Kanada'nın, uluslararası hukuka aykırı olan İsrail yerleşimleriyle ticarette ulusal düzeyde kısıtlamalar getireceğini duyurdu. Barrot'un açıklamasına göre, bu ülkeler arasında Fransa, Birleşik Krallık ve Kanada'nın yanı sıra diğer Avrupa ülkeleri de bulunuyor. Barrot, konuşmasının devamında tam listeyi vermedi ancak diplomatik kaynaklar, girişimin İspanya, Belçika, İrlanda, Lüksemburg, Malta, Slovenya, Portekiz, Hollanda ve Danimarka gibi ülkeleri kapsadığını belirtiyor.
Bu karar, Avrupa Birliği'nin 2023 yılında aldığı ve yerleşim ürünlerinin menşeini belirten etiketleme zorunluluğu getiren kararının ötesine geçiyor. Yeni girişim, ulusal düzeyde ticaret kısıtlamaları getirerek, yerleşim mallarının Avrupa pazarına girişini fiilen engellemeyi amaçlıyor. İsrail yerleşimleri, 1967 Altı Gün Savaşı'ndan bu yana işgal altındaki Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Golan Tepeleri'nde inşa edilmiş ve uluslararası hukuka göre yasadışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı da yerleşimleri uluslararası hukukun ihlali olarak tanımlıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu gelişme, Avrupa ülkelerinin İsrail-Filistin çatışmasına yönelik tutumunda önemli bir değişimi yansıtıyor. Özellikle 7 Ekim 2023'ten bu yana artan gerilim ve Gazze'deki insani kriz, Avrupa başkentlerinde İsrail'e yönelik eleştirileri artırdı. Fransa, İrlanda, İspanya ve Belçika gibi ülkeler, Filistin devletini tanıma yönünde adımlar atmıştı. Şimdi ise ticaret kısıtlamaları, ekonomik baskı aracı olarak devreye giriyor.
Avrupa Birliği'nin ortak bir pozisyon almakta zorlanması nedeniyle, üye ülkeler ulusal düzeyde harekete geçiyor. Ancak bu tür ulusal kısıtlamaların etkinliği, ticaretin tek pazar içinde serbest dolaşımı nedeniyle sınırlı olabilir. Yine de sembolik ve siyasi açıdan güçlü bir mesaj niteliği taşıyor. ABD yönetimi ise yerleşim ürünlerine yönelik tutumunda farklı bir çizgide; Trump döneminde yerleşimlerin meşruiyeti konusunda gevşeme yaşanmış, Biden yönetimi ise yerleşimci şiddetine yönelik yaptırımlar uygulamıştı. Avrupa'nın bu adımı, transatlantik ilişkilerde İsrail politikası konusundaki ayrılığı derinleştirebilir.
İsrail hükümeti, karara tepki göstererek, bu tür girişimlerin barış sürecine zarar verdiğini savunuyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Avrupa ülkelerinin bu adımı, İsrail'e karşı ayrımcı ve tek taraflı bir tutumdur" denildi. Filistin yönetimi ise kararı memnuniyetle karşıladı ve diğer ülkelere de benzer adımlar atma çağrısı yaptı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İsrail yerleşimlerini uluslararası hukuka aykırı olarak tanıyan ve Filistin davasını destekleyen bir ülke olarak, Avrupa'nın bu girişimini yakından takip ediyor. Türkiye-İsrail ticaret hacmi 2023'te yaklaşık 6,5 milyar dolar seviyesindeydi; ancak 7 Ekim sonrası Türkiye, İsrail'e yönelik ticaret kısıtlamalarını artırdı ve Mayıs 2024'te tüm ticaretin durdurulduğunu açıkladı. Avrupa'nın benzer adımları, Türkiye'nin pozisyonunu güçlendirebilir ve uluslararası kamuoyunda Filistin lehine bir denge oluşturabilir. Ayrıca, Avrupa Birliği ile ticaret anlaşmaları olan Türkiye için, yerleşim ürünlerinin Avrupa pazarından dışlanması, dolaylı olarak Türk ihracatçılarına avantaj sağlayabilir. Ancak bu kısıtlamaların etkin uygulanması, Avrupa içindeki siyasi iradeye bağlı.