Hollanda Merkez Bankası (DNB), 86 ton altını Kuzey Amerika'daki depolarından çekerek Amsterdam'a taşıdı. Bu hamle, Avrupa ülkelerinin yıllardır sürdürdüğü denizaşırı altın saklama politikasında köklü bir değişimin işareti olarak yorumlanıyor. Hollanda'nın bu kararı, küresel finans sisteminde yaşanan güven sarsıntısının ve jeopolitik gerilimlerin bir yansıması olarak öne çıkıyor.
Altınlar Neden Yurt Dışında Saklanıyordu?
Soğuk Savaş döneminde birçok Avrupa ülkesi, altın rezervlerinin bir kısmını güvenli liman olarak gördükleri ABD ve Kanada'da saklamaya başladı. New York Fed ve Kanada Merkez Bankası, bu ülkeler için adeta bir kasa görevi görüyordu. Özellikle 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan Bretton Woods sistemi, doların altına konvertibilitesini garanti ediyor ve altının New York'ta tutulmasını pratik kılıyordu. Ancak 1971'de Nixon'un doların altınla bağlantısını kesmesiyle bu sistem çöktü; yine de birçok ülke altınlarını taşımaya gerek görmedi.
Zamanla bu durum sorgulanmaya başlandı. 2012'de Almanya Federal Denetim Mahkemesi, Bundesbank'ın altın rezervlerinin akıbetini sorgulayan bir karar aldı. Bunun üzerine Almanya, 2013-2017 yılları arasında New York ve Paris'teki depolarından 674 ton altını Frankfurt'a taşıdı. Bu, diğer Avrupa ülkeleri için de bir dönüm noktası oldu. Hollanda ise 2014'te benzer bir adım atmış, 122 ton altınını New York'tan Amsterdam'a getirmişti. Şimdi ise 86 tonluk ek bir sevkiyatla toplamda 200 tonu aşan altınını eve taşımış durumda.
Jeopolitik Riskler ve Yaptırım Korkusu
Avrupa ülkelerinin altınlarını çekme motivasyonları arasında jeopolitik riskler başı çekiyor. ABD'nin 2018'de İran'a uyguladığı yaptırımlar ve ardından Rusya'nın dondurulan varlıkları, merkez bankaları için uyarıcı oldu. 2022'de Rusya'nın Ukrayna'yı işgali sonrası ABD ve Avrupa, Rusya Merkez Bankası'nın 300 milyar dolarlık rezervini dondurdu. Bu adım, diğer ülkelere "rezervleriniz siyasi bir silah haline gelebilir" mesajı verdi.
Ayrıca Avrupa ile ABD arasındaki ticaret savaşları, yaptırım politikalarındaki farklılıklar ve NATO içindeki gerilimler, Avrupa başkentlerinde "Washington'a olan bağımlılığı azaltma" düşüncesini güçlendirdi. Özellikle Almanya ve Fransa, stratejik özerklik çağrıları yaparken, altın rezervlerinin fiziki olarak kendi topraklarında olması bu bağımsızlığın somut bir göstergesi olarak görülüyor.
Küresel Merkez Bankaları Altın Alımlarını Artırdı
Dünya Altın Konseyi verilerine göre, 2022 ve 2023'te merkez bankaları tarihi yüksek seviyelerde altın alımı yaptı. 2022'de 1.136 ton, 2023'te ise 1.037 ton altın satın alındı. Bu alımların büyük kısmı Çin, Rusya, Hindistan, Türkiye ve Polonya gibi ülkelerden geldi. Avrupa ülkeleri ise daha çok mevcut rezervlerini ülkelerine çekme yolunu seçti.
Altının fiziki olarak ülke sınırları içinde tutulması, aynı zamanda bir prestij ve güvenlik meselesi. Merkez bankaları, olası bir finansal kriz anında altına hızlı erişim sağlamak istiyor. Ayrıca, yurt dışındaki depolar için ödenen saklama ücretleri de uzun vadede ciddi bir maliyet oluşturuyor. Hollanda'nın 86 tonluk sevkiyatı, bu maliyetleri azaltmanın yanı sıra, ulusal güvenlik stratejisinin bir parçası olarak da değerlendiriliyor.
Euro Bölgesi ve Dolar Hegemonyası
Avrupa'nın altın hamlesi, euro'nun dolar karşısındaki konumunu güçlendirme çabası olarak da okunabilir. Fransa Merkez Bankası Başkanı François Villeroy de Galhau, 2023'te yaptığı açıklamada, "altın bağımsızlığın teminatıdır" demişti. Avrupa Merkez Bankası da rezerv çeşitlendirmesi konusunda üye ülkelere telkinde bulunuyor. Ancak altın rezervlerinin fiziki olarak taşınması, sembolik olduğu kadar pratik sonuçları da olan bir adım. Örneğin, Londra'daki altın piyasası hâlâ dünyanın en büyük fiziki altın ticaret merkezi olma özelliğini koruyor; ancak depoların kıtaya taşınması, Avrupa'nın finansal altyapısını güçlendirebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, son yıllarda altın rezervlerini artıran ve yurt dışındaki altınlarını geri getiren ülkeler arasında yer alıyor. Merkez Bankası verilerine göre, Türkiye'nin altın rezervleri 2023 itibarıyla 500 tonun üzerinde. Türkiye, İngiltere Merkez Bankası'ndaki altınlarının bir kısmını 2018'de geri çekmişti. Avrupa'nın bu hamlesi, Türkiye'nin stratejik özerklik arayışını destekler nitelikte. Ayrıca, jeopolitik risklerin arttığı bir dönemde, altının güvenli liman olma özelliği Türkiye'nin ekonomik istikrarı için de önem taşıyor. Türkiye, kendi altınını kendi topraklarında tutarak dış şoklara karşı daha dirençli hale geliyor.