ABD ile Kanada arasındaki ticaret gerilimi son aylarda hızla tırmanıyor. ABD Başkanı Donald Trump'ın çelik ve alüminyum ithalatına yönelik ek gümrük vergileri ve Kanada'nın misilleme kararı, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri yeni bir çatışma zeminine taşıdı. ABD, Kanada'nın en büyük ticaret ortağı konumunda; ancak Kanada'nın da elinde önemli kozlar bulunuyor. Peki, Kanada bu ticaret savaşında ne kadar direnebilir?
Ticaret Savaşının Arka Planı
ABD'nin 2018 yılında çelik ve alüminyum ithalatına getirdiği ek vergiler, Kanada dahil birçok ülkeyi olumsuz etkiledi. Kanada, bu vergilere karşı 16,6 milyar dolar değerinde Amerikan ürününe misilleme tarifesi uyguladı. 2020'de imzalanan ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) ile gerilim bir süre dindi. Ancak Trump yönetiminin ikinci döneminde ticaret politikalarının yeniden sertleşmesi, Kanada'yı yeni bir mücadeleye hazırlıyor.
Kanada'nın toplam ihracatının yaklaşık %75'i ABD'ye gidiyor. Bu yüksek bağımlılık, Kanada'yı kırılgan hale getiriyor. Öte yandan, ABD'nin Kanada'dan ithal ettiği enerji, otomotiv parçaları ve tarım ürünleri, Amerikan ekonomisi için de kritik önemde. Örneğin, ABD'nin ham petrol ithalatının önemli bir kısmı Kanada'dan karşılanıyor. Bu karşılıklı bağımlılık, tarafların tam kapsamlı bir ticaret savaşından kaçınmasını gerektiriyor.
Kanada Başbakanı Justin Trudeau, misilleme tarifelerinin "orantılı ve adil" olacağını belirterek, Amerikan ürünlerine yönelik listeyi genişletmeye hazırlanıyor. Ottawa yönetimi, aynı zamanda Dünya Ticaret Örgütü nezdinde hukuki girişimlerde bulunmayı planlıyor. Uzmanlar, Kanada'nın kısa vadede ekonomik kayıplar yaşayacağını, ancak uzun vadede alternatif pazarlar bularak bağımlılığı azaltabileceğini vurguluyor.
Küresel ve Bölgesel Boyut
ABD-Kanada ticaret savaşı, sadece iki ülkeyi değil, küresel ticaret düzenini de yakından ilgilendiriyor. Dünya Ticaret Örgütü'nün zayıflayan otoritesi ve korumacılığın yükselişi, benzer gerilimlerin diğer bölgelerde de patlak verebileceğini gösteriyor. Avrupa Birliği, Çin ve Meksika gibi aktörler, olası bir ticaret savaşının yansımalarını dikkatle izliyor.
Kanada, son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine yönelik ticaret anlaşmalarına ağırlık vererek çeşitlendirme stratejisi izliyor. Kapsamlı ve İlerici Trans-Pasifik Ortaklığı (CPTPP) ve Avrupa Birliği ile imzalanan Kapsamlı Ekonomik ve Ticaret Anlaşması (CETA) bu çabaların somut örnekleri. Ancak bu anlaşmaların etkisi kısa vadede sınırlı kalabilir; zira ABD pazarının büyüklüğü ve coğrafi yakınlık, alternatiflerin etkisini azaltıyor.
ABD'nin Kanada'ya yönelik baskısı, NATO ve G7 gibi platformlarda da yansıma buluyor. Kanada, müttefiklik ilişkilerini göz önünde bulundurarak yanıtlarını ölçülü tutmaya çalışsa da, iç kamuoyundan gelen tepkiler hükümetin elini güçlendiriyor. Anketler, Kanadalıların büyük çoğunluğunun sert misilleme tedbirlerini desteklediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD ile Kanada arasındaki ticaret savaşı, Türkiye için dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Küresel ticarette korumacılığın artması, Türkiye'nin ihracat pazarlarını çeşitlendirme çabalarını zorlaştırabilir. Öte yandan, Kanada'nın ABD'ye alternatif arayışı, Türkiye ile ticari ilişkilerin gelişmesi için bir fırsat yaratabilir. Türkiye, Kanada ile olan ticaret hacmini artırmak için yeni anlaşmalar peşinde koşabilir. Ayrıca, ABD'nin tek taraflı tarifeleri, Türkiye'nin de benzer şekilde hedef alındığı bir ortamda, Ankara'nın stratejik özerkliğini güçlendirme ihtiyacını ortaya koyuyor. Türkiye, DTÖ reformu ve çok taraflı ticaret sisteminin korunması yönünde aktif diplomasi yürütmeli.