Avrupa'nın Ukrayna'ya tek başına mali destek sağlayıp sağlayamayacağı sorusu, ABD'den gelen yardımların azalması ve Avrupa içindeki ekonomik belirsizliklerle birlikte giderek daha fazla gündeme geliyor. The Economist'in günlük podcast'inde ele alınan konu, Avrupa'nın artan savunma harcamaları ve Ukrayna'ya yönelik taahhütlerinin sürdürülebilirliğini sorguluyor. Aynı podcast'te Amerika'nın özel bilim kurumlarının başarısı ve sanat hırsızlıklarındaki artış da işleniyor.
Artan mali yük ve Avrupa'nın kapasitesi
ABD'nin Ukrayna'ya yönelik askeri ve mali yardımları iç siyasi tartışmalar nedeniyle yavaşlarken, Avrupa Birliği ülkeleri Kiev'e desteklerini sürdürme baskısıyla karşı karşıya. Avrupa'nın şimdiye kadar sağladığı destek önemli boyutlara ulaştı, ancak ABD'nin boşluğunu doldurmak için gereken ek kaynaklar ciddi bir soru işareti.
AB'nin 2024-2027 dönemi için Ukrayna'ya 50 milyar euroluk bir destek paketi oluşturduğu biliniyor. Ancak bu paketin uygulanması Macaristan gibi ülkelerin vetoları nedeniyle gecikmelerle karşılaştı. Ayrıca, Avrupa ülkelerinin savunma sanayileri uzun yıllar boyunca yetersiz yatırım aldı; şimdi Ukrayna'nın ihtiyaç duyduğu mühimmat ve silah sistemlerini üretmek için kapasite artırımı gerekiyor. Bu da ek maliyetler anlamına geliyor.
Avrupa'nın ekonomik büyümesi son dönemde yavaşladı. Almanya gibi lokomotif ekonomiler resesyon riskiyle boğuşurken, kamu maliyesi üzerindeki baskı artıyor. Ukrayna'ya yapılan yardımlar, vergi mükellefleri için ek yük oluşturuyor ve bazı ülkelerde siyasi tepkilere yol açıyor. Yine de, Avrupa'nın toplam GSYİH'si göz önüne alındığında, Ukrayna'ya sağlanan desteğin sürdürülebilir olduğu savunuluyor.
Küresel ve bölgesel etkiler
Avrupa'nın Ukrayna'ya tek başına destek verip veremeyeceği, sadece ekonomik değil jeopolitik bir soru. ABD'nin desteğinin azalması, Avrupa'nın savunma ve güvenlik alanında daha bağımsız hareket etme gerekliliğini ortaya koyuyor. Bu durum, Avrupa'nın stratejik özerkliği tartışmalarını yeniden alevlendiriyor.
Öte yandan, Ukrayna'nın uzun vadeli yeniden inşası için gereken kaynaklar çok daha büyük. Dünya Bankası ve AB Komisyonu'nun tahminlerine göre, savaşın yol açtığı hasarın onarımı yüz milyarlarca doları bulabilir. Avrupa'nın bu yükü tek başına taşıması zor görünüyor; bu nedenle uluslararası işbirliği ve özel sektör yatırımları da kritik.
Aynı podcast'te değinilen diğer konular, küresel ekonominin çeşitliliğini yansıtıyor: ABD'deki özel bilim kurumlarının kamu fonlarına kıyasla daha etkin olduğu ve sanat hırsızlıklarında görülen artış, farklı sektörlerdeki dinamikleri gözler önüne seriyor. Ancak asıl odak, Avrupa'nın Ukrayna konusundaki mali taahhütleri.
Uzmanlar, Avrupa'nın Ukrayna'ya desteğinin sürdürülebilir olması için yapısal reformlar ve ortak borçlanma gibi araçların devreye sokulması gerektiğini belirtiyor. Ancak bu tür adımlar, üye ülkeler arasında farklı görüşlere yol açabiliyor. Özellikle mali disiplin konusunda hassas olan ülkeler, ortak borçlanmaya sıcak bakmıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'nın Ukrayna'ya tek başına destek sağlama kapasitesi, Türkiye'nin ekonomik ve jeopolitik hesapları açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. Türkiye, Karadeniz'deki istikrarı ve ticaret yollarını yakından ilgilendiren bu süreçte, AB ile ilişkilerini dengelemek durumunda. Avrupa'nın savunma harcamalarını artırması, Türk savunma sanayii için işbirliği fırsatları yaratabilir. Öte yandan, Avrupa ekonomisindeki yavaşlama Türkiye'nin ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, ABD'nin desteğinin azalması, Türkiye'nin bölgesel güvenlik dengelerinde daha aktif rol almasını gerektirebilir.