HSBC, İslami fonunun ABD merkezli yazılım ve veri analitiği şirketi Palantir Technologies'e yaptığı 38 milyon dolarlık yatırımı inceleme kararı aldı. Banka, Filistin yanlısı aktivistlerin ve yatırımcıların, Palantir'in İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarındaki rolüne ilişkin yükselen tepkileri üzerine harekete geçti. Karar, HSBC'nin Suudi Arabistan merkezli İslami fonu HSBC Amanah Global Equity Index Fund'un portföyünde yer alan Palantir hisselerini kapsıyor. Banka sözcüsü, yatırımın İslami finans ilkelerine uygunluğunun gözden geçirileceğini belirtti.
Gelişmenin Arka Planı
HSBC'nin bu adımı, küresel finans kurumlarının İslami yatırım fonları aracılığıyla savunma ve istihbarat teknolojileri şirketlerine yaptığı yatırımların artan bir şekilde sorgulanmasının son halkası. Palantir, ABD merkezli bir yazılım şirketi olup, veri analitiği ve yapay zeka destekli sistemleriyle savunma ve istihbarat alanında faaliyet gösteriyor. Şirket, İsrail Savunma Bakanlığı ile uzun süredir devam eden sözleşmeleri bulunuyor ve Gazze savaşı sırasında İsrail ordusuna lojistik ve istihbarat desteği sağladığı yönünde eleştirilerle karşılaşıyor. Filistin yanlısı gruplar, Palantir'in ürünlerinin İsrail'in askeri operasyonlarında kullanılmasının, HSBC'nin İslami fonunun etik ilkeleriyle bağdaşmadığını savunuyor. HSBC daha önce de benzer baskılarla karşılaşmış, 2021'de İslami fonunun bazı savunma şirketlerine yatırımını gözden geçirmişti.
HSBC Amanah Global Equity Index Fund, dünya genelinde İslami finans ilkelerine uygun hisse senetlerine yatırım yapan bir endeks fonu. İslami finans kuralları, faiz (riba), belirsizlik (garar) ve kumar (meysir) gibi unsurları yasaklarken, aynı zamanda silah, alkol, tütün ve domuz eti gibi sektörlere yatırımı da sınırlıyor. Palantir'in savunma ve istihbarat alanındaki faaliyetleri, bu tür yasaklar kapsamında değerlendirilebilir. HSBC'nin incelemesi, fonun bu yatırımı elinde tutup tutamayacağını belirleyecek.
Olayın ortaya çıkışı, Filistin yanlısı aktivistlerin HSBC'nin Londra'daki genel merkezi önünde düzenlediği protestolar ve bankaya yönelik imza kampanyalarıyla tetiklendi. Aktivistler, HSBC'nin Gazze'deki insani krizde dolaylı da olsa pay sahibi olduğunu öne sürüyor. HSBC yönetimi, konuyu ciddiyetle ele aldığını ve bağımsız bir İslami finans danışma kurulunun görüşüne başvuracağını açıkladı. Kararın birkaç hafta içinde verilmesi bekleniyor. Banka, inceleme süresince yatırımın askıya alınmadığını, ancak nihai kararın danışma kurulunun tavsiyesine göre şekilleneceğini belirtti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
HSBC'nin bu incelemesi, küresel İslami finans sektöründe etik yatırım tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Son yıllarda, özellikle Körfez ülkelerindeki yatırımcılar, İslami fonların savunma ve istihbarat şirketlerine yatırım yapmasının İslam hukuku açısından meşruiyetini sorguluyor. Malezya ve Endonezya gibi ülkelerdeki düzenleyici kurumlar, İslami fonların portföylerinde silah üreticilerine yer vermemesini şart koşuyor. HSBC'nin kararı, diğer Batılı bankaların İslami fonları için de emsal teşkil edebilir. Öte yandan, Palantir hisseleri son dönemde yapay zeka alanındaki güçlü performansıyla yükselişte; ancak şirketin İsrail ile bağlantısı, bazı kurumsal yatırımcıların çekince duymasına yol açıyor.
Bu gelişme, aynı zamanda İslami finansın küresel piyasalardaki artan ağırlığını da gösteriyor. Dünya genelinde İslami finans varlıklarının 4 trilyon doları aştığı tahmin ediliyor. HSBC gibi küresel bankalar, Müslüman müşterilerin etik taleplerine yanıt vermek için İslami fonlarını gözden geçirmek zorunda kalıyor. Palantir yatırımı, bu hassasiyetin somut bir örneği olarak öne çıkıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İslami finans alanında küresel bir merkez olma iddiasını sürdürürken, HSBC'nin bu incelemesi Türk yatırımcılar ve düzenleyiciler için de dikkate değer. Türkiye'deki İslami bankalar (katılım bankaları), Portföylerinde savunma şirketlerine yer verme konusunda benzer etik tartışmalarla karşılaşabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve İsrail ile ticari ilişkileri göz önüne alındığında, Türk kamuoyunun Filistin yanlısı hassasiyeti, İslami fon yatırımlarında şeffaflık ve hesap verebilirlik taleplerini artırabilir. HSBC'nin kararı, Türk finans kurumlarının da İslami yatırım ilkelerini daha sıkı denetlemesi yönünde bir baskı oluşturabilir. Öte yandan, Türkiye'nin savunma sanayii şirketleri, İslami fonların bu tür yatırımlardan çekinmesi durumunda alternatif finansman kaynakları arayışına girebilir.