Avrupa ülkeleri, Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşı sona erdirmek için müzakereleri başlatma konusunda kritik bir rol üstlenebilir. ABD'nin şu anda İran ile artan gerilimlere odaklanmış olması, Kiev'in Batılı destekçilerine bu boşluğu doldurma ve diplomasi yoluyla bir çözüm arayışını hızlandırma fırsatı veriyor. Uzmanlara göre, askeri zaferin kısa vadede mümkün görünmediği bu çatışmada, kalıcı barışa giden tek yol müzakere masasından geçiyor.
Gelişmenin arka planı
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin üzerinden iki yıldan fazla zaman geçti. Binlerce can kaybına ve milyonlarca insanın yerinden edilmesine neden olan savaş, Ukrayna'nın doğusunda ve güneyinde kilitli bir çatışmaya dönüştü. Ukrayna güçleri Batı silahlarıyla direnmeyi sürdürürken, Rusya savunma hatlarını tahkim etmiş durumda.
Avrupa Birliği ve NATO ülkeleri, Kiev'e milyarlarca dolarlık askeri yardım sağladı. Ancak savaşın giderek bir yıpratma savaşına dönüşmesi, Batılı başkentlerde 'diplomatik bir çıkış' arayışını güçlendiriyor. Özellikle Fransa ve Almanya, Moskova ile diyalog hatlarını açık tutmaya çalışıyor. Bu bağlamda, Avrupa'nın üst düzey diplomatları, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in temsilcileriyle arka kanal görüşmeleri yürütüyor.
Bölgesel ve küresel boyut
ABD'nin İran politikası, bu tabloda belirleyici bir faktör haline geldi. Washington yönetimi, İran'ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetlerine odaklanmış durumda. Bu durum, Avrupa'ya Ukrayna dosyasında daha fazla inisiyatif alma alanı açıyor. Bir yandan da Çin, Brezilya ve Hindistan gibi ülkeler arabuluculuk girişimlerinde bulunuyor.
Enerji piyasaları da savaşın gölgesinde. Rus gazına bağımlılığını azaltan Avrupa, kış aylarında enerji arz güvenliğini sağlamak için alternatif kaynaklara yöneldi. Ukrayna üzerinden transit geçen Rus doğal gazı anlaşmasının 2024 sonunda sona erecek olması, müzakereleri daha da acil hale getiriyor. Zira her iki taraf da ekonomik olarak tükenme noktasına gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, savaşın başından beri hem Ukrayna hem de Rusya ile diplomatik ilişkilerini koruyan nadir ülkelerden. Karadeniz Tahıl Koridoru anlaşması gibi girişimlerde oynadığı arabulucu rolü, Ankara'nın etkisini gösteriyor. Avrupa'nın yeni bir müzakere süreci başlatması, Türkiye'nin de bu sürece dahil olmasını sağlayabilir. Ancak Ankara, Rusya'ya yönelik yaptırımlara katılmadığı için Batı ile zaman zaman gerilim yaşıyor. Yine de Türkiye, hem NATO müttefiki hem de Rusya ile komşu olarak iki tarafı da dinleyen bir pozisyonda. Bu denge siyaseti, olası barış görüşmelerinde Türkiye'yi vazgeçilmez bir aktör haline getirebilir.