Avrupa Birliği ülkeleri, uluslararası hukuka ve kendi resmî politikalarına rağmen, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarında kurduğu yasadışı yerleşimlere milyarlarca avroluk ticaret yoluyla destek sağlıyor. Middle East Eye’ın geniş çaplı soruşturmasına göre, AB’nin İsrail’le ticaretinin önemli bir kısmı Batı Şeria ve Doğu Kudüs’teki yerleşimlere dayanıyor. Bu durum, hem AB’nin kendi mevzuatına hem de 2004 tarihli Uluslararası Adalet Divanı görüşüne aykırılık teşkil ediyor.
Soruşturmanın çarpıcı bulguları
Soruşturma, 2020-2024 yılları arasında AB ve İsrail arasındaki ticaret hacmini mercek altına aldı. Buna göre, AB ülkeleri yerleşimlerde üretilen ürünleri etiketleme yükümlülüğünü büyük ölçüde görmezden geliyor. Özellikle tarım, kozmetik ve teknoloji sektörlerinde yoğunlaşan ticaret, yerleşimlerin ekonomik olarak ayakta kalmasını sağlıyor. Raporda, Alman, İtalyan ve Hollandalı şirketlerin bu ticarette başı çektiği belirtiliyor.
AB, hukuken İsrail yerleşimlerini yasadışı kabul etmesine ve yerleşim ürünlerine menşe etiketi koyulmasını istemesine karşın, bu kararların uygulanmasındaki zafiyet dikkat çekiyor. Soruşturma, özellikle İsrail’in ‘Made in Israel’ etiketiyle Avrupa’ya gönderdiği ürünlerin aslında işgal altındaki topraklarda üretildiğini ortaya koyuyor. Bu da tüketicileri yanıltarak yerleşimlerin meşrulaşmasına katkıda bulunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu ticaret, sadece hukuki bir ihlal değil, aynı zamanda İsrail-Filistin çatışmasının dinamiklerini de doğrudan etkiliyor. Yerleşimler, iki devletli çözümün önündeki en büyük engellerden biri olarak görülüyor. Avrupa’nın bu ticareti sürdürmesi, Filistin yönetiminin uluslararası desteğini zayıflatıyor ve bölgede barış umutlarını azaltıyor. Ayrıca, AB’nin bu tutumu, Ortadoğu’daki diğer aktörler nezdinde güvenilirliğini sorgulatıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre, 2023 itibarıyla Batı Şeria’da yaklaşık 700 bin Yahudi yerleşimci bulunuyor. Uluslararası toplumun bu yerleşimlere yönelik ekonomik yaptırımları tartışılırken, Avrupa’nın ticaret yoluyla dolaylı desteği sorunu daha da karmaşık hale getiriyor. Soruşturma, bu konuda somut adım atılmadığı takdirde yerleşimlerin daha da genişleyeceği uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına tarihsel olarak güçlü destek vermekte ve İsrail yerleşimlerini yasadışı kabul etmektedir. Avrupa’nın bu ticarete göz yumması, Türkiye’nin başta BM olmak üzere uluslararası platformlarda Filistin lehine yürüttüğü diplomasiyi zorlaştırabilir. Ayrıca, Türkiye’nin kendi ticari ilişkilerinde benzer bir çifte standartla karşılaşmamak için AB’nin bu tutumunu eleştirmesi beklenebilir. Bölgesel istikrar açısından, yerleşimlerin genişlemesi Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ortadoğu politikalarını da etkileyebilir.