Avrupa Parlamentosu, belgesiz göçmenlerin sınır dışı edilmesini hızlandırmayı amaçlayan tartışmalı bir planı kabul etti. Oylama sırasında sağcı milletvekilleri, koro halinde 'geri gönderin' sloganları atarken, diğer parlamenterler 'yazıklar olsun' diyerek karşılık verdi. Plan, AB ülkelerinde ICE benzeri katı göç uygulamalarının hayata geçirilmesine zemin hazırlayabilir.
Oylama süreci ve tartışmalar
Avrupa Parlamentosu'nun genel kurulunda yapılan oylamada, belgesiz göçmenlerin geri gönderilmesini kolaylaştıracak yeni kurallar 289 'evet', 240 'hayır' ve 32 çekimser oyla kabul edildi. Oylama öncesinde aşırı sağcı milletvekilleri, 'Geri gönderin!' sloganlarıyla salonu inletirken, merkez sol ve yeşil milletvekilleri 'Yazıklar olsun!' diyerek yanıt verdi. Oturumu yöneten başkan yardımcısı, tarafları sükunete çağırmak zorunda kaldı.
Planı savunanlar, düzensiz göçün AB'nin sınır güvenliği ve sosyal refah sistemleri üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu öne sürüyor. Özellikle Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde artan göçmen karşıtlığı, siyasi yelpazenin sağına kayışı hızlandırdı. Ancak planın muhalifleri ise bu tür uygulamaların insan hakları ihlallerine yol açabileceği ve AB'nin temel değerleriyle çeliştiği uyarısında bulundu.
Planın detayları ve olası etkileri
Kabul edilen plan, AB üyesi ülkelerin 'güvenli üçüncü ülke' listesini genişletmelerine ve sınır dışı işlemlerini hızlandırmak için idari prosedürleri kısaltmalarına olanak tanıyor. Ayrıca, geri dönüş kararlarının uygulanması için üye ülkeler arasında daha sıkı işbirliğini öngörüyor. Planın bir başka maddesi ise sınır dışı edilen kişilerin AB'ye yeniden girişini engellemek için veri tabanı oluşturulmasını içeriyor.
Uzmanlar, bu planın AB'nin göç politikasında 'caydırıcılık' yaklaşımını benimsediğini belirtiyor. Ancak eleştirmenler, bu tür önlemlerin sığınma hakkını fiilen ortadan kaldıracağını ve uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguluyor. Özellikle uluslararası örgütler, sığınmacıların geri gönderilme riski altında olduğu ülkelerde insanlık dışı koşullarla karşılaşabileceğine dikkat çekiyor.
Avrupa Birliği'nde son yıllarda göç politikalarında giderek daha katı bir çizgi benimseniyor. 2015-2016'daki mülteci krizinin ardından, sınır kontrolleri artırılmış ve geri kabul anlaşmaları yaygınlaştırılmıştı. Ancak yeni plan, bu politikanın daha da sertleştiğini gösteriyor. AB içinde bu konuda derin bir ayrışma yaşanırken, bazı ülkeler (Macaristan, Polonya) daha da ileri gitmek isterken, diğerleri (Almanya, İspanya) daha ılımlı bir yaklaşım savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa Parlamentosu'nun bu kararı, Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren bir bağlamda değerlendirilmelidir. Türkiye, 2016 Göç Anlaşması kapsamında AB ile düzensiz göçle mücadelede önemli bir işbirliği yürütüyor. AB'nin sınır dışı uygulamalarını sertleştirmesi, Türkiye'nin anlaşma kapsamında üstlendiği yükü daha da ağırlaştırabilir. Ayrıca, AB'nin 'güvenli üçüncü ülke' listesini genişletmesi halinde Türkiye'nin kendini bu listede bulması, Suriyeli mültecilerin geri gönderilmesi yönünde baskıların artmasına neden olabilir. Öte yandan, Türkiye-AB müzakerelerinde vize serbestisi gibi konuların geleceğini de etkilemesi muhtemeldir. Bu gelişme, Türkiye'nin AB ile göç alanındaki ortaklığının yeniden tanımlanması gerekliliğini ortaya koyuyor.