Avrupa kıtası, yaz aylarının en şiddetli orman yangınlarıyla mücadele ediyor. Fransa'nın güneybatısında ve Yunanistan'ın çeşitli bölgelerinde alevler kontrol altına alınamazken, Belçika tarihinin en büyük yangınıyla karşı karşıya. Özellikle Belçika'nın doğusundaki Limburg eyaletinde dün başlayan ve hızla yayılan yangın, Almanya sınırına yaklaştı ve yüzlerce kişi tahliye edildi. Avrupa genelinde uzmanlar, bu felaketleri iklim değişikliğinin acı bir yüzü olarak değerlendiriyor.
Gelişmenin Arka Planı: Belçika'nın En Büyük Yangını
Belçika Kralı Philippe, bu sabah ülkenin doğusundaki Limburg eyaletinde meydana gelen ve ülke tarihinin en büyük orman yangını olduğu belirtilen felaketin yaşandığı bölgeyi ziyaret etti. Yangın, geçtiğimiz hafta sonu başladı ve rüzgarın etkisiyle hızla yayılarak yaklaşık 750 hektarlık alanı küle çevirdi. Almanya sınırına sadece birkaç kilometre kala durdurulabilen yangın, bazı köylerin boşaltılmasına neden oldu. Yetkililer, itfaiye ekiplerinin ve askeri birliklerin hala bölgede soğutma çalışmaları yürüttüğünü açıkladı. Yangının çıkış nedeni henüz netlik kazanmazken, uzun süredir devam eden kuraklık ve aşırı sıcaklıkların yangını körüklediği ifade ediliyor. Belçika'da 1976'dan bu yana bu kadar büyük bir yangın kayıtlara geçmemişti.
Fransa'nın güneybatısındaki Gironde bölgesinde ise yeniden alevlenen yangınlar nedeniyle 6 binden fazla kişi tahliye edildi. Daha önce Temmuz ayında kontrol altına alınan yangınların, kuvvetli rüzgarlar ve yüksek sıcaklıklarla tekrar alevlendiği bildiriliyor. Bölgede yaklaşık 14 bin hektar ormanlık alan kül oldu. Fransız yetkililer, 6 yangın söndürme uçağı ve 500 itfaiyecinin bölgede çalışmalarını sürdürdüğünü belirtiyor. Yunanistan'da da durum benzer; Atina çevresindeki Penteli Dağı'nda çıkan orman yangını nedeniyle çok sayıda ev tahliye edildi, hastaneler ve tarihi manastırlar tehdit altında.
Bölgesel ve Küresel Boyut: İklim Değişikliğinin Ayak İzleri
Avrupa genelinde yaşanan bu yangınlar, kıtanın iklim değişikliği karşısındaki kırılganlığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Bilim insanları, artan sıcaklıklar ve azalan yağışlarla birlikte orman yangınlarının artık daha sık ve daha yıkıcı hale geldiğini vurguluyor. Avrupa Orman Yangını Bilgi Sistemi verilerine göre, bu yıl Avrupa genelinde yangınlardan etkilenen alan bir önceki yıla göre üç kat arttı. Sivil toplum kuruluşları, hükümetleri orman yönetimi politikalarını gözden geçirmeye ve iklim değişikliğiyle mücadelede daha iddialı adımlar atmaya çağırıyor. Özellikle Belçika gibi Kuzey Avrupa ülkelerinin de bu tür felaketlerle karşı karşıya kalması, iklim krizinin artık yalnızca Akdeniz ülkelerinin sorunu olmadığını gösteriyor.
Bu durum, Avrupa Birliği'nin ortak sivil koruma mekanizmalarının önemini de artırıyor. AB, yangınlara müdahale için üye ülkeler arasında koordinasyonu güçlendirme ve yangın söndürme uçakları filosu oluşturma planlarını hızlandırdı. İspanya, İtalya ve Portekiz gibi ülkelerle birlikte hareket eden AB, vatandaşlarını bu tür doğal afetlere karşı daha hazırlıklı hale getirmeyi amaçlıyor. Uzmanlar, orman yangınlarıyla mücadelenin yalnızca itfaiye ekipleriyle sınırlı kalmaması gerektiğini, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir arazi kullanımı politikalarının da bir bütün olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki orman yangınları, Türkiye'nin son yıllarda karşılaştığı benzer felaketlerle doğrudan ilişkilendirilebilir. Türkiye, 2021 yılında özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yaşadığı büyük yangınların ardından afet yönetimi ve yangınla mücadele kapasitesini artırma çalışmaları yürütüyor. Avrupa'daki yangın haberleri, iklim değişikliğinin küresel bir tehdit olduğunu ve tüm ülkelerin ortak hareket etmesi gerektiğini hatırlatıyor. Türkiye, yangın söndürme uçakları ve helikopterlerin tedariki konusunda uluslararası iş birliğine açık olduğunu ifade ediyor; bu kapsamda AB ve NATO ile yapılabilecek ortak çalışmalar, hem Türkiye hem Avrupa için önemli avantajlar sağlayabilir. Ayrıca, iklim değişikliğiyle mücadelede atılacak adımlar, Türkiye'nin yeşil enerji yatırımları ve sürdürülebilir tarım politikalarıyla uyumlu bir şekilde ilerlemelidir.