Avrupa'nın önde gelen ödeme kuruluşları, ABD merkezli Visa ve Mastercard'ın küresel pazar hakimiyetine karşı bir araya gelerek ortak bir Avrupa ödeme çözümü geliştirme kararı aldı. Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya'dan bankalar ve fintech şirketlerinin katıldığı girişim, Avrupa'nın finansal altyapısında dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. Proje kapsamında, sınır ötesi ödemelerde kullanılacak yeni bir kart şeması ve dijital cüzdan altyapısı oluşturulması planlanıyor. Avrupa Merkez Bankası'nın (ECB) dijital euro projesiyle de uyumlu olması beklenen bu hamle, jeopolitik gerilimlerin arttığı bir dönemde Avrupa'nın "stratejik özerklik" hedefinin finans ayağını oluşturuyor.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa'da ödeme sistemleri uzun yıllardır ABD merkezli şirketlerin kontrolünde. Visa ve Mastercard, Avrupa'daki kartlı ödemelerin yaklaşık %70'ini elinde bulunduruyor. Bu bağımlılık, özellikle 2018'de ABD'nin İran'a yönelik yaptırımları sonrası Avrupa şirketlerinin İran ile ticaret yapamamasıyla somut bir sorun olarak ortaya çıktı. Avrupa ülkeleri, ABD'nin tek taraflı yaptırımlarına takılmadan ticaret yapabilmek için alternatif mekanizmalar arayışına girdi. INSTEX girişimi bu çabaların bir örneğiydi ancak sınırlı kaldı.
Son yıllarda Avrupa'da yerel ödeme girişimleri güç kazandı. Hollanda merkezli Adyen, İsveç'te Swish, Almanya'da Giropay ve İspanya'da Bizum gibi çözümler ulusal düzeyde başarılı oldu. Ancak sınır ötesi ödemelerde hala ABD'li kart şemalarına bağımlılık sürüyor. Yeni girişim, bu yerel başarıları birleştirerek pan-Avrupa bir alternatif yaratmayı amaçlıyor. Avrupa Komisyonu'nun 2020'de yayımladığı "Avrupa Ödeme Stratejisi" de bu yönde bir irade ortaya koymuştu. Ayrıca, dijital euro projesi kapsamında ECB, perakende ödemelerde kullanılacak bir merkez bankası dijital para birimi üzerinde çalışıyor. Özel sektör girişimi, bu projeyle entegre olabilecek bir altyapı sunmayı hedefliyor.
Girişimin teknik detayları henüz netleşmiş değil. Ancak edinilen bilgilere göre, yeni sistemin açık kaynaklı bir protokol üzerine inşa edilmesi ve Avrupa'daki tüm bankaların ve ödeme kuruluşlarının erişimine açık olması planlanıyor. Kart şemasının yanı sıra, anlık ödeme sistemleri (SEPA Instant) ve mobil ödeme çözümleriyle de entegre olması bekleniyor. Projenin ilk fazının 2026'da pilot uygulamaya geçmesi, 2028'de ise tam ölçekli kullanıma sunulması öngörülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu girişim, sadece Avrupa için değil, küresel ödeme ekosistemi için de önemli sonuçlar doğurabilir. ABD'nin finansal sistem üzerindeki hegemonyası, özellikle yaptırımlar ve ticaret savaşları dönemlerinde bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Avrupa'nın alternatif bir sistem kurması, ABD'nin bu gücünü sınırlayabilir. Benzer şekilde, Çin'in UnionPay'i ve Rusya'nın Mir kart sistemi de kendi alternatiflerini oluşturmuş durumda. Avrupa'nın bu alanda atacağı adım, çok kutuplu bir finansal dünyanın habercisi olarak yorumlanıyor.
Öte yandan, ABD'li şirketler de boş durmuyor. Visa ve Mastercard, Avrupa'daki pazar paylarını korumak için yeni teknolojilere yatırım yapıyor ve Avrupa'daki düzenleyicilerle işbirliği arayışında. Ancak Avrupa'da artan regülasyon baskısı ve siyasi irade, ABD'li şirketlerin işini zorlaştırıyor. Avrupa Birliği, 2023'te kabul ettiği Dijital Hizmetler Yasası ve Dijital Piyasalar Yasası ile büyük teknoloji şirketlerine yönelik denetimi artırmış durumda. Ödeme sistemleri de bu kapsamda değerlendiriliyor.
Girişimin başarısı, Avrupa'daki bankaların ve işletmelerin yeni sisteme ne ölçüde adapte olacağına bağlı. Tüketici alışkanlıklarını değiştirmek kolay değil; ancak yaptırım riskleri ve maliyet avantajları, geçişi hızlandırabilir. Ayrıca, Avrupa'daki perakendecilerin ABD'li kart şemalarına ödediği yüksek komisyonlar, alternatif arayışını güçlendiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa'nın ödeme sistemleri bağımsızlığı girişimini yakından takip etmeli. Türkiye'nin dış ticaretinin yaklaşık %40'ı Avrupa Birliği ülkeleriyle yapılıyor ve bu ticarette ödeme altyapısı kritik önemde. Avrupa'nın alternatif bir sistem kurması, Türkiye'nin AB ile ticaretinde daha az ABD baskısı anlamına gelebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi yerli ödeme sistemi olan TROY, bu tür bir Avrupa girişimiyle entegre olma fırsatı yakalayabilir. Bu, TROY'un uluslararası alanda yaygınlaşması için bir kapı aralayabilir. Ancak aynı zamanda, Avrupa'nın sistemine entegre olmak, Türkiye'nin finansal altyapısını Avrupa standartlarına uyumlu hale getirmesini gerektirecek. Stratejik açıdan, Türkiye'nin hem ABD hem de Avrupa ile dengeli ilişkiler yürütme çabası göz önüne alındığında, bu gelişme Ankara için yeni bir denge unsuru olabilir.