Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin desteklediği yapay zeka düzenleme çerçevesini yeniden gündeme getirdi. İnsan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğünü temel alan bu çerçeve, taslağı hazırlayan küçük Avrupa kuruluşunun dışında neredeyse hiç bilinmiyor. Berset, yapay zekanın sınır tanımayan etkilerine karşı uluslararası işbirliğinin şart olduğunu vurguladı.
Gelişmenin Arka Planı
Avrupa Konseyi, 1949'da kurulan ve 46 üye ülkeyi bir araya getiren hükümetlerarası bir kuruluş. Merkezi Fransa'nın Strasbourg kentinde bulunan Konsey, insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında bağlayıcı sözleşmeler hazırlamasıyla tanınıyor. Yapay zeka düzenlemesine yönelik çerçeve sözleşme, 2019'dan bu yana üzerinde çalışılan bir metin. Biden yönetimi, 2023 yılında söz konusu çerçeveye siyasi destek verdiğini açıklamıştı. Avrupa Birliği de kendi Yapay Zeka Yasası'nı (AI Act) hazırlarken bu çerçeveden esinlendi.
Ancak Avrupa Konseyi'nin çerçevesi, ABD'de ve Avrupa'da yeterince tanınmıyor. Kuruluş, medyada genellikle Avrupa Birliği ile karıştırılıyor. Oysa Avrupa Konseyi, AB'den farklı olarak Rusya'nın 2022'de ihraç edilmesiyle 46 üyeye sahip ve Türkiye de dahil. Yapay zeka sözleşmesi, ABD, İngiltere, Japonya gibi gözlemci ülkelerin de katılımına açık.
Berset, göreve geldiğinden bu yana yapay zeka konusunu öncelikli gündem maddeleri arasına aldı. İsviçreli siyasetçi, daha önce İsviçre İçişleri Bakanı olarak görev yapmıştı. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri olarak yaptığı açıklamalarda, yapay zekanın demokrasiye yönelik risklerine dikkat çekiyor ve düzenlemelerin sadece ulusal düzeyde kalmaması gerektiğini savunuyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yapay zeka düzenlemeleri, son yıllarda uluslararası diplomasinin en tartışmalı alanlarından biri haline geldi. ABD, Çin ve Avrupa Birliği, farklı yaklaşımlar benimsiyor. ABD'de Biden yönetimi, yapay zeka güvenliği konusunda bir dizi idari emir ve gönüllü taahhütlerle ilerlerken, Kongre'de kapsamlı bir yasa çıkarılamadı. Avrupa Birliği ise 2024'te kabul ettiği Yapay Zeka Yasası ile risk temelli bir düzenleme getirdi. Çin ise algoritma tavsiyeleri ve üretken yapay zeka hizmetleri için sıkı kurallar uyguluyor.
Avrupa Konseyi çerçevesi, bu mozaikte farklı bir konumda: İnsan hakları ve demokrasi ilkelerini merkeze alarak, yapay zekanın potansiyel zararlarından korunmayı amaçlıyor. Sözleşme, taraf ülkeler için bağlayıcı olacak ve yapay zeka sistemlerinin şeffaflığı, hesap verebilirliği ve ayrımcılık yapmaması gibi ilkeleri içerecek. Ancak metnin hayata geçmesi için yeterli sayıda ülkenin onayı gerekiyor. Şu ana kadar imza atan ülke sayısı sınırlı.
Berset'in çabası, ABD'de yönetim değişikliği yaşanmasına rağmen bu çerçeveyi canlı tutmayı hedefliyor. Biden yönetiminin desteği, Donald Trump'ın başkanlığı döneminde belirsizliğe girmişti. Trump yönetimi, yapay zeka düzenlemelerinde daha çok sektörel serbestiyi savunuyor. Bu durum, Avrupa Konseyi çerçevesinin geleceğini riske atıyor. Berset, uluslararası kamuoyuna çağrıda bulunarak, yapay zekanın kontrolsüz gelişiminin demokratik değerleri aşındırabileceği uyarısını yapıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Avrupa Konseyi'nin kurucu üyelerinden biri olarak yapay zeka düzenlemesi sürecinde aktif rol alabilir. Türkiye'nin kendi yapay zeka stratejisi ve veri koruma kanunu (KVKK) bulunuyor; ancak kapsamlı bir yapay zeka yasası henüz yok. Avrupa Konseyi çerçevesine katılım, Türkiye'nin AB ile uyumunu güçlendirebilir ve küresel yapay zeka yönetişiminde söz sahibi olmasını sağlayabilir. Ayrıca, Türk savunma sanayii ve teknoloji şirketleri için uluslararası standartlara uyum, ihracat ve işbirliği açısından kritik önem taşıyor. Bölgesel istikrar açısından ise yapay zeka düzenlemeleri, dijital egemenlik ve güvenlik politikalarını doğrudan etkiliyor.