Avrupa Konseyi’ne üye ülkelerin hükümetleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) uygulanmasını güçlendirmek için somut adımlar atmaya çağrıldı. Middlesex Üniversitesi’nden Profesör Philip Leach ve Hertie School’dan Profesör Başak Çalı imzalı bir mektupta, Sözleşme’nin etkinliğinin artırılması için hükümetlerin siyasi irade göstermesi gerektiği vurgulandı. Mektup, özellikle ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü gibi temel hakların giderek daha fazla baskı altında olduğu bir dönemde yayımlandı. Yazarlar, AİHS’nin “dişlerinin” olması için devletlerin taahhütlerini yerine getirmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının tam olarak uygulanması gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de ifade özgürlüğünün her geçen gün daha da kısıtlandığına dikkat çeken mektup, Avrupa’daki genel eğilimin endişe verici olduğunu ortaya koyuyor.
Mektup neden şimdi yayımlandı?
Mektup, Avrupa Konseyi’nin insan hakları mekanizmalarının zayıfladığı yönündeki eleştirilerin arttığı bir dönemde kaleme alındı. Profesör Leach ve Çalı, özellikle AİHM kararlarının uygulanmasındaki gecikmelerin ve bazı ülkelerdeki sistematik insan hakları ihlallerinin Sözleşme’nin otoritesini sarstığını savunuyor. Türkiye, Macaristan ve Polonya gibi ülkelerde yargı bağımsızlığına yönelik müdahaleler ve medya üzerindeki baskılar, Avrupa’nın temel değerlerinin test edildiğini gösteriyor. Yazarlar, hükümetlerin sadece sözde değil, eylemde de insan haklarına bağlılık göstermesi gerektiğini belirtiyor. Mektup ayrıca, Avrupa Konseyi’nin 46 üyesinin tamamının AİHS’ye taraf olduğunu ancak sözleşme denetim mekanizmalarının etkin bir şekilde işlemediğini hatırlatıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Soğuk Savaş sonrası Avrupa’nın en önemli insan hakları belgelerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak son yıllarda popülist ve otoriter eğilimlerin yükselişi, Sözleşme’nin kurumsal yapısını tehdit ediyor. AİHM, 2023 yılında 65 binin üzerinde başvuru aldı ve bu başvuruların büyük bir kısmı Rusya, Türkiye ve Ukrayna gibi ülkelerden geldi. Rusya’nın Avrupa Konseyi’nden çıkarılması, Sözleşme’nin evrenselliği konusunda soru işaretleri yarattı. Uzmanlar, AİHS’nin geleceğinin, üye devletlerin siyasi taahhütlerine bağlı olduğunu vurguluyor. Mektup, Avrupa Birliği’nin de sürece dahil olması gerektiğini, çünkü AB’nin temel haklar şartının AİHS ile uyumlu hale getirilmesinin önemli olduğunu ifade ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu mektup, Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uyum konusundaki karnesinin zayıf olduğu bir dönemde yayımlandı. AİHM’nin Türkiye aleyhine verdiği kararların önemli bir kısmı ifade özgürlüğü, adil yargılanma ve mülkiyet hakkı ihlalleriyle ilgili. Türkiye’nin bu kararları uygulamadaki isteksizliği, Avrupa Konseyi nezdinde eleştirilere yol açıyor. Mektupta doğrudan Türkiye’ye atıfta bulunulması, Ankara’nın insan hakları alanındaki reform taahhütlerinin sorgulanmasına neden oluyor. Türkiye’nin AB üyelik sürecinin durma noktasına geldiği bir dönemde, bu tür eleştiriler, ülkenin Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olabilir. Öte yandan, hükümetin son dönemde yargı reformu ve insan hakları eylem planı açıklamaları, uluslararası toplum tarafından yakından izleniyor.