Avrupa Birliği, İran ile Batı arasında artan gerilimin odağındaki Hürmüz Boğazı’nda gemicilik faaliyetleri için navigasyon ücreti alınmasına olanak tanıyacak önerileri incelemeye aldı. Planlara göre, geçiş ücretlerinin zorunlu olmaması şart koşulurken, ABD’li yetkililer Tahran yönetimine boğazın uluslararası deniz ticaretine açık olduğuna dair kamuya açık bir taahhüt vermesi çağrısında bulunuyor. Görüşmelerin hassasiyeti nedeniyle ismi açıklanmayan Avrupalı diplomatlar, bu adımın İran’a ekonomik baskıyı artırmak ve aynı zamanda boğazda seyrüsefer serbestisini korumak amacı taşıdığını belirtiyor. Hürmüz Boğazı, dünya petrol arzının yaklaşık beşte birinin geçtiği stratejik bir su yolu olarak küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip.
Gelişmenin arka planı
Hürmüz Boğazı’nda geçiş ücreti tartışmaları, ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını sıkılaştırdığı ve Tahran’ın boğazda taciz edici manevralar yaptığı bir dönemde gündeme geldi. Avrupa, İran’ın nükleer programı ve bölgesel faaliyetleri nedeniyle Washington ile ortak hareket etmekle birlikte, tam bir abluka yerine daha esnek mekanizmalar geliştirmeye çalışıyor. Önerilen sistem, gönüllülük esasına dayalı olarak şirketlerin Hürmüz Boğazı’ndan geçerken bir ücret ödemesini, bu ücretin ise bölgede deniz güvenliğini sağlamak veya İran’ın petrol dışı gelir elde etmesine katkıda bulunmak gibi amaçlarla kullanılmasını öngörüyor. Ancak, bu fikrin hayata geçmesi halinde uluslararası deniz hukuku ve boğazlardan serbest geçiş ilkesi açısından tartışma yaratması bekleniyor. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne benzer bir düzenleme olup olmayacağı ise henüz net değil.
Bölgesel ve küresel boyut
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi’ni Umman Denizi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dar bir geçit olup, İran, Umman, Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin kıyılarıyla çevrilidir. Bölgede yaşanan herhangi bir kriz, küresel petrol fiyatlarını anında etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Son yıllarda İran’ın, ABD yaptırımlarına misilleme olarak boğazı kapatma tehditleri ve ticari gemilere el koyma eylemleri, uluslararası deniz ticaretini tedirgin ediyor. ABD ise 2019’da “Operation Sentinel” adlı deniz güvenliği girişimini başlatarak boğazda seyrüsefer serbestisini korumayı hedeflemişti. Avrupa’nın gönüllü ücret önerisi, aslında İran’a bir gelir kapısı açarak gerilimi düşürmeyi ve aynı zamanda yaptırım rejimini delmeden bir çözüm bulmayı amaçlıyor. Ancak, İran’ın bu öneriye nasıl yanıt vereceği ve ABD’nin desteği konusu belirsizliğini koruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler, Türkiye’nin enerji ithalatı ve deniz ticareti üzerinde doğrudan etkili olabilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bir kısmını Basra Körfezi ülkelerinden temin ettiği için boğazın güvenliği kritik. Gönüllü geçiş ücreti uygulaması, kısa vadede maliyetleri artırmasa da, böyle bir mekanizmanın uluslararası teamüllere aykırılık teşkil etmesi halinde Boğazlar rejimi açısından emsal oluşturabilir. Türkiye, Montrö Sözleşmesi’nin garantörü olarak boğazlardan serbest geçiş ilkesine hassasiyetle yaklaşıyor. Bu nedenle, İran ve Avrupa arasında varılacak bir mutabakat, Türkiye’nin deniz hukuku pozisyonuyla çelişebilir ve Ankara’nın diplomatik tepkisine yol açabilir. Bölgesel istikrarsızlığın artması halinde, Türkiye enerji maliyetlerindeki dalgalanmalardan da olumsuz etkilenebilir.