Avrupa'da doğal gaz fiyatları, ABD ile İran arasında yeniden alevlenen gerginliğin ardından üç yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Hollanda merkezli Title Transfer Facility (TTF) vadeli işlemlerinde megavat-saat başına fiyat, son işlem gününde 45 avroyu aşarak Mart 2023'ten bu yana en yüksek düzeyi gördü. Piyasalarda, Hürmüz Boğazı'nın olası kapanması ve Orta Doğu'dan Avrupa'ya LNG sevkiyatının aksaması endişeleri fiyatları yukarı çekiyor. Analistler, artan jeopolitik risklerin ve kıtanın enerji arz güvenliğine ilişkin belirsizliklerin, fiyat artışının kısa vadede kalıcı olabileceğine işaret ettiğini belirtiyor.
ABD-İran gerilimi yeniden tırmanıyor
ABD ile İran arasındaki son gerginlik, iki ülkenin askeri güçlerinin karşı karşıya gelmesiyle başladı. ABD'nin bölgeye ek askeri sevkiyat yapma kararı, Tahran yönetiminin misilleme tehditlerini beraberinde getirdi. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidi, küresel enerji akışının yaklaşık beşte birinin geçtiği bu kritik su yolunun güvenliğine ilişkin endişeleri yeniden gündeme getirdi. Piyasalar, İran'ın daha önce 2023'te benzer bir krizde boğazı kısmen kapatma girişiminde bulunduğunu hatırlıyor; bu da enerji fiyatlarında kısa süreli ancak keskin bir yükselişe yol açmıştı.
Avrupa Birliği ülkeleri, Rusya'ya yönelik yaptırımlar nedeniyle doğal gaz ithalatında büyük ölçüde Norveç boru hatlarına ve ABD'den gelen LNG'ye bağımlı hale gelmiş durumda. Ancak Orta Doğu'dan gelen LNG sevkiyatlarının, özellikle Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden yapılan yüklemelerin, Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği düşünüldüğünde, bölgedeki herhangi bir çatışma Avrupa'nın enerji arz güvenliğini doğrudan tehdit ediyor. Bu durum, kıta genelinde depolama tesislerinin doluluk oranlarının mevsimsel ortalamanın altında seyrettiği bir döneme denk geliyor.
Küresel enerji piyasalarında domino etkisi
Avrupa'daki fiyat artışı, yalnızca bölgesel bir sorun değil; küresel enerji piyasalarında domino etkisi yaratıyor. Asya'da spot LNG fiyatları da son haftalarda yükselişe geçmiş durumda; Japonya ve Güney Kore gibi enerji ithalatçısı ülkeler, Avrupa ile LNG için rekabet ediyor. Bu rekabet, özellikle kış aylarında talebin artmasıyla birlikte fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturuyor.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a yönelik 'azami baskı' politikasının yeniden devreye girmesiyle birlikte, taraflar arasında doğrudan bir çatışma riskinin arttığını, bunun da enerji piyasalarındaki belirsizliği körüklediğini vurguluyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), yayımladığı son raporda, jeopolitik risklerin enerji arz güvenliği üzerindeki etkisinin 'son on yılın en yüksek seviyesine ulaştığını' belirtti. Raporda, Hürmüz Boğazı'nın tamamen kapanması durumunda küresel petrol fiyatlarının varil başına 100 doların üzerine çıkabileceği ve doğal gaz fiyatlarının da benzer bir sıçrama yaşayabileceği uyarısı yapıldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa doğal gaz fiyatlarındaki bu artış, Türkiye'yi doğrudan etkileyen bir gelişme. Türkiye, doğal gaz ihtiyacının önemli bir kısmını Rusya, İran ve Azerbaycan'dan boru hatlarıyla karşılıyor; ancak LNG ithalatı da giderek artıyor. Türkiye'nin uzun vadeli sözleşmeleri fiyat artışlarına karşı kısmi bir koruma sağlasa da, spot piyasadan yapılan alımlar ve yeni sözleşmeler bu artıştan etkilenecek. Özellikle TANAP ve TürkAkım gibi projelerin Avrupa'ya gaz taşıması nedeniyle, Türkiye'nin enerji koridoru rolü bu krizde daha da kritik hale geliyor. Ankara'nın enerji arz güvenliğini çeşitlendirme politikası kapsamında, Doğu Akdeniz ve Karadeniz'deki yeni keşifler ile yenilenebilir enerji yatırımları, bu tür jeopolitik risklere karşı uzun vadeli bir sigorta işlevi görebilir. Ancak kısa vadede, küresel enerji fiyatlarındaki bu artışın Türkiye'deki enflasyon ve cari açık üzerinde ek baskı yaratması bekleniyor.