Avrupa’nın en büyük çelik üreticileri, Avrupa Birliği’nin (AB) amiral gemisi emisyon ticaret sisteminin (Emisyon Ticaret Sistemi – ETS) zayıflatılmaması ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Alman Salzgitter AG, İsveçli SSAB AB gibi devlerin imza attığı ortak bildiride, iklim hedeflerinden taviz verilmesinin Avrupa’nın yeşil dönüşümünü tehlikeye atacağı uyarısı yapıldı. Uyarı, AB’nin 2040 iklim hedeflerini belirlemeye hazırlandığı ve karbon fiyatlarının düşüş eğiliminde olduğu bir döneme denk geldi.
Gelişmenin arka planı
AB Emisyon Ticaret Sistemi, 2005 yılından bu yana karbon fiyatlandırması yoluyla emisyonları azaltmayı hedefleyen dünyanın en büyük karbon piyasası. Ancak son dönemde enerji krizi ve ekonomik durgunluk nedeniyle karbon fiyatları ton başına 100 avronun üzerinden 70 avro seviyelerine geriledi. Bu düşüş, bazı üye ülkelerde sanayi rekabetçiliğini korumak adına sistemin gevşetilmesi taleplerini beraberinde getirdi.
Salzgitter ve SSAB’nin de aralarında bulunduğu 10 büyük çelik üreticisi, AB Komisyonu’na gönderdikleri mektupta, ETS’nin zayıflatılmasına karşı çıkarak SKDM’nin kapsamının genişletilmesini ve uygulamasının hızlandırılmasını talep etti. Şirketler, SKDM’nin AB dışından gelen düşük karbon maliyetli ürünlere karşı bir denge unsuru olduğunu ve Avrupa’daki yeşil yatırımları koruduğunu vurguladı. Ayrıca, karbon kaçağı riskini azaltmak için ücretsiz tahsisatların kademeli olarak kaldırılması çağrısı yapıldı.
Çelik sektörü, AB’nin toplam emisyonlarının yaklaşık %5’inden sorumlu ve karbonsuzlaşma maliyetinin yüksek olduğu bir alan olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcileri, yeşil hidrojen bazlı çelik üretimine geçişin milyarlarca avroluk yatırım gerektirdiğini belirtiyor. Bu nedenle istikrarlı bir karbon fiyatı ve güçlü bir SKDM, yatırım kararlarında kritik rol oynuyor.
Bölgesel veya küresel boyut
AB’nin karbon piyasasının geleceği, Transatlantik ticaretten Asya’daki yeşil çelik rekabetine kadar geniş bir yelpazede etkili olacak. AB, SKDM ile Çin, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerden gelen çelik ithalatını karbon maliyetine tabi tutmayı planlıyor. Ancak bu mekanizma, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarına uygunluk ve gelişmekte olan ülkelerin tepkisi gibi zorluklarla karşı karşıya.
Bu yılın başında AB, SKDM’nin geçiş dönemini başlattı ancak asıl uygulama 2026’da yürürlüğe girecek. Çelik üreticileri, bu sürecin hızlandırılmasını ve kapsamın alüminyum, gübre gibi diğer sektörlere genişletilmesini talep ediyor. Öte yandan, ABD’nin Inflation Reduction Act (IRA) ile yeşil sanayiye sağladığı büyük teşvikler, Avrupa’da rekabet endişelerini artırıyor. Avrupalı şirketler, AB’nin de benzer bir sanayi politikasıyla desteklenmesi gerektiğini savunurken, karbon piyasasının zayıflamasının bu çabaları baltalayacağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB’nin en büyük çelik tedarikçilerinden biri olarak SKDM’den doğrudan etkilenecek. 2023’te Türkiye’nin AB’ye çelik ihracatı 5 milyar doları aşarken, SKDM’nin devreye girmesiyle birlikte Türk çelik üreticileri ek karbon maliyetiyle karşılaşacak. Bu durum, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yatırımlarını hızlandırmasını ve karbon yoğun üretim yapısını değiştirmesini zorunlu kılıyor. AB’nin karbon piyasasını zayıflatmama yönündeki çağrısı, Türkiye için de bir uyarı niteliği taşıyor: Rekabet gücünü korumak için Türk sanayisinin düşük karbonlu teknolojilere geçişini hızlandırması ve AB standartlarına uyum sağlaması gerekiyor. Aksi takdirde, Avrupa pazarında önemli bir pay kaybı yaşanabilir.