Avrupa, son yılların en şiddetli orman yangınlarıyla boğuşuyor. Fransa ve İspanya'da alevler, on binlerce hektarlık alanı küle çevirirken, 300 binden fazla insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Ulusal itfaiye teşkilatları, art arda gelen yangınlar karşısında yetersiz kalırken, Avrupa Birliği, üye ülkeler arasında dayanışmayı sağlamak için Sivil Koruma Mekanizması'nı ve rescEU acil durum rezervini harekete geçirdi. Bu dev yangınlar, iklim değişikliğinin Avrupa üzerindeki etkisini bir kez daha gözler önüne sererken, kıtanın gelecekte bu tür felaketlere ne kadar hazır olduğu sorusunu da gündeme getiriyor.
Avrupa'nın Yangınla Mücadelesinde Kritik Eşik
Fransa'nın güneybatısındaki Bordeaux bölgesi ile İspanya'nın doğusundaki Aragon ve Katalonya'da çıkan yangınlar, binlerce itfaiyecinin müdahalesine rağmen kontrol altına alınmakta zorlanıyor. Aşırı sıcaklar ve kuraklığın etkisiyle alevler hızla yayılırken, yetkililer tahliye emirleri veriyor. Fransa İçişleri Bakanı Gérald Darmanin, yangınlarla mücadele için ülke genelinde seferberlik ilan ettiklerini açıkladı. İspanya'da ise Başbakan Pedro Sánchez, felaket bölgelerinde olağanüstü hal ilan edildiğini duyurdu. Ulusal kapasitelerin sınırına dayandığı bu dönemde, AB'nin devreye girmesi kritik önem taşıyor.
AB Sivil Koruma Mekanizması, üye ülkelerin afet durumlarında karşılıklı yardımlaşmasını sağlayan yapı olarak öne çıkıyor. Bu mekanizma kapsamında, alevlerle mücadele için Almanya, İtalya, Polonya ve Romanya'dan yangın söndürme uçakları ve ekipleri Fransa ve İspanya'ya sevk edildi. Bununla birlikte, Brüksel merkezli rescEU rezervi, AB'nin ortak kriz yönetimi kapasitesini güçlendirmek için oluşturulmuş bir dayanışma fonu olarak dikkat çekiyor. Bu rezerv sayesinde, AB ülkeleri kendi imkânları yetmediğinde ortak havuzdan yararlanabiliyor.
İklim Değişikliği ve Altyapı Yetersizliği
Uzmanlar, bu yılki yangınların şiddetini iklim değişikliğine bağlıyor. Akdeniz havzası, son yıllarda daha sıcak ve kurak yazlarla boğuşuyor; bu da yangın mevsimini uzatıyor ve yangınların şiddetini artırıyor. Copernicus İklim Değişikliği Servisi'ne göre, Avrupa son 500 yılın en sıcak yazını geçiriyor. Bu durum, orman yangınlarının yalnızca Güney Avrupa ülkelerinin sorunu olmaktan çıkıp, kıtanın tamamını etkileyen bir güvenlik meselesine dönüştüğünü gösteriyor.
Yangınlarla mücadelede yaşanan zorluklar, sadece ekipman eksikliğinden değil, aynı zamanda uzun vadeli önleme politikalarının yetersizliğinden de kaynaklanıyor. Orman yönetimi, erken uyarı sistemleri ve itfaiye bütçelerinin artırılması, bu tür felaketlere karşı dayanıklılığı artırabilir. Avrupa Birliği'nin iklim hedefleri doğrultusunda, yangın riskine karşı daha bütüncül bir yaklaşım benimsemesi gerekiyor.
Diğer yandan, bu yılki yangınlar turizm başta olmak üzere bölge ekonomilerini de vurdu. Fransa'nın Gironde bölgesinde, yangın nedeniyle 11 bin kişi tahliye edilirken, İspanya'nın Katalonya bölgesindeki turistik tesisler zarar gördü. Bu durum, Avrupa'nın güneyinde yaşayan yerel halkın geçim kaynaklarını tehdit ediyor ve ABD'deki iklim değişikliği tartışmalarına benzer şekilde, Avrupa'da da iklim politikalarının aciliyetini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Avrupa'daki bu büyük yangınlar, Türkiye için hem ders niteliği taşıyor hem de iş birliği fırsatları sunuyor. Türkiye, Akdeniz kuşağında yer aldığından, benzer iklim koşullarında orman yangınlarına maruz kalıyor. 2021'de yaşanan büyük yangınlar, ülkenin afet yönetimi kapasitesini zorlamış ve AB ile dayanışma çağrılarını gündeme getirmişti. Bu kapsamda, AB'nin rescEU programına katılım ve Sivil Koruma Mekanizması'yla etkileşim, Türkiye'nin olası afetlere hazırlıklı olması açısından önem taşıyor. Ayrıca, iklim değişikliğinin bölgesel etkileri, Türkiye'nin sınır ötesi iş birliği arayışını güçlendirebilir. Bu da Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin göç ve enerji gibi alanların yanı sıra iklim diplomasisini de içerecek şekilde genişletilmesine zemin hazırlayabilir.