Avustralya Savunma Bakanı Richard Marles, Singapur'da düzenlenen Shangri-La Diyalogu'nda yaptığı açıklamada, AUKUS savunma ortaklığının kritik denizaltı iletişim kablolarını korumak amacıyla yeni insansız hava aracı (drone) teknolojisi geliştireceğini duyurdu. Marles, 'deniz tabanının bir savaş alanı olduğu' uyarısında bulunarak, bu teknolojinin stratejik önemine vurgu yaptı.
Gelişmenin arka planı
AUKUS, Avustralya, Birleşik Krallık ve ABD arasında 2021 yılında kurulan bir trilateral güvenlik ortaklığıdır. Ortaklık kapsamında nükleer denizaltı teknolojisi paylaşımı ve diğer gelişmiş savunma sistemleri üzerinde iş birliği yapılıyor. Marles, konuşmasında ayrıca Avustralya'nın ABD'den ikinci el nükleer denizaltı satın alacağını doğruladı. Bu denizaltılar, Avustralya'nın yeni nükleer denizaltı filosunu inşa etme sürecinde geçici bir çözüm olarak kullanılacak.
Denizaltı kabloları, küresel internet trafiğinin büyük bir kısmını taşıyor ve bu nedenle stratejik altyapı olarak kabul ediliyor. Uzmanlar, bu kabloların sabotaj veya casusluk faaliyetlerine karşı savunmasız olduğuna dikkat çekiyor. AUKUS ülkeleri, yeni drone teknolojisiyle bu tehditlere karşı koymayı hedefliyor.
Bölgesel veya küresel boyut
AUKUS'un bu hamlesi, Çin'in Hint-Pasifik bölgesindeki artan deniz faaliyetleri ve denizaltı kablolarına yönelik potansiyel tehditler bağlamında değerlendiriliyor. Çin, bölgede askeri varlığını artırırken, AUKUS ülkeleri de deniz güvenliğini sağlamak için iş birliğini derinleştiriyor. Marles'in 'deniz tabanı savaş alanı' sözleri, bu bölgenin jeopolitik önemini vurguluyor. Ayrıca Avustralya'nın ikinci el denizaltı satın alması, ülkenin kendi nükleer denizaltı filosunu kurma sürecinde geçici bir adım olarak görülüyor ve bu da ABD ile savunma bağlarının güçlendirilmesi anlamına geliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AUKUS'un denizaltı kablolarını korumak için drone teknolojisi geliştirmesi, küresel deniz güvenliği ve kritik altyapı korunması açısından önemli bir gelişmedir. Türkiye, Boğazlar ve Doğu Akdeniz'deki stratejik konumu nedeniyle deniz güvenliğine büyük önem vermektedir. Bu teknolojik ilerleme, Türkiye'nin de kendi denizaltı ve insansız sistemlerini geliştirme çabalarına ışık tutabilir. Ayrıca, NATO müttefiki olarak Türkiye, denizaltı kablolarının korunması konusunda ortak çözümler geliştirilmesine katkı sağlayabilir. Gelişmenin, Doğu Akdeniz'deki enerji ve iletişim altyapısının güvenliği açısından da dolaylı etkileri olabileceği değerlendirilmektedir.