Londra merkezli düşünce kuruluşu Kraliyet Birleşik Hizmetler Enstitüsü (RUSI) ile ABD merkezli savunma yayını War on the Rocks, Atlantik'in iki yakasından uzmanların katılacağı ikinci ortak web seminerini düzenliyor. "Atlantik Brifingi: Nükleer Caydırıcılıkta ABD ve Avrupa Perspektifleri" başlıklı etkinlik, 23 Eylül 2026 Çarşamba günü saat 12:00-13:00 (Doğu Saati, ET) arasında çevrimiçi olarak gerçekleştirilecek.
Gelişmenin Arka Planı
RUSI ve War on the Rocks, savunma ve güvenlik alanında uzmanlaşmış iki etkili yayın organı olarak, transatlantik güvenlik meselelerini ele almak üzere bir dizi ortak etkinlik düzenliyor. Bu ikinci web semineri, nükleer caydırıcılık konusunu merkeze alarak, ABD ve Avrupa'nın stratejik yaklaşımlarındaki farklılıkları ve ortak noktaları tartışmayı amaçlıyor. Etkinlik, her iki kuruluşun uzman panellerini bir araya getirerek, katılımcılara güncel analizler sunacak.
Nükleer caydırıcılık, Soğuk Savaş döneminden bu yana transatlantik güvenlik mimarisinin temel taşı olmuştur. Ancak son yıllarda değişen jeopolitik dinamikler, yeni silah sistemleri ve artan tehdit algıları, bu alanda yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, Çin'in nükleer kapasitesini hızla genişletmesi ve Kuzey Kore'nin nükleer programını ilerletmesi, ABD ile Avrupa müttefikleri arasında caydırıcılık stratejilerinin yeniden değerlendirilmesine yol açtı.
Web semineri, bu bağlamda, NATO'nun nükleer paylaşım düzenlemeleri, ABD'nin Avrupa'daki nükleer varlığı, Avrupa ülkelerinin savunma harcamaları ve bağımsız nükleer kapasite tartışmaları gibi konuları ele alacak. RUSI ve War on the Rocks'ın uzman konuşmacıları, olası senaryolar ve politika önerilerini katılımcılarla paylaşacak.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Transatlantik ilişkiler, özellikle nükleer caydırıcılık konusunda son yıllarda önemli sınavlardan geçiyor. ABD'nin stratejik önceliklerini Asya-Pasifik'e kaydırması, Avrupa'da güvenlik garantilerinin sorgulanmasına neden oldu. Avrupa Birliği ülkeleri, kendi savunma kapasitelerini güçlendirme ve stratejik özerklik arayışlarını hızlandırdı. Fransa ve Almanya gibi ülkeler, nükleer caydırıcılıkta daha fazla Avrupa sorumluluğu alınması gerektiğini savunuyor.
Diğer yandan, ABD yönetimi, nükleer şemsiyenin Avrupa güvenliği için hala vazgeçilmez olduğunu vurguluyor. NATO'nun 2022 Madrid Zirvesi'nde kabul edilen yeni stratejik konsept, Rusya'yı "en önemli ve doğrudan tehdit" olarak tanımlarken, nükleer caydırıcılığın ittifakın temel görevi olduğunu yineledi. Ancak, ABD'nin nükleer modernizasyon programları ve yeni silah sistemleri (örneğin düşük verimli nükleer başlıklar) müttefikler arasında endişe yaratıyor.
Web semineri, bu karmaşık denklemde, ABD ve Avrupa'nın ortak tehdit algılarını, caydırıcılık stratejilerini ve olası iş birliği alanlarını masaya yatıracak. Etkinlik, aynı zamanda, nükleer silahların yayılmasının önlenmesi (NPT) rejimi, stratejik silah kontrol anlaşmaları ve yeni teknolojilerin (hipersonik füzeler, yapay zeka destekli komuta kontrol sistemleri) caydırıcılık üzerindeki etkilerini de tartışacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, NATO'nun nükleer paylaşım programına ev sahipliği yapan ülkelerden biri olarak, transatlantik nükleer caydırıcılık tartışmalarının doğrudan muhatabıdır. İncirlik Üssü'nde konuşlu taktik nükleer silahlar, Türkiye'nin ittifak içindeki stratejik konumunu pekiştirirken, aynı zamanda savunma ve güvenlik politikalarında hassas bir dengeyi gerektiriyor. ABD ile Avrupa arasındaki olası bir caydırıcılık stratejisi ayrışması, Türkiye'nin kendi güvenlik mimarisini yeniden gözden geçirmesine yol açabilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi nükleer enerji programı ve savunma sanayii hamleleri, bölgesel güç dengeleri açısından izlenmeye değer. Bu tür etkinlikler, Türkiye'nin pozisyonunu netleştirmesi ve müttefikleriyle koordinasyonu açısından fırsat sunuyor.