Bilim insanları, Kuzey Avrupa'ya sıcaklık taşıyan dev bir Atlantik okyanus akıntısı sisteminin çökme riskinin her geçen yıl arttığını belirtiyor. Nature Climate Change dergisinde yayımlanan son çalışma, Atlantik Meridyonel Devrilme Sirkülasyonu (AMOC) olarak bilinen bu sistemin en az yüzde 10 olasılıkla çöküşe doğru 'kilitlenmiş' olabileceğini ortaya koydu. Bu durum, küresel iklim dengesi için felaket anlamına geliyor. AMOC, Grönland'daki eriyen buzullardan gelen tatlı su akışı nedeniyle zayıflıyor; modellemeler, eşik değer aşıldığında sürecin durdurulamaz hale geleceğini gösteriyor.
AMOC Nedir ve Neden Önemli?
Atlantik Meridyonel Devrilme Sirkülasyonu, sıcak yüzey sularını ekvatordan kuzeye, soğuk derin suları ise güneye taşıyan dev bir okyanus konveyör bandı gibidir. Bu sistem olmadan, Kuzey Avrupa'nın sıcaklığı bugünkünden 5-10 derece daha düşük olurdu. Hamburg Üniversitesi'nden iklim bilimci Dr. Stefan Rahmstorf, 'AMOC'un zayıflaması, Grönland erimesiyle artan tatlı su girişi nedeniyle hızlanıyor. Tatlı su, tuzlu sudan daha hafif olduğu için suyun batmasını engelliyor ve sirkülasyonu yavaşlatıyor' diyor. Son 1500 yılın en zayıf dönemini yaşayan AMOC, daha önce 12 bin yıl önce benzer bir çöküşle Küçük Buzul Çağı'nı tetiklemişti.
Araştırmacılar, AMOC'un çöküşünün küresel etkilerini bilgisayar simülasyonlarıyla inceledi. Sonuçlara göre, çökme halinde Kuzey Atlantik'te deniz seviyesi 1 metreye kadar yükselecek, Avrupa'da tarım verimi düşecek ve Amazon yağmur ormanları geri dönülemez şekilde kuruyacak. Ayrıca, Batı Afrika'da muson yağışları azalacak, Güney Amerika'da ise kuraklık artacak.
Küresel Isınma ve Geri Dönüş Noktası
Bu son çalışma, AMOC'un bir 'devrilme noktasına' yaklaştığı endişesini güçlendiriyor. Utrecht Üniversitesi'nden Dr. René van Westen, 'Bulgular, mevcut sera gazı emisyonları devam ederse 2050 yılına kadar yüzde 95 olasılıkla çöküşün başlayacağını gösteriyor' ifadelerini kullandı. Ancak araştırma aynı zamanda, emisyonların hızla azaltılması halinde riskin yüzde 10'a düşebileceğini de belirtiyor. IPCC raporları, AMOC çöküşünün olasılığını 'düşük' olarak sınıflandırsa da son modeller bu görüşün revize edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Brezilya Ulusal Uzay Araştırmaları Enstitüsü'nden Dr. Carlos Nobre, 'AMOC çöküşü, iklim sistemindeki dokuz devrilme noktasından biri. Bunlardan birinin tetiklenmesi, domino etkisiyle diğerlerini de harekete geçirebilir' uyarısında bulunuyor. Özellikle Amazon ormanlarının savanlaşması ve Batı Antarktika buz tabakasının erimesi bu zincirleme reaksiyonun parçası.
Türkiye Açısından Değerlendirme
AMOC çöküşünün Türkiye'ye doğrudan etkisi sınırlı görünse de, küresel iklim değişikliğinin hızlanmasıyla dolaylı sonuçlar doğması kaçınılmaz. Avrupa'da tarım veriminin düşmesi, Türkiye'nin Avrupa'ya tarım ihracatını etkileyebilir ve gıda fiyatlarında artışa yol açabilir. Ayrıca, Kuzey Atlantik'te deniz seviyesinin yükselmesi, Karadeniz'de taşkın riskini artırabilir. Türkiye, Paris İklim Anlaşması hedefleri doğrultusunda emisyon azaltımına yönelmiş olsa da, bu tür küresel felaket senaryoları, iklim krizine uyum ve afet hazırlık bütçelerinin artırılması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, Türk bilim insanlarının AMOC araştırmalarına dahil olması, bölgesel iklim modellerinin doğruluğunu artıracaktır.