Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Uganda'da devam eden Ebola salgını, Asya hükümetleri için rahatsız edici bir soruyu gündeme getiriyor: Virüs, sağlık sistemleri tespit edemeden bölgenin havalimanlarından geçebilir mi? Uzmanlar Asya'da büyük bir salgın riskinin düşük olduğunu belirtse de, son alevlenme, küresel ulaşım ağlarının hastalıkları ne kadar hızlı yayabildiğini hatırlatıyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) verilerine göre, 2022'de Uganda'da 164 vaka ve 55 ölüm kaydedilirken, Kongo'da 2021'deki 12. salgın dalgası 2.000'den fazla kişiyi etkiledi. Asya ülkeleri, özellikle Çin, Hindistan ve Endonezya, havalimanı tarama protokollerini sıkılaştırmış olsa da, virüsün kuluçka dönemi ve asemptomatik taşıyıcılar sorun yaratabiliyor. Uçuş bağlantılarının yoğun olduğu bölgede, bir yolcunun belirti göstermeden seyahat etmesi, hızlı bir yayılıma yol açabilir.
Salgının arka planı ve Asya'ya yönelik tehdit
Ebola virüsü, ilk kez 1976'da Sudan ve Kongo'da tespit edilen, yüksek ateş, kanama ve organ yetmezliğine yol açan bir hastalık. Bulaşıcılığı düşük ancak ölüm oranı yüzde 50'ye kadar çıkabiliyor. Son salgın, Uganda'da Eylül 2022'de başladı ve Sudan türü olarak bilinen, aşısı bulunmayan bir varyanttan kaynaklanıyor. DSÖ, Asya ülkelerini sınır kontrollerini artırmaya çağırsa da, bölgenin sağlık altyapısı eşitsiz. Singapur ve Japonya gibi gelişmiş ülkeler güçlü izleme sistemlerine sahipken, Myanmar, Laos ve Kamboçya gibi ülkelerde kaynak kısıtlı. Uzmanlar, virüsün Afrika'dan Asya'ya sıçrama ihtimalinin düşük olduğunu, ancak havalimanlarının zayıf nokta olduğunu vurguluyor. Hong Kong ve Dubai gibi büyük aktarma merkezleri, Afrika uçuşlarını tarasa da, insan hatası veya eksik bildirim riski her zaman mevcut.
Bölgesel ve küresel boyut: Havacılık ve işbirliği
Küresel seyahat hacmi, 2022'de 4,5 milyarı aşarken, Asya-Pasifik bölgesi dünya hava trafiğinin yüzde 40'ını oluşturuyor. Afrika'dan Asya'ya direkt uçuş sayısı sınırlı olsa da, aktarmalı rotalar virüs için bir koridor oluşturabilir. DSÖ, bölgesel işbirliğini teşvik eden Asya Hastalık Kontrol Merkezi (ACDC) gibi mekanizmalar geliştiriyor. Ancak, pandemi hazırlık endekslerinde Asya ülkeleri arasında büyük farklar var. Güney Kore, erken uyarı sistemleriyle öne çıkarken, Hindistan'daki kalabalık şehirler salgın için verimli bir zemin olabilir. Aşılama programları hızlandırılsa da, sağlık çalışanlarının eğitimi ve toplumsal farkındalık kritik. Brexit sonrası İngiltere'nin Afrika'ya yönelik yardım kesintileri, salgınla mücadelede uluslararası finansman açığını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Afrika ile artan ticari ve diplomatik ilişkileri nedeniyle Ebola salgınından dolaylı olarak etkilenebilir. THY'nin Afrika'da 30'dan fazla noktaya uçuşu, virüsün Türkiye'ye taşınma riskini sınırlı da olsa artırıyor. Ancak Türkiye, Sağlık Bakanlığı'nın deneyimi ve güçlü havalimanı tarama sistemleriyle hazırlıklı. Daha önemlisi, salgın Afrika'da istikrarsızlığı derinleştirirse Türkiye'nin bölgedeki yatırımları ve insani yardım operasyonları etkilenebilir. Küresel olarak, salgın kontrol altına alınamazsa tedarik zincirleri ve emtia fiyatları üzerinden Türkiye ekonomisine yansımaları olabileceğinden, DSÖ ve Afrika ülkeleriyle işbirliğinin sürdürülmesi stratejik önem taşıyor.