Asya borsaları, teknoloji hisselerindeki güçlü satış baskısının etkisiyle haftanın ilk işlem gününde geriledi. Yatırımcılar, İran ile Batılı ülkeler arasında devam eden nükleer müzakerelerin sonuçlarını yakından izlerken, petrol fiyatları bu gelişmelerin gölgesinde yatay bir seyir izledi. Bölge genelinde risk iştahı, ABD'deki teknoloji şirketlerinin zayıf kazanç raporları ve Çin ekonomisine ilişkin endişelerle azaldı.
Teknoloji Hisselerindeki Düşüşün Bölgeye Etkisi
Tokyo Borsası'nda Nikkei 225 endeksi, yarı iletken üreticilerinin öncülüğünde yüzde 1,2 değer kaybederek 38.500 puanın altına indi. Güney Kore'nin KOSPI endeksi de Çarşamba günü açıklanacak olan ABD enflasyon verileri öncesinde yüzde 0,8 düştü. Tayvan'da ise TSMC hisseleri, yapay zeka yatırımlarına ilişkin artan temkinlilikle yüzde 2'ye yakın geriledi. Hong Kong Hang Seng Endeksi, Çin'in teknoloji devlerindeki satışlarla yüzde 0,9 kayıp yaşarken, Şanghay Bileşik Endeksi yüzde 0,3'lük sınırlı bir düşüşle günü tamamladı. Singapur ve Sidney borsaları da benzer şekilde negatif ayrıştı.
Analistler, ABD'deki büyük teknoloji şirketlerinin (Apple, Microsoft, Alphabet) üçüncü çeyrek bilançolarının beklentileri karşılamamasının, küresel yatırımcıların Asya'daki benzer hisselere yönelik iştahını azalttığını belirtiyor. Ayrıca, Çin'in emlak krizinin derinleşmesi ve genç işsizliğin rekor seviyelere ulaşması, bölgesel ekonomik toparlanma umutlarını törpüleyen faktörler arasında gösteriliyor.
İran Görüşmeleri ve Petrol Piyasasındaki Denge
Viyana'da sürdürülen İran nükleer müzakereleri, piyasaların odağındaki kritik başlık olmayı sürdürüyor. Müzakerelerin yakın zamanda bir anlaşmayla sonuçlanabileceği beklentisi, İran'ın ham petrol ihracatını artırabileceği ve böylece küresel arz fazlasına katkıda bulunabileceği öngörüsüyle fiyatları baskılıyor. Brent petrol varil başına 72 dolar seviyesinde yatay seyrederken, ABD ham petrolü (WTI) 67 dolar civarında işlem görüyor. Jeopolitik riskler, özellikle İsrail'in İran'a yönelik olası askeri müdahalesi senaryosu, petrol fiyatlarında ani bir sıçramaya yol açabilir.
Öte yandan, OPEC+ üyelerinin üretim kesintilerini kademeli olarak gevşeteceği yönündeki haberler de arz tarafında belirsizlik yaratıyor. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC), günlük 2,2 milyon varillik ek gönüllü kesintinin sona ermesinin ardından üretimi artırmayı planlıyor. Bu gelişmeler, küresel ekonomik yavaşlama endişeleriyle birleşince, enerji fiyatlarının önümüzdeki dönemde dalgalı bir seyir izleyebileceğini gösteriyor.
Bölgesel ve Küresel Ekonomik Görünüm
Asya'nın önde gelen merkez bankaları, faiz politikalarında ayrışma sinyali veriyor. Japonya Merkez Bankası (BOJ), enflasyonun hedefin üzerinde seyretmesi nedeniyle faiz artırımına gidebileceği sinyallerini verirken, Çin Halk Bankası ise ekonomik büyümeyi desteklemek için gevşeme adımlarına devam ediyor. ABD Merkez Bankası'nın (Fed) eylülde faiz indirimine başlayacağı beklentisi, gelişmekte olan Asya piyasalarına para girişini desteklese de, enflasyon verileri öncesinde temkinli bir duruş hakim.
Japonya'da açıklanan büyüme verileri, ülke ekonomisinin ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 3,1 büyüdüğünü gösterdi. Bu rakam, ilk çeyrekteki yüzde 2,9'luk daralmanın ardından gelen güçlü bir toparlanmaya işaret ediyor. Ancak, küresel teknoloji talebindeki zayıflama ve yenin değer kazanması, Japonya'nın ihracat odaklı büyüme modelini tehdit eden riskler olarak görülüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Asya borsalarındaki bu dalgalanma, Türkiye ekonomisi için doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel risk iştahındaki değişimler gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını etkileyebilir. İran ile devam eden müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması, petrol fiyatlarını yukarı çekerek Türkiye'nin enerji ithalatı maliyetini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Öte yandan, anlaşmanın sağlanması halinde İran'a yönelik yaptırımların hafiflemesi, bölgesel ticaret hacmini genişletebilir; bu da Türkiye'nin enerji ve ticaret diplomasisinde yeni fırsatlar yaratabilir. Türkiye, enerji ithalatında Rusya ve Azerbaycan'a bağımlılığını azaltma arayışında olduğu bu dönemde, İran üzerinden sağlanacak bir istikrarın bölgesel enerji arzına olumlu yansıyacağı öngörülüyor.