Sri Lanka'da bir mahkeme, 2019 Paskalya Pazarı'nda otel ve kiliseleri hedef alan ve 300'den fazla kişinin ölümüne neden olan intihar saldırılarını koordine etmekten 15 kişiyi suçlu buldu. Ülkenin en kanlı terör saldırısı olarak kayıtlara geçen olayda, yerel radikal İslamcı grup Ulusal Tevhid Cemaati (NTJ) mensupları yargılandı. Karar, yıllar süren soruşturma ve uluslararası baskıların ardından geldi.
Olayın Arka Planı ve Yargı Süreci
21 Nisan 2019'da, Katolik Paskalya ayinleri sırasında başkent Kolombo'daki St. Anthony Kilisesi, Negombo'daki St. Sebastian Kilisesi ve doğu kıyısındaki Batticaloa'daki Zion Kilisesi'ne eşzamanlı intihar saldırıları düzenlendi. Aynı anda Kolombo'daki lüks oteller olan Shangri-La, Cinnamon Grand ve Kingsbury'de de bombalar patladı. Saldırılarda en az 253 kişi yaşamını yitirdi, ancak resmi rakamlar daha sonra 300'ün üzerine çıktı. Yaralı sayısı 500'ü aştı. Saldırıları NTJ üyeleri gerçekleştirdi ve IŞİD bağlantılı olduğu iddia edildi. Soruşturma, istihbarat birimlerinin saldırılardan önce uyarı aldığı ancak harekete geçmediği yönünde eleştirileri beraberinde getirdi. Savcılık, sanıkların bombaları hazırladığını, lojistik destek sağladığını ve saldırıları planladığını belirtti. Mahkeme, 15 sanığın "terör eylemi düzenlemek" ve "cinayet" suçlarından suçlu olduğuna hükmetti. Karar duruşmasında sanıklar suçlamaları reddetti. Duruşma boyunca sanıkların avukatları delillerin yetersiz olduğunu savundu. Ancak mahkeme, telefon kayıtları, tanık ifadeleri ve bomba yapımında kullanılan malzemelerin sanıkların evlerinde bulunmasını delil olarak kabul etti. Karar, saldırıdan sağ kurtulanlar ve mağdur aileleri tarafından memnuniyetle karşılandı; bazıları adaletin geç de olsa yerini bulduğunu söyledi. Yargı süreci, pandemi nedeniyle gecikmeler yaşadı. Sanıkların bazıları tutuklu, bazıları ise daha önce serbest bırakılmıştı. Mahkeme, cezaların daha sonra açıklanacağını bildirdi. Sri Lanka yasalarına göre bu suçlar için idam cezası öngörülüyor ancak ülkede 1976'dan bu yana infaz yapılmıyor. Bu nedenle cezaların müebbet hapse çevrilmesi bekleniyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Paskalya saldırıları, Güney Asya'da dini azınlıklara yönelik artan radikal saldırıların bir parçası olarak görülüyor. Olay, Sri Lanka'nın 2009'da sona eren iç savaş sonrası kırılgan barışını sarstı. Saldırılar, ülkedeki Müslüman toplumu hedef alan misilleme saldırılarına yol açtı ve toplumsal gerilimi artırdı. Uluslararası toplum, saldırıları kınadı ve Sri Lanka'ya destek mesajları gönderdi. BM, saldırıları "insanlığa karşı suç" olarak nitelendirdi. ABD, AB ve bölge ülkeleri istihbarat paylaşımını artırma sözü verdi. Ancak saldırılar, istihbarat başarısızlıklarının küresel terörle mücadelede ne kadar kritik olduğunu gösterdi. Sri Lanka hükümeti, saldırı sonrası olağanüstü hal ilan etti ve NTJ'yi yasakladı. Güvenlik güçleri geniş çaplı operasyonlar düzenledi. Ancak uluslararası örgütler, Sri Lanka'nın terörle mücadelede insan hakları ihlalleri yaptığı eleştirisini yöneltti. Saldırılar, Güney Asya'daki radikal İslamcı hareketlerin IŞİD'den ilham aldığını gösterdi. Bölgede Hindistan, Pakistan ve Bangladeş'te benzer saldırı riskleri bulunuyor. Sri Lanka, jeopolitik konumu nedeniyle Hindistan ve Çin arasında denge politikası izliyor; bu tür olaylar ülkenin iç istikrarını ve ekonomisini olumsuz etkiliyor. Turizm gelirleri saldırı sonrası büyük darbe aldı.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Sri Lanka'daki bu terör saldırıları, Türkiye'nin terörle mücadele konusundaki hassasiyetini bir kez daha ortaya koyuyor. Türkiye, PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadelede uluslararası işbirliğinin önemini vurguluyor. Bu tür saldırılar, terörün sınır tanımadığını ve küresel işbirliğinin şart olduğunu gösteriyor. Ayrıca, Sri Lanka'nın istikrarı, Hint Okyanusu'ndaki deniz ticaret yollarının güvenliği açısından Türkiye için dolaylı da olsa önem taşıyor. Türkiye, bölgesel istikrarsızlıkların küresel ekonomiye etkilerini yakından takip ediyor.