ABD ile İran arasında son haftalarda tırmanan karşılıklı askeri saldırıların durması, Asya-Pasifik borsalarında karışık bir seyre neden olurken, petrol fiyatları yükselişe geçti. Yatırımcılar, taraflar arasında kalıcı bir ateşkes olup olmayacağını sorgularken, jeopolitik risk priminin düşmesiyle bazı piyasalarda toparlanma yaşandı. Ancak İran'ın nükleer programına ilişkin belirsizlikler ve ABD'nin yeni yaptırım tehditleri, piyasalar üzerindeki baskıyı sürdürüyor.
Gelişmenin Arka Planı: Saldırılar ve Sessizlik
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran Devrim Muhafızları'nı hedef alan bir dizi hava saldırısı düzenlemişti. Buna karşılık İran, Basra Körfezi'ndeki ABD donanma gemilerine yönelik sınırlı çaplı misillemelerde bulundu. Her iki taraf da son 48 saat içinde yeni bir saldırı gerçekleştirmezken, diplomatik kanallardan dolaylı temasların sürdüğü bildiriliyor. İran Dışişleri Bakanı, ülkesinin meşru müdafaa hakkını koruduğunu ancak savaş istemediklerini açıkladı. Beyaz Saray ise İran'ın nükleer faaliyetlerini sonlandırması halinde müzakere masasına oturabileceklerini tekrarladı.
Çin, Japonya, Güney Kore ve Avustralya borsaları günü yatay seyirle tamamlarken, Hong Kong ve Singapur'da satış baskısı görüldü. Özellikle teknoloji hisselerindeki düşüş, küresel çip arzına ilişkin endişelerle birleşince endeksleri aşağı çekti. Petrol fiyatları ise arz kesintisi haberleriyle varil başına 75 doların üzerine çıktı. Uzmanlar, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma tehdidinin kısa vadede devreye girmediğini ancak piyasaların bu riski fiyatlamaya devam ettiğini belirtiyor.
Rusya ve Çin'in arabuluculuk çabaları dikkat çekerken, Avrupa Birliği de tarafları itidale davet etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde yapılan kapalı oturumda ABD'nin yaptırım önerisi veto edilmesine rağmen, uluslararası toplum krizin daha da büyümesinden endişe ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Petrol Fiyatları ve Güvenlik Dinamikleri
Ortadoğu'daki herhangi bir istikrarsızlık, küresel enerji arzını tehdit ettiği için Asya ekonomilerini doğrudan etkiliyor. Japonya ve Güney Kore gibi net petrol ithalatçısı ülkeler, yüksek enerji maliyetleriyle karşı karşıya. Çin ise hem İran'la ticari ilişkilerini sürdürmeye çalışıyor hem de ABD ambargosundan etkilenmemek için denge politikası izliyor. İran'ın Çin'e yaptığı ham petrol ihracatının son aylarda arttığı gözlenirken, bu durum ABD ile Çin arasında yeni bir gerilim konusu olabilir.
Askeri olarak ABD'nin bölgedeki üsleri (Bahreyn, Katar, BAE) ve İran'ın balistik füze kapasitesi, tırmanma riskini canlı tutuyor. Analistler, tarafların tam ölçekli bir çatışmaya girmekten kaçındığını ancak vekil güçler aracılığıyla baskıyı sürdürebileceğini ifade ediyor. Yemen'deki Husilerin Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları, İran'ın dolaylı etkisini gösteriyor. Öte yandan İsrail'in Suriye'de İran hedeflerine yönelik operasyonları, cepheyi genişletiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran ile komşu olması ve enerji ihtiyacının önemli bir kısmını ithal etmesi nedeniyle bu gerilimden doğrudan etkileniyor. İran'a yönelik ABD yaptırımları, Türkiye'nin doğalgaz ve petrol ticaretini kısıtlarken, Ankara'nın enerji arzını çeşitlendirme çabalarını hızlandırdı. Ayrıca İran'la sınır güvenliği ve terörle mücadele konularında iş birliği yapan Türkiye, bölgesel istikrarsızlıktan kaçınıyor. NATO üyesi olarak ABD ile ittifak ilişkilerini sürdüren Türkiye'nin, hem İran'ın nükleer programına karşı net bir tavır alması hem de ekonomik çıkarlarını koruması gerekiyor.