Asya borsaları, ABD'deki teknoloji hisselerindeki keskin düşüşün ardından Çarşamba günü kayıplara yöneldi. Yükselen tahvil getirileri, artan petrol fiyatları ve Orta Doğu'daki taze gerilimler, yatırımcıların riskten kaçınmasına neden oldu. Bölge genelinde endeksler, ABD'deki Nasdaq'ın yüzde 1'in üzerinde değer kaybetmesinin yankılarıyla güne eksi başladı. Japonya'nın Nikkei 225 endeksi yüzde 0,6, Güney Kore'nin KOSPI endeksi yüzde 0,7 ve Avustralya'nın S&P/ASX 200 endeksi yüzde 0,3 değer kaybetti. Hong Kong ve Şanghay'daki vadeli işlemler de düşüşü işaret ediyor.
Gelişmenin Arka Planı
Hafta başında ABD'de açıklanan güçlü imalat PMI verileri, ekonominin dirençli olduğunu gösterdi ancak bu durum, faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalacağı beklentilerini güçlendirdi. ABD'nin 10 yıllık Hazine tahvil getirisi, Mayıs ayından bu yana en yüksek seviyesi olan yüzde 4,67'ye çıktı. Bu da özellikle teknoloji hisseleri üzerinde baskı yarattı; çünkü bu hisseler, gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değeri konusunda faiz oranlarına en duyarlı olanlardır.
Öte yandan, petrol fiyatları, ABD'nin İran'a yönelik yaptırımlarını artırma olasılığı ve olası arz kesintileri endişeleriyle yükselişini sürdürüyor. Brent petrol yüzde 0,5 artışla varil başına 87,5 dolara, ABD ham petrolü ise yüzde 0,6 artışla 83,9 dolara çıktı. Enerji maliyetlerindeki bu artış, küresel enflasyon baskılarını yeniden alevlendirme potansiyeli taşıyor ve merkez bankalarının para politikalarını gevşetme alanını daraltıyor.
Orta Doğu'daki tansiyon da yatırımcıları tedirgin ediyor. İsrail ile İran arasındaki doğrudan askeri çatışma riski, bölgedeki gerilimi yeniden artırmış durumda. Geçtiğimiz hafta İsrail'in İran'ın Şam'daki konsolosluğuna düzenlediği saldırı sonrası İran'ın misilleme tehditleri, bölgesel bir savaş endişesini körüklüyor. Bu belirsizlik, yatırımcıların güvenli liman varlıklarına yönelmesine ve hisse senedi piyasalarındaki kayıpların derinleşmesine yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyutu
Asya piyasalarındaki bu olumsuz seyir, küresel risk iştahının azaldığının bir göstergesi. ABD'deki teknoloji hisselerindeki satış dalgası, dünya genelinde büyüme hisselerini etkiliyor. Özellikle yapay zeka ile ilgili şirketlere olan aşırı iyimserlik yerini temkinli bir yaklaşıma bırakıyor. Bu durum, Asya'nın ihracata dayalı ekonomileri için de olumsuz bir tablo çiziyor.
Bölgedeki merkez bankaları, ABD Merkez Bankası'nın (Fed) izleyeceği yola kilitlenmiş durumda. Fed'in bu yıl beklenenden daha az faiz indirimi yapacağı beklentisi, Asya para birimleri üzerinde baskı yaratıyor ve bu ülkelerin kendi para politikalarını gevşetme kabiliyetini kısıtlıyor. Japon Yeni, son 34 yılın en düşük seviyelerinde seyrederken, Japonya'nın olası müdahalesi piyasada yakından izleniyor. Çin ekonomisi ise toparlanma sinyalleri vermekle birlikte, küresel talep zayıflığı ve jeopolitik riskler nedeniyle dış talepteki belirsizlik sürüyor.
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde merkez bankalarının şahin tutumunun sürmesi halinde küresel hisse senedi piyasalarında daha geniş çaplı bir düzeltmenin yaşanabileceğine dikkat çekiyor. Yatırımcılar, bu hafta açıklanacak ABD enflasyon verileri ve Fed tutanaklarını yakından takip edecek; zira bu veriler, faiz patikasına yönelik ipuçları sunacak.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Küresel piyasalardaki bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi üzerinde dolaylı etkiler yaratıyor. Yüksek ABD faizleri, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışını hızlandırarak Türkiye gibi ülkelerde finansman koşullarını zorlaştırıyor. Yükselen petrol fiyatları, Türkiye'nin enerji ithalatını pahalılandırarak cari açık üzerinde baskı oluşturabilir ve TL'nin değer kaybını tetikleyebilir. Orta Doğu'daki istikrarsızlık ise Türkiye'nin bölgedeki ekonomik ilişkilerine ve ticaretine olumsuz yansıyabilecek bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Bu nedenle, Türkiye'nin makroekonomik politikalarını küresel piyasalardaki bu belirsizliklere karşı daha temkinli şekillendirmesi gerekebilir.