ABD'den sınır dışı edilerek İngiltere'ye dönen aşırı sağcı aktivist Milo Yiannopoulos, ülkesindeki sağcı çevrelerin kendisine mesafeli durması nedeniyle siyasi bir yalnızlık yaşıyor. Trump yönetiminin kararıyla Amerika'ya girişi yasaklanan Yiannopoulos, daha önce desteklediği isimlerin bile kendisini 'fazla uç' bulduğu bir ortamda yeni bir siyasi alan arayışında.
Yiannopoulos, 2016 ABD başkanlık seçimlerinde Donald Trump'ı destekleyen ve 'alternatif sağ' (alt-right) hareketinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliniyor. Ancak son dönemde yaptığı açıklamalar ve paylaşımlar, Beyaz Saray'ın bile onayını alamayacak kadar sert bir söylem içeriyor. Trump yönetimi tarafından sınır dışı edilmesi, Yiannopoulos'un Amerikan sağındaki itibarını da olumsuz etkiledi.
İngiltere'ye döndükten sonra siyasi bir kariyer hedefleyen Yiannopoulos, ülkedeki sağcı partiler ve medya kuruluşlarıyla yakınlaşmaya çalışsa da, bu girişimler başarısızlıkla sonuçlanıyor. Özellikle GB News ve Reform Partisi gibi kurumlar, Yiannopoulos'un aşırı söylemlerinin kendi imajlarına zarar vereceği endişesiyle ondan uzak durmayı tercih ediyor.
Gelişmenin arka planı
Yiannopoulos, geçmişte İngiltere'deki Brexit kampanyasında da aktif rol oynamış, ancak daha sonra Amerika'ya taşınarak ABD siyasetine yönelmişti. ABD'deki göçmenlik yasalarını ihlal ettiği gerekçesiyle sınır dışı edilmesi, onun için büyük bir prestij kaybı oldu. Yiannopoulos'un avukatı, sınır dışı kararının siyasi olduğunu ve müvekkilinin ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini savunuyor.
İngiltere'deki sağcı çevreler, Yiannopoulos'un açıklamalarının toplumda kabul görmediğini, bu tür söylemlerin kendilerine oy kaybettireceğini düşünüyor. Özellikle göçmen karşıtı söylemlerin zirve yaptığı bir dönemde, Yiannopoulos gibi tartışmalı isimlerin ana akım sağ partilere yaklaşması, partilerin oy tabanını genişletme hedefleriyle çelişiyor.
GB News, daha önce yayın politikasında dengeyi gözetmeye çalıştığını belirtmiş; ancak Yiannopoulos'un program yapması fikrine soğuk bakıldığı biliniyor. Reform Partisi lideri ise, Yiannopoulos ile herhangi bir görüşme yapmadığını, partilerinin 'saygın' bir çizgide olduğunu vurguluyor.
Bölgesel veya küresel boyut
Yiannopoulos'un yaşadıkları, Avrupa'da yükselen aşırı sağ hareketlerin içindeki çatlakları da gözler önüne seriyor. Avrupa genelinde göçmen karşıtı partilerin oy oranları artarken, bu partilerin kendi içlerinde de radikal isimlerle aralarına mesafe koyma eğilimi gözlemleniyor. Örneğin Fransa'da Marine Le Pen, partisini radikal kanattan arındırmaya çalışırken; Almanya'da AfD, aşırılıkçı kanadı tasfiye etmeye çalışıyor.
Bu durum, aşırı sağın 'meşruiyet arayışı' olarak yorumlanabilir. Yiannopoulos gibi isimler, bu partilerin oy kaygısıyla dışladığı kesimi temsil ediyor. Ancak sosyal medya üzerinden takipçi kazanmayı sürdüren Yiannopoulos, klasik siyasi yapıların dışında kendi etki alanını genişletmeye çalışıyor.
İngiltere başta olmak üzere Avrupa'da aşırı sağ, ana akım siyasete eklemlenme stratejisi izlerken, Yiannopoulos gibi figürlerin 'marjinal' kalması, hareketin geleceği açısından belirleyici olabilir. Bu süreç, demokrasilerin aşırı uçları nasıl yönettiği sorusunu da gündeme getiriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yiannopoulos'un yaşadıkları, Türkiye'deki aşırı sağ partilerin ve medyanın nasıl bir yol izleyeceği konusunda ipuçları barındırıyor. Avrupa'daki aşırı sağın radikal isimlerden arınma eğilimi, Türkiye'deki bazı partilerin de göçmen karşıtı söylemleri benimserken 'saygın' bir çizgi tutturmaya çalışmasına benziyor. Ancak Türkiye'nin, Avrupa'daki bu gelişmelerden farklı olarak kendi iç dinamikleriyle şekillenen bir siyasi kültürü bulunuyor. Bu nedenle Yiannopoulos örneği, Türk siyasetçiler için doğrudan bir model olmaktan ziyade, küresel ölçekte aşırı sağın geçirdiği dönüşüme dair bir veri noktası olarak değerlendirilebilir.