Hindistan'ın Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması (STA), son yıllarda Hindistan'da sıkça tartışılan bir konu haline geldi. Anlaşmanın Hindistan'ın ulusal çıkarlarına aykırı olduğu yönündeki yaygın inanış, ülkenin diplomatik itibarını zedeliyor. Oysa veriler, anlaşmanın sanıldığı kadar olumsuz sonuçlar doğurmadığını gösteriyor. Bu mit, Hindistan'ın bölgesel ve küresel ticaret politikalarında daha aktif bir rol almasını engelliyor.
Anlaşmanın Arka Planı ve Yanlış Algılar
ASEAN-Hindistan Mal Ticareti Anlaşması 2009'da imzalandı ve 2010'da yürürlüğe girdi. Anlaşma, Hindistan ile ASEAN ülkeleri arasında gümrük tarifelerinin büyük ölçüde kaldırılmasını öngörüyordu. Hindistan'da özellikle yerli üreticiler ve bazı siyasi çevreler, anlaşmanın Hindistan'a zarar verdiğini, ithalatın patladığını ve ticaret açığının arttığını savundu. Ancak gerçekler bu algıyı tam olarak doğrulamıyor. Hindistan'ın ASEAN ile ticaret açığı 2010'da 5 milyar dolar civarındayken, 2022'de 25 milyar dolara yükseldi. Bu artışta Çin'in bölgedeki tedarik zincirlerindeki rolü ve küresel emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar da etkili oldu. Ayrıca, Hindistan'ın ASEAN'a yaptığı ihracat da önemli ölçüde arttı; 2010'da 18 milyar dolar olan ihracat, 2022'de 40 milyar doları aştı. Yani ticaret açığı artsa da toplam ticaret hacmi genişledi. Anlaşmanın hizmetler ve yatırım boyutları ise henüz tam olarak uygulanmadı; bu alanlarda potansiyel mevcut.
Hindistan'ın 2019'da Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasından çekilmesi, ASEAN ile ilişkilerde bir soğukluğa yol açtı. RCEP, ASEAN'ın yanı sıra Çin, Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'yı kapsayan geniş bir ticaret bloğuydu. Hindistan, Çin ile ticaret açığının daha da artacağı endişesiyle bu anlaşmaya katılmadı. Bu karar, Hindistan'ın bölgesel ekonomik entegrasyondan uzaklaştığı yönünde bir algı oluşturdu. Oysa Hindistan, ASEAN ile mevcut STA'yı gözden geçirip güncellemek istiyor. 2022'de ASEAN-Hindistan STA'nın gözden geçirilmesi için müzakereler yeniden başladı. Hindistan, anlaşmanın hizmetler ve yatırım bölümlerini güçlendirmek ve tarife indirimlerini kendi sanayisini koruyacak şekilde yeniden düzenlemek istiyor. Bu süreç, Hindistan'ın anlaşmayı tamamen reddetmediğini, aksine daha adil ve dengeli hale getirmeye çalıştığını gösteriyor.
Ancak kamuoyunda ve medyada sık sık dile getirilen "ASEAN STA kötü bir anlaşma" söylemi, Hindistan'ın müzakere masasındaki elini zayıflatıyor. Zira bu söylem, Hindistan'ın diğer ticaret ortaklarıyla yaptığı görüşmelerde güvenilirliğini azaltıyor. Örneğin, Hindistan'ın Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği ile yürüttüğü STA müzakerelerinde, ASEAN deneyimi sıkça referans gösteriliyor ve Hindistan'ın korumacı eğilimleri eleştiriliyor. Ayrıca, ASEAN ülkeleri de Hindistan'ın anlaşmaya olan bağlılığını sorguluyor. Bu durum, Hindistan'ın "Act East" (Doğu'ya Yönel) politikasına gölge düşürüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ASEAN, Hindistan'ın Asya-Pasifik bölgesindeki en önemli ticaret ortaklarından biri. 2022'de ikili ticaret hacmi 130 milyar doları aştı. Hindistan, ASEAN ile ticaretini daha da artırmayı hedefliyor. Ancak anlaşmanın yarattığı hayal kırıklığı, Hindistan'ın bölgesel tedarik zincirlerine entegrasyonunu yavaşlatıyor. Özellikle Çin'in bölgedeki ekonomik etkisi düşünüldüğünde, Hindistan'ın ASEAN ile güçlü ticari bağlar kurması stratejik bir öncelik. Hindistan, "Çin+1" stratejisi kapsamında üretim üssü olma potansiyelini değerlendirirken, ASEAN ülkeleriyle olan ticaret anlaşmasını modernize etmek kritik önemde. Ayrıca, Hindistan'ın RCEP'e katılmaması, bölgesel ticaret mimarisinde Çin'in ağırlığını artırdı. Hindistan'ın ASEAN ile STA'yı etkin kullanması, bu dengede önemli bir rol oynayabilir.
Küresel ölçekte ise, Dünya Ticaret Örgütü'nün (WTO) işlevsizleştiği bir dönemde, ikili ve bölgesel ticaret anlaşmaları daha da önem kazandı. Hindistan gibi büyük ve hızla büyüyen ekonomilerin bu anlaşmalarda aktif rol alması, küresel ticaret kurallarının şekillenmesinde etkili oluyor. Hindistan'ın ASEAN STA'yı kötülemesi, diğer gelişmekte olan ülkeler için de olumsuz bir örnek teşkil ediyor. Ayrıca, Hindistan'ın G20 dönem başkanlığı sırasında ticaret ve yatırım konularında yapıcı bir rol üstlenmesi beklenirken, iç kamuoyundaki olumsuz algı, bu rolü gölgeliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ASEAN-Hindistan ticaret anlaşması etrafındaki tartışmalar, Türkiye'nin kendi ticaret politikası ve diplomatik stratejileri açısından dersler içeriyor. Türkiye, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi ve yeni serbest ticaret anlaşmaları müzakerelerinde benzer korumacı reflekslerle karşılaşabilir. Hindistan örneği, bir ticaret anlaşmasının kamuoyunda yanlış tanıtılmasının, ülkenin müzakere gücünü ve uluslararası itibarını nasıl zayıflatabileceğini gösteriyor. Türkiye'nin, özellikle Asya-Pasifik bölgesiyle ticaretini artırma hedefi doğrultusunda, anlaşmaların potansiyel faydalarını doğru anlatması ve diplomatik tutarlılık sağlaması kritik. Ayrıca, Türkiye'nin RCEP benzeri geniş bölgesel entegrasyonlara mesafeli duruşu, Hindistan'ın deneyimiyle benzerlik taşıyor. Bu bağlamda, Türkiye'nin dış ticaret açığı endişelerini yönetirken, stratejik ortaklıkları gözden kaçırmaması gerekiyor.