Arnavutluk'un koruma altındaki kıyı şeridinde, ABD Başkanı Donald Trump'ın damadı Jared Kushner'ın bağlantılı olduğu dev bir lüks tatil köyü projesi, ülkenin Avrupa Birliği üyelik süreci devam ederken protestolara, çevresel endişelere ve uluslararası incelemelere yol açıyor. Proje, Sazan Adası'nda 10 dönümlük bir arazi üzerinde planlanan 400 odalı otel, 100 villa, golf sahası ve özel marina gibi tesisleri içeriyor. Çevre aktivistleri ve muhalefet partileri, projenin ekolojik dengeleri geri dönülmez şekilde bozacağını ve yolsuzluk risklerini artıracağını savunuyor.
Projenin arka planı ve tartışmalar
Kushner'ın şirketi Atlantic Pacific International, Arnavutluk hükümeti ile 2024 yılında imzalanan anlaşma kapsamında, Sazan Adası'nı 99 yıllığına kiralayarak bölgeyi 'dünya standartlarında bir turizm destinasyonu' haline getirmeyi hedefliyor. Ancak bu plan, adanın 2022 yılında ilan edilen 'özel koruma bölgesi' statüsü ile çelişiyor. Ada, nesli tükenmekte olan Akdeniz foku, deniz kaplumbağaları ve göçmen kuşlar için kritik bir yaşam alanı.
Proje karşıtları, Arnavutluk'un AB üyeliği müzakereleri kapsamında çevre standartlarını iyileştirme taahhüdüne rağmen, bu tür bir yatırımın çevresel yıkıma yol açacağını belirtiyor. Avrupa Komisyonu'nun 2024 yılı Arnavutluk ilerleme raporunda, ülkenin çevre mevzuatını AB müktesebatına uyumlaştırmada 'sınırlı ilerleme' kaydettiği vurgulanmıştı. Muhalefet milletvekilleri, projenin hükümetin 'kayırmacılık' ve 'rant ekonomisi' politikalarının bir parçası olduğunu iddia ediyor.
Başbakan Edi Rama ise projenin Arnavutluk ekonomisi için hayati olduğunu, istihdam yaratacağını ve ülkenin turizm gelirlerini artıracağını söylüyor. Ancak ekonomistler, proje maliyetinin 1 milyar avroyu aşacağını ve kamu kaynaklarının altyapı yerine özel bir yatırıma yönlendirildiğini eleştiriyor.
Bölgesel ve uluslararası boyut
Kushner'ın Arnavutluk'taki yatırımı, sadece çevresel değil, aynı zamanda jeopolitik bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Arnavutluk, ABD'nin Balkanlar'daki en yakın müttefiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak Trump yönetimiyle bağlantılı bu proje, AB ülkelerinde 'nüfuz ticareti' endişelerini artırıyor. Brüksel'deki diplomatlar, AB'nin genişleme sürecinde üye adaylarının üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmaların şeffaflığını artırması gerektiğini savunuyor.
Balkanlar'da benzer 'mega projelerin' çevresel ve toplumsal etkileri yeni değil. Karadağ'ın Ulcinj kıyılarındaki inşaat projeleri, Hırvatistan'ın Makarska bölgesindeki lüks villa kompleksleri de benzer tartışmalara yol açmıştı. Ancak Kushner projesi, Trump'ın siyasi mirasıyla bağlantısı nedeniyle küresel medyanın ilgisini çekiyor.
Arnavutluk'taki sivil toplum kuruluşları, projeye karşı uluslararası kampanya başlatmak amacıyla Avrupa Parlamentosu üyeleri ve çevre örgütleriyle temasa geçti. AB Komisyonu, konuyu 'dikkatle izlediğini' ancak henüz resmi bir soruşturma açmadığını bildirdi.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Arnavutluk'taki bu mega proje, Türkiye için hem fırsat hem de risk barındırıyor. Türkiye, Balkanlar'da ekonomik nüfuzunu artırmak isterken, çevreye duyarlı yatırım politikalarıyla AB standartlarına uyum sağlamaya çalışıyor. Kushner projesinin yarattığı tepkiler, Türk şirketlerinin bölgedeki benzer girişimlerinde çevresel etki değerlendirmelerinin ve toplumsal meşruiyetin kritik önemini ortaya koyuyor. Ayrıca, ABD'nin Balkanlar'daki artan nüfuzu, Türkiye'nin bölgedeki geleneksel etki alanının sorgulanmasına yol açabilir. Ankara, Arnavutluk ile iyi ilişkilerini korurken, bu tür yatırımların model olabilmesi için sürdürülebilirlik ilkelerini ön planda tutan bir yaklaşım izlemeli.