İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasının (Brexit) ülke ekonomisinde yarattığı tahribatın boyutları giderek daha net ortaya çıkıyor. The Guardian gazetesinin yayımladığı özel bir araştırmaya göre, Brexit’in Birleşik Krallık’ın AB’ye yaptığı ihracat üzerinde yüzde 12 oranında bir daraltıcı etki yarattığı tespit edildi. Ekonomistler, söz konusu kaybın büyük bölümünün İngiltere’nin AB’nin tek pazarından ayrılmasından kaynaklandığını ve mevcut şartlarda sadece Gümrük Birliği’ne yeniden katılmanın bu hasarı onarmaya yetmeyeceğini belirtiyor.
Tek Pazardan Çıkışın Bedeli Ağır Oldu
Araştırmayı yürüten ekonomistler, Brexit referandumunun ardından yürürlüğe giren ticaret engellerinin Birleşik Krallık ile AB arasındaki mal ticaretini ciddi biçimde sekteye uğrattığını vurguluyor. Özellikle 2021 yılı başında yürürlüğe giren Ticaret ve İşbirliği Anlaşması sonrasında uygulamaya konulan gümrük kontrolleri, uygunluk belgelendirme zorunlulukları ve tarife dışı engeller, ihracatçı firmaların maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Rapora göre, ihracattaki yüzde 12’lik düşüşün büyük kısmı, malların serbest dolaşımının sona ermesi ve tek pazar kurallarının dışında kalınmasından ileri geliyor.
İktisatçılar, Gümrük Birliği’ne yeniden katılmanın gümrük kontrollerini kaldırarak ticaret maliyetlerini bir miktar azaltabileceğini, ancak hizmet ticareti, yatırım kararları ve düzenleyici uyum gibi alanlardaki belirsizliklerin devam edeceğini ifade ediyor. Bu nedenle, Gümrük Birliği üyeliğinin Brexit sonrası kayıpların ancak küçük bir bölümünü telafi edebileceği, hatta bazı sektörlerde hiçbir iyileşme sağlayamayacağı görüşü öne çıkıyor.
İngiltere Ekonomisi İçin Uzun Vadeli Sonuçlar
Araştırma, Brexit’in ekonomik etkilerinin sandığından daha kalıcı ve derin olduğunu ortaya koyuyor. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasının ardından geçen yaklaşık dört yılda, İngiliz ihracatçılar Avrupa pazarında önemli pay kaybı yaşadı. Özellikle KOBİ’ler, artan bürokrasi ve uyum maliyetleri nedeniyle AB’ye satışlarını sürdürmekte zorlanıyor. Uzmanlar, ticari ilişkilerdeki bu kopukluğun yatırım iştahını da olumsuz etkilediğini, İngiltere’nin AB merkezli tedarik zincirlerinden giderek daha fazla dışlandığını belirtiyor.
Raporda ayrıca, Brexit’in etkilerinin yalnızca ticaretle sınırlı olmadığı; iş gücü piyasasında yaşanan daralma, AB fonlarına erişimin kesilmesi ve düzenleyici farklılaşma gibi faktörlerin de İngiltere ekonomisinin rekabet gücünü aşındırdığı kaydediliyor. Özellikle finansal hizmetlerden ilaca, otomotivden kimya sektörüne kadar birçok alanda AB standartlarından uzaklaşmanın yarattığı uyum maliyetleri, İngiliz firmalarını küresel pazarlarda zor durumda bırakıyor.
Gümrük Birliği’ne Dönüş Tartışmaları Yeniden Alevlendi
Söz konusu araştırma, İngiltere’de Gümrük Birliği’ne yeniden katılım tartışmalarını da alevlendirdi. Brexit yanlısı çevreler, Gümrük Birliği’nin egemenlikten ödün vermek anlamına geleceğini savunurken, karşıt görüşteki siyasetçiler ve iş dünyası temsilcileri, ekonomik kayıpların durdurulması için AB ile daha yakın ilişki kurulması gerektiğini dile getiriyor. Ancak araştırma, Gümrük Birliği’ne dönüşün tek başına yeterli olmadığını, asıl kaybın tek pazar dışı kalmanın yol açtığı yapısal sorunlardan kaynaklandığını gösteriyor.
Uzmanlar, İngiltere’nin AB ile ilişkilerini yeniden tanımlaması gerektiğini, ancak mevcut siyasi konjonktürde Gümrük Birliği’ne dönüş veya tek pazara yeniden katılım gibi adımların kısa vadede mümkün görünmediğini ifade ediyor. Başbakanlık ofisinden yapılan resmi açıklamalarda ise Brexit’in geri döndürülemez olduğu ve hükümetin ticaret anlaşmalarını çeşitlendirme stratejisine bağlı kalacağı vurgulanıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve hizmet ticaretini de kapsayacak şekilde genişletilmesi için uzun süredir müzakereler yürütüyor. Brexit sonrası İngiltere ile ayrı bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalayan Türkiye, bu sayede ikili ticarette belirli bir ivme yakalamıştı. Ancak araştırmanın ortaya koyduğu gibi, Gümrük Birliği’nin ötesinde bir entegrasyon olmadığı sürece ticaret engellerinin tamamen ortadan kalkması mümkün görünmüyor. Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği’ni güncelleme çabaları, benzer yapısal sorunlarla karşılaşma riskini taşıyor. Öte yandan, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının ardından yaşadığı ekonomik daralma, Türkiye için de AB üyelik sürecinin olası maliyetlerine dair önemli bir veri sunuyor. Türk yetkililerin, Brexit’in olumsuz etkilerini dikkate alarak AB ile ilişkilerinde daha dengeli, riskleri minimize eden bir strateji izlemesi gerektiği değerlendiriliyor.