Arap Birliği Genel Sekreteri Nabil Fahmy, Salı günü yaptığı açıklamada, Sudan'ın El-Obeid kentinde yaşanan çatışmaların büyük bir insani ve güvenlik felaketine dönüşmemesi için uluslararası çabaların artırılması çağrısında bulundu. Fahmy, paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (RSF) kentteki sivil altyapıyı hedef almakla suçlayarak, tarafları ateşkese ve sivil halkın korunmasına yönelik adımlar atmaya davet etti.
El-Obeid'de durum hızla kötüleşiyor
Sudan ordusu ile RSF arasında Nisan 2023'te başlayan çatışmalar, ülkenin birçok bölgesinde olduğu gibi El-Obeid'de de sivilleri zor durumda bırakıyor. Kuzey Kordofan eyaletinin başkenti olan El-Obeid, stratejik konumu nedeniyle çatışmaların yoğunlaştığı noktalardan biri haline geldi. Kentte gıda, su ve tıbbi malzeme sıkıntısı yaşanırken, sağlık merkezlerinin büyük bölümü hizmet veremez durumda. Birleşmiş Milletler verilerine göre, Sudan genelinde 10 milyondan fazla kişi yerinden edilirken, El-Obeid'de de on binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Fahmy, yaptığı yazılı açıklamada, RSF'nin El-Obeid'deki su istasyonlarına ve elektrik şebekesine yönelik saldırılarının kenti tamamen yaşanmaz hale getirebileceğini belirtti. Arap Birliği, taraflara sivillerin güvenliğini sağlama ve uluslararası insani yardım kuruluşlarının bölgeye erişimine izin verme çağrısını yineledi.
Bölgesel ve küresel boyut
Sudan'daki çatışmalar, sadece ülke içinde değil, bölgesel düzeyde de ciddi sonuçlar doğuruyor. Komşu ülkeler Çad, Güney Sudan ve Mısır'a yönelik mülteci akını, bu ülkelerdeki insani krizi derinleştiriyor. Arap Birliği, çatışmaların durdurulması için arabuluculuk çabalarını sürdürse de, taraflar arasındaki güven eksikliği ve uluslararası toplumun yetersiz ilgisi, krizin çözümünü zorlaştırıyor. ABD ve Suudi Arabistan öncülüğünde yürütülen Cidde müzakereleri şu ana kadar somut bir sonuç vermedi. Analistler, El-Obeid'in düşmesi halinde ülkenin güney bölgelerinin tamamen RSF kontrolüne geçebileceği ve bunun Sudan'ın bölünme riskini artıracağı uyarısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan'da çatışmaların başlamasından bu yana tarafları diyaloga çağıran ve insani yardım sağlayan ülkeler arasında yer alıyor. El-Obeid'deki kriz büyürse, Türkiye'nin bölgedeki kalkınma projeleri ve Kızıldeniz'e açılan ticaret yolları olumsuz etkilenebilir. Ayrıca, Sudan'daki istikrarsızlık Afrika Boynuzu ve Kızıldeniz güvenliğini tehdit ederken, Türkiye'nin deniz ticareti ve bölgedeki askeri varlığı (Sudan'daki Sevakin Adası anlaşması) açısından risk oluşturuyor. Ankara'nın mevcut arabuluculuk girişimlerini sürdürmesi ve insani yardım kanallarını açık tutması, hem Sudan halkı hem de bölgesel çıkarlar için önem taşıyor.