ABD Temsilciler Meclisi üyesi Alexandria Ocasio-Cortez, 2018 yılında sosyalist bir platformla seçim kazanarak siyaset sahnesine çıktığında, partinin en sol kanadının yükselen yıldızıydı. Ancak altı yıl sonra, aynı Ocasio-Cortez, bu yılki Temsilciler Meclisi seçimlerinde aday gösterilen dört sosyalist adaydan hiçbirine destek vermedi. Bu durum, "İlericilik" kavramının siyaseten nasıl yeniden tanımlandığına dair önemli ipuçları sunuyor. Özellikle Demokrasi Yaz okulu adı verilen ve içerisinde birçok sosyalist adayı barındıran oluşum, bu yılki ön seçimlerde ciddi bir yenilgi aldı.
Stratejik bir dönüşüm mü, yoksa ideolojik bir kopuş mu?
Ocasio-Cortez'in bu tutumu, sadece bireysel bir tercih değil, aynı zamanda Demokrat Parti içindeki ilerici kanadın genel stratejisindeki değişimi yansıtıyor. 2018-2020 döneminde "Yeşil Yeni Düzen" gibi radikal politika önerileriyle öne çıkan ilericiler, 2024 seçimlerinde Başkan Joe Biden'ın yeniden seçilme şansını artırmak için daha merkezci bir çizgiye yöneldi. Bu çerçevede Ocasio-Cortez, partinin radikal solunu temsil eden adaylardan ziyade, Biden yönetimiyle uyumlu, seçilebilir adaylara odaklanmayı tercih etti.
Örneğin, New York'un 16. bölgesinden aday olan sosyalist India Walton, ön seçimde Ocasio-Cortez'in desteğini alamadı ve kaybetti. Benzer şekilde, Michigan'da yarışan sosyalist adaylar da ilericilerin ana akım desteğinden yoksun kaldı. Uzmanlar, bu durumun ilerici kanadın kendi içindeki ayrışmayı derinleştirdiğini belirtiyor. Bazı yorumculara göre Ocasio-Cortez, artık ulusal çapta bir figür olarak kendini konumlandırıyor ve 2028 başkanlık seçimleri için zemin hazırlıyor. Bu da onu daha geniş bir seçmen kitlesine hitap etmeye ve partinin merkezine yaklaşmaya itiyor.
İlericilikte pragmatizmin yükselişi
Ocasio-Cortez'in bu tutumu, sadece ABD siyaseti açısından değil, küresel ölçekte ilerici hareketlerin karşılaştığı bir ikilemi de ortaya koyuyor: Radikal fikirlerle seçim kazanmak arasındaki denge. ABD'de 2016'dan bu yana yükselen popülist dalga, sol kanatta da bir dönüşüme yol açtı. Bernie Sanders'ın iki kez başkanlık adaylığı yarışında elde ettiği başarı, ilerici fikirlerin popülerliğini gösterse de, seçim kazanmak için bu fikirlerin 'pazarlanabilir' hale getirilmesi gerektiği anlaşıldı.
Özellikle 2024 seçimlerinde Biden'ın karşısında Donald Trump gibi güçlü bir adayın olması, Demokratları birleşmeye itiyor. Ocasio-Cortez ve benzeri isimler, parti içi muhalefeti körüklemek yerine, Trump'ı yenmek için birlik çağrısı yapıyor. Bu da ilerici kanadın önceliklerini yeniden belirlemesine neden oluyor. Örneğin, iklim değişikliği konusunda radikal adımlar atmak yerine, Biden'ın Enflasyon Azaltma Yasası gibi daha kademeli adımlara destek veriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki ilerici kanadın bu dönüşümü, Türkiye-ABD ilişkileri açısından birkaç noktada önem taşıyor. İlk olarak, ilericilerin dış politikada daha idealist bir çizgi izleme eğiliminde olduğu biliniyor; örneğin, İsrail-Filistin meselesinde daha eleştirel bir tutum sergiliyorlar. Ocasio-Cortez'in merkeze kayması, bu tür konularda Kongre'deki baskının azalmasına yol açabilir. Ayrıca, ilericiler genellikle Türkiye'ye yönelik daha yumuşak bir söylem benimserken, merkezciler daha geleneksel transatlantik ittifak vurgusu yapıyor. Bu değişimin, Türkiye'nin ABD'deki müttefik arayışları üzerinde sınırlı da olsa etkisi olabilir. Ancak mevcut dinamiklerde, bu dönüşümün Türkiye'ye doğrudan bir yansıması beklenmemeli; daha çok küresel sol hareketlerin evrimi açısından izlenmeli.