Lübnan'ın antik Byblos kentinden getirilen değerli arkeolojik eserler, Orta Doğu'daki modern çatışmaların bölgenin kültürel mirası üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çeken kapsamlı bir sergiyle Paris'te sanatseverlerle buluşuyor. Akdeniz'in incisi olarak bilinen ve dünyanın en eski sürekli yerleşim yerlerinden biri olan Byblos'un zengin tarihini yansıtan bu eserler, aynı zamanda savaş ve istikrarsızlığın gölgesinde korunmaya çalışılan bölgesel hafızanın da sembolü niteliğinde.
Byblos'un Tarihi ve Eserlerin Yolculuğu
Beyrut'un yaklaşık 40 kilometre kuzeyinde yer alan ve günümüzde Cübeyl olarak anılan Byblos, M.Ö. 5000 yıllarına uzanan geçmişiyle Fenike uygarlığının en önemli merkezlerinden biriydi. Fenike alfabesinin doğduğu yer olarak kabul edilen bu antik kent, Mısır'dan Mezopotamya'ya uzanan ticaret yollarının kesişim noktasında yer alması sayesinde tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yaptı. Lübnan Turizm Bakanlığı ve Fransa Ulusal Müzeler Birliği işbirliğiyle düzenlenen sergide, bu kadim şehrin M.Ö. 4. binyıldan Roma dönemine kadar uzanan dönemlerine ait heykeller, lahitler, altın takılar, seramikler ve yazıtlar yer alıyor.
Paris'teki Arap Dünyası Enstitüsü'nde (Institut du Monde Arabe) 8 Kasım'da açılan ve 2025 yılının Mart ayına kadar gezilebilecek sergi, Byblos'un UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan arkeolojik alanlarından çıkarılan 500'den fazla eseri bir araya getiriyor. Serginin küratörlerinden Jean-Luc Martinez, yaptığı açıklamada, "Bu eserlerin her biri, insanlığın ortak hafızasının bir parçası. Onları Paris'te ağırlamak, hem bu mirasa sahip çıkmak hem de bölgedeki çatışmalar nedeniyle tehdit altında olan kültürel varlıklara dikkat çekmek anlamına geliyor" dedi.
Eserlerin Paris'e ulaşması, başlı başına bir lojistik başarıyı temsil ediyor. Lübnan'da devam eden ekonomik kriz ve bölgesel güvenlik endişeleri nedeniyle, eserlerin taşınması sırasında olağanüstü önlemler alındı. Lübnan Kültür Bakanlığı Antik Eserler Müdürü Sarkis El-Khoury, "Eserleri Beyrut'tan çıkarmak, onları korumak için attığımız en zorlu adımlardan biriydi. Ülkedeki istikrarsızlık, bu değerli parçaların güvenliğini her geçen gün daha da riskli hale getiriyordu" ifadelerini kullandı. Sergi, eserlerin taşınması sürecini ve kurtarılmasında emeği geçenleri de belgesel bir dille ziyaretçilere aktarıyor.
Bölgesel Miras Tehdit Altında
Byblos eserlerinin Paris'e taşınması, Orta Doğu'da son yıllarda artan çatışmaların kültürel miras üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gündeme getirdi. Suriye'deki iç savaş, Irak'taki Şam ve Musul'daki tarihi yapıların tahribatı ve Yemen'deki hava saldırıları, bölgenin köklü medeniyetlerine ait sayısız eserin yok olmasına veya kaçakçılık yoluyla kaybolmasına neden oldu. UNESCO'nun 2023 raporuna göre, Orta Doğu'daki çatışma bölgelerinde yer alan 150'den fazla arkeolojik alan, yağmalanma veya kasıtlı yıkım riskiyle karşı karşıya bulunuyor.
Lübnan'ın kendisi de bu tehditten muaf değil. 1975-1990 yılları arasındaki iç savaş sırasında birçok arkeolojik eser zarar görmüş veya kaybolmuştu. Ekonomik krizin derinleştiği son dört yılda ise, halkın geçim sıkıntısı, tarihi eser kaçakçılığını yeniden artırdı. Beyrut'taki ulusal müzenin yetkilileri, son yıllarda onlarca eserin yurt dışına kaçırılmaya çalışılırken ele geçirildiğini doğruladı. Bu bağlamda, Paris'te düzenlenen sergi, eserlerin güvenli bir ortamda korunması ve aynı zamanda uluslararası kamuoyunun dikkatinin bölgedeki miras krizine çekilmesi açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Serginin açılışında konuşan Lübnan Kültür Bakanı Muhammed el-Murtaza, "Bu eserler sadece Lübnan'ın değil, tüm insanlığın ortak malıdır. Bizler onları korumakla yükümlüyüz. Paris sergisi, bu sorumluluğun uluslararası düzeyde paylaşılmasına vesile oluyor" dedi. Bakan el-Murtaza ayrıca, UNESCO ile birlikte ülke genelindeki tarihi alanların güvenlik önlemlerini artırmak ve dijital arşivleme projeleri yürütmek için çalıştıklarını da ekledi. Sergiye ev sahipliği yapan Arap Dünyası Enstitüsü Başkanı Jack Lang ise, "Orta Doğu'nun kalbinde yer alan Lübnan, kültürel çeşitliliğin ve hoşgörünün sembolüdür. Bu sergi, umarım bölgedeki barış ve istikrar arayışına da katkı sağlar" şeklinde konuştu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Byblos eserlerinin Paris'te korunmaya alınması, Türkiye'nin de yakından izlediği bölgesel kültürel mirasın korunması konusundaki uluslararası çabalara önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, özellikle Suriye ve Irak'taki çatışmalardan kaçırılan eserlerin geri getirilmesi için yürüttüğü diplomatik girişimlerle biliniyor. Bu sergi, bölgedeki istikrarsızlığın kültürel varlıklar üzerinde yarattığı tehdidi bir kez daha gözler önüne sererken, Türkiye'nin sınır güvenliği ve bölgesel istikrar konularındaki hassasiyetini de teyit ediyor. Öte yandan, Lübnan'daki ekonomik krizin derinleşmesi, ülkedeki Türk yatırımlarını ve ticari ilişkileri olumsuz etkileyebileceği gibi, iki ülke arasındaki insani ve kültürel bağların güçlendirilmesi için de bir fırsat penceresi açıyor. Kültürel mirasın korunması, Türkiye'nin bölgesel diplomasisinde ortak zemin bulabileceği konulardan biri olarak öne çıkıyor.