Yeni bir anket, Amerikalıların büyük çoğunluğunun Donald Trump yönetiminin İran'a yönelik savaş hedeflerine ulaşamadığına inandığını ortaya koydu. Marquette Hukuk Fakültesi tarafından Çarşamba günü yayınlanan ankete göre, katılımcıların yüzde 88'i ABD'nin İran'daki askeri operasyonlarında hedeflerine ulaşamadığını ifade ediyor. Bu sonuçlar, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve beş aydır süren çatışmaların sona erdirilmesi için müzakerelerin devam ettiği bir dönemde geliyor.
Anketin Ayrıntıları ve Kamuoyunun Tutumu
Marquette Hukuk Fakültesi'nin gerçekleştirdiği ulusal ankete katılan yetişkinlerin yalnızca yüzde 12'si ABD'nin İran'daki hedeflerine ulaştığını düşünüyor. Anketin hata payı artı eksi 3,9 puan olarak belirtilirken, sonuçlar hükümetin savaş stratejisine yönelik yaygın bir memnuniyetsizliğe işaret ediyor. Katılımcıların büyük bir bölümü, özellikle ekonomik maliyetler ve askeri kayıplar konusundaki endişelerini dile getiriyor. Anket, Amerikan kamuoyunun İran politikasına ilişkin algısının, yönetimin açıkladığı 'hızlı ve kesin zafer' söylemiyle taban tabana zıt olduğunu gösteriyor.
Öte yandan, Beyaz Saray'dan yapılan açıklamalarda, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için devam eden diplomatik görüşmelerin olumlu bir seyir izlediği belirtiliyor. Görüşmelere taraf olan ülkeler, bölgedeki tansiyonu düşürmek ve uluslararası enerji ticaretinin sekteye uğramamasını sağlamak amacıyla ortak bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Ancak uzmanlar, beş aydır devam eden çatışmaların yol açtığı yıkımın ve tırmanan gerilimin, diplomatik çözümü her geçen gün daha da zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
Ankete katılanlardan bazıları, ABD'nin İran'a yönelik operasyonlarında net bir stratejik vizyonunun olmadığını ve hedeflerin belirsizliğinin bu başarısızlıkta etkili olduğunu savunuyor. Özellikle İran'ın nükleer programı ve bölgesel milis gruplara verdiği destek gibi konularda Washington'un tutarlı bir politika izleyemediği yorumları yapılıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, küresel enerji güvenliği açısından kritik öneme sahip. Dünya petrol arzının yaklaşık beşte biri bu boğazdan geçiyor. Çatışmaların başladığı tarihten bu yana bölgede tırmanan gerilim, küresel petrol fiyatlarında dalgalanmalara neden oldu. Uzmanlar, ABD'nin İran'la olan ihtilafının sadece iki ülkeyi değil, aynı zamanda Basra Körfezi'ndeki tüm ülkeleri ve küresel ekonomiyi derinden etkilediğini vurguluyor.
Anketin sonuçları, Amerikan dış politikasında yaşanan bu hayal kırıklığının, önümüzdeki seçim sürecinde de önemli bir tartışma konusu olacağını gösteriyor. Kongre'deki bazı milletvekilleri, savaş yetkilerinin kullanımına ilişkin daha fazla denetim çağrısında bulunurken, sivil toplum örgütleri de savaşın insani maliyetine dikkat çekiyor. Orta Doğu'daki gelişmeler, ABD'nin bölgedeki ittifak sistemini de teste tabi tutuyor; Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi geleneksel müttefikler, Washington'un İran'a karşı izlediği politikaların etkilerini yakından izliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, İran'la sınır komşusu olan ve bölgedeki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenen bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyor. ABD-İran gerginliğinin uzaması, enerji arz güvenliği ve bölgesel istikrar açısından Türkiye için çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. Ankara'nın, Tahran'la ekonomik ve diplomatik ilişkilerini sürdürme politikası, bu krizde dengeleyici bir rol üstlenmesini sağlıyor. Ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalması halinde petrol fiyatlarındaki olası artış, Türkiye ekonomisi üzerinde ilave bir baskı oluşturabilir. Türk dış politikasının, bölgede diyaloğu teşvik eden ve gerilimi düşüren inisiyatiflerde bulunması, hem kendi çıkarları hem de bölgesel barış açısından önem taşıyor.