Londra, 10 Temmuz – Britanya siyasetinde önemli bir dönüm noktası yaşanıyor. İşçi Partisi milletvekillerinin ezici çoğunluğunun desteğini arkasına alan Andy Burnham, ülkenin bir sonraki başbakanı olmaya çok yaklaştı. Mevcut lider Keir Starmer’ın koltuğunu bırakmaya hazırlandığı bu süreçte, Burnham’ın liderlik yarışında rakipsiz kalması bekleniyor. Parti içi kaynaklar, oylamanın ardından Burnham’ın resmen başbakan adayı ilan edileceğini ve kraliyet onayıyla göreve başlayacağını belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: Starmer dönemi sona eriyor
Keir Starmer, 2020’den bu yana İşçi Partisi’nin başında bulunuyordu. Ancak son aylarda parti içindeki muhalefet, ekonomi politikaları ve sosyal reformlardaki yavaşlık nedeniyle artmıştı. Özellikle sağlık hizmetleri ve kamu harcamaları konusundaki tutumu, geleneksel İşçi seçmenini hayal kırıklığına uğratmıştı. Bu ortamda Andy Burnham, eski Sağlık Bakanı olarak edindiği tecrübe ve popülist söylemleriyle öne çıktı. Manchester Belediye Başkanlığı döneminde bölgesel kalkınma ve ulaşım projeleriyle adından söz ettiren Burnham, merkezi hükümete karşı güçlü bir duruş sergileyerek parti tabanında geniş destek topladı.
Parti içi yoklamalarda 400’den fazla milletvekilinin desteğini alan Burnham, rakibi olabilecek diğer isimleri geride bıraktı. Bu durum, liderlik seçiminde resmi bir oylamaya gerek kalmadan Burnham’ın adaylığının kesinleşmesine yol açtı. Starmer’ın istifasını kısa süre içinde açıklaması bekleniyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Britanya siyasetinde yeni bir dönem
Andy Burnham’ın başbakan olması halinde, Britanya’nın Avrupa Birliği ile ilişkileri, İskoçya’nın bağımsızlık talepleri ve Kuzey İrlanda Protokolü gibi kritik konularda yeni bir yaklaşım benimsenmesi bekleniyor. Burnham, Brexit sonrası dönemde AB ile daha yakın ilişkiler kurulmasından yana olduğunu belirtmişti. Ayrıca, bölgesel eşitsizlikleri giderme vaadiyle kuzey İngiltere’de güçlü bir desteğe sahip. Küresel ölçekte ise, İşçi Partisi’nin geleneksel sosyal demokrat çizgisine dönüş, uluslararası ticaret anlaşmaları ve iklim politikalarında değişim sinyalleri veriyor.
Burnham’ın liderliği, Britanya’nın ABD ve Çin ile ilişkilerinde de dengeli bir pozisyon almasını sağlayabilir. Eski Başbakan Boris Johnson döneminde yaşanan gerilimlerin ardından, Burnham’ın daha diplomatik bir üslup benimsemesi bekleniyor. Ancak, kamu maliyesindeki darboğaz ve artan enflasyon, yeni hükümetin önündeki en büyük engeller olarak duruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Andy Burnham’ın başbakan olması, Türkiye-Britanya ilişkileri açısından yeni bir sayfa açabilir. Burnham, geçmişte Türkiye’nin AB üyelik sürecine destek vermiş ve insan hakları konularında eleştirel bir duruş sergilemişti. Brexit sonrası iki ülke arasındaki ticaret anlaşmasının kapsamının genişletilmesi, özellikle savunma sanayii ve hizmet sektöründe iş birliği fırsatları doğurabilir. Ancak, Burnham’ın daha güçlü bir sosyal devlet vurgusu, Türkiye’nin ihracatını etkileyebilecek vergi ve düzenleme değişikliklerine yol açabilir. Ayrıca, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz gibi bölgesel konularda Burnham’ın daha aktif bir diplomasi izlemesi, Türkiye’nin çıkarlarıyla zaman zaman çelişebilir. Yine de, iki ülke arasındaki ekonomik ve askeri bağlar, yeni dönemde de sürekliliğini koruyacak gibi görünüyor.