ABD'nin Çin ve diğer ticaret ortaklarına yönelik devam eden tarife soruşturmalarının, ikili ilişkileri ciddi şekilde zedelemesi veya ABD Başkanı Donald Trump ile Çin lideri Şi Cinping arasında Eylül ayında planlanan görüşmeyi rayından çıkarması beklenmiyor. Analistler, bu soruşturmaların daha çok bir müzakere taktiği olduğunu ve tarafların nihai olarak anlaşmaya varmak istediğini belirtiyor. Trump yönetiminin korumacı söylemine rağmen başkanın yeniden seçilme mücadelesinde Çin ile bir ticaret anlaşmasını başarı olarak göstermek istediği ifade ediliyor.
Tarife Soruşturmalarının Arka Planı
Washington, Çin'in ticaret uygulamalarına yönelik kapsamlı bir soruşturma başlatmış durumda. Adalet Bakanlığı ve Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen bu soruşturmalar, Çin'in fikri mülkiyet hırsızlığı, teknoloji transferi zorlama ve diğer ticaret engellerine odaklanıyor. Ancak analistler, bu tür soruşturmaların daha önce de yapıldığını ve genellikle müzakere masasında bir koz olarak kullanıldığını hatırlatıyor.
Uzmanlara göre, Trump yönetiminin Çin'e yönelik ithalat vergilerini artırma tehdidi, aslında daha büyük bir anlaşmanın parçası. Eylül ayındaki zirve öncesinde her iki taraf da güç gösterisi yaparak masaya daha güçlü bir konumda oturmak istiyor. Ancak bunun ikili ticareti hepten felç edecek bir önlem olması beklenmiyor. Özellikle Çin ekonomisinin büyüme hızındaki yavaşlamaya rağmen hala küresel tedarik zincirlerinin önemli bir halkası olduğu düşünülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının etkileri sadece iki ülkeyle sınırlı kalmıyor. Asya-Pasifik bölgesindeki diğer ülkeler, özellikle Vietnam, Tayland ve Malezya gibi imalat merkezleri, doğrudan etkileniyor. Ayrıca Japonya ve Güney Kore gibi ABD müttefikleri de Çin ile olan tedarik zincirleri nedeniyle olumsuz etkilenebileceklerini dile getiriyor.
Küresel ölçekte ise ticaret savaşının Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını zayıflattığı ve korumacılığa yönelik bir dalgayı tetiklediği belirtiliyor. Bu durum, ABD'nin Avrupa Birliği, Japonya ve diğer ülkelere de benzer tarifeler uygulamasıyla daha da karmaşık hale geliyor. Analistler, Eylül ayındaki Trump-Şi zirvesinin ticaret savaşının seyrini belirleyebilecek kritik bir dönüm noktası olduğunu vurguluyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD-Çin ticaret savaşı, Türkiye için bir fırsat ve tehdit iç içe geçmiş durumda. Bir taraftan, bu rekabet Türkiye'nin üretim üssü olarak cazibesini artırabilir; Çin'den çıkan yatırımlar ve tedarik zinciri kaymaları Türkiye'yi Doğu ile Batı arasında bir köprü konumuna getirebilir. Diğer taraftan, küresel ticaretteki yavaşlama Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca ABD'nin Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımları gibi konularda elini güçlendirebileceği değerlendiriliyor. Bu nedenle Ankara'nın hem Washington hem de Pekin ile dengeli bir ilişki yürütmesi kritik önem taşıyor.