Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), yayımladığı kapsamlı bir raporda İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilere yönelik zorla yerinden etme ve yerleşim genişletme faaliyetlerinin, bölgenin tamamen kontrol altına alınmasını hedefleyen devlet destekli bir etnik temizlik kampanyasının parçası olduğunu belirtti. Örgüt, raporunda bu politikanın uluslararası hukukun açık ihlali olduğunu ve savaş suçu teşkil edebileceğini vurguladı.
Raporun detayları
Amnesty'nin 70 sayfalık raporu, 2020-2024 yılları arasında Batı Şeria'da yaşanan gelişmeleri mercek altına alıyor. Rapora göre, bu dönemde İsrail güçleri tarafından 2 bin 500'den fazla Filistinli evinden edildi. Yerleşimci şiddetindeki artış da dikkat çekiyor; sadece 2023 yılında 800'den fazla saldırı vakası kaydedildi. Raporda, İsrail'in Filistin Yönetimi'ni zayıflatmak amacıyla C bölgesi olarak bilinen alanlarda (Batı Şeria'nın yaklaşık yüzde 60'ı) sistematik olarak Filistin varlığını azalttığı ve yerleşimleri genişlettiği ifade ediliyor. Örgüt, bu politikaların Filistinlilerin yaşam alanlarını daraltarak onları göçe zorladığını, böylece Filistin devleti kurma umudunu fiilen yok ettiğini savunuyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Amnesty'nin bu raporu, uluslararası toplumun İsrail-Filistin çatışmasına yönelik artan tepkilerinin yaşandığı bir dönemde geldi. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği daha önce de İsrail'in yerleşim politikalarını kınamıştı. Ancak Amnesty'nin "etnik temizlik" ifadesini kullanması, suçlamaların boyutunu önemli ölçüde ağırlaştırıyor. Rapor, Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde (UCM) devam eden soruşturmalara da yeni kanıtlar sunuyor. Öte yandan, İsrail hükümeti raporu reddederek bunu "antisemitik bir karalama kampanyası" olarak nitelendirdi. ABD ise İsrail'in en büyük müttefiki olarak bu tür suçlamalara karşı İsrail'i savunmaya devam ediyor. Durum, Orta Doğu'da tansiyonun yükseldiği bir dönemde, özellikle Gazze savaşının ardından daha da karmaşık bir hal alıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, uzun yıllardır Filistin davasına destek veren ve İsrail'in yerleşim politikalarını eleştiren ülkelerin başında geliyor. Bu rapor, Türkiye'nin İsrail'e yönelik diplomatik baskısını artırması için yeni bir zemin oluşturabilir. Ankara'nın, İsrail'in uluslararası hukuku ihlal ettiği yönündeki söylemini güçlendirmesi beklenir. Ayrıca, Türkiye'nin İsrail ile son dönemde normalleşme adımları atmış olmasına rağmen, bu tür raporlar kamuoyunda hassasiyeti yüksek tutuyor. Ekonomik olarak doğrudan bir etkisi bulunmasa da, bölgesel istikrarsızlığın artması Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını ve Orta Doğu'daki nüfuz mücadelesini doğrudan ilgilendiriyor.