ABD'de siyasi kutuplaşmanın derinleşmesiyle birlikte Amerikan Barolar Birliği'nin (ABA) de bu iki kutuptan birine yöneldiğini savunan bir eski üye, kurumdan ayrılma gerekçelerini açıkladı. Uzun yıllar ABA üyesi olan ve isminin gizli kalmasını isteyen bir avukat, "ABA artık mesleki bir birlik olmaktan çıktı; siyasi bir araç haline geldi" diyerek kurumun itibarını yitirdiğini belirtti. ABA'nın geleneksel olarak tarafsız duruşunun, son yıllarda özellikle yargı atamaları ve hukuk politikaları konusunda belirgin bir şekilde Demokrat Parti çizgisine kaydığını ifade etti.
ABA'nın Dönüşümü
ABA, 1878 yılında kurulmuş ve ABD'deki avukatların en büyük meslek örgütü olarak biliniyor. Üyelik gönüllü olsa da, birçok eyalet barosu ABA'nın etik kurallarını benimser. Ancak son on yılda ABA, sosyal adalet, iklim değişikliği ve göçmen hakları gibi konularda net siyasi tavırlar almaya başladı. Eski üye, "ABA'nın Kürtaj, silah kontrolü ve oy hakları gibi konularda mahkemelere sunduğu amicus curiae raporları, neredeyse her zaman sol görüşleri yansıtıyor" dedi. Bu durumun, muhafazakâr ve bağımsız avukatlar arasında kuruma olan güveni sarstığı belirtiliyor.
ABD'de 2016 seçimlerinden bu yana artan siyasi kutuplaşma, ABA gibi meslek örgütlerini de etkiledi. ABA'nın 2020 yılında Başkan Trump'a yönelik azil sürecinde aktif rol alması, kurumun tarafsızlığını sorgulatan adımlardan biriydi. Ayrıca, ABA'nın federal yargı adaylarını değerlendirme sürecinde ideolojik kriterleri mesleki yeterliliğin önüne koyduğu eleştirileri de yapılıyor.
Üyelik Aidatları ve Alternatifler
ABA'nın yıllık üyelik aidatları, 100 ila 500 dolar arasında değişiyor. Eski üye, "Bu parayı ödeyip sadece siyasi bildiriler yayınlayan bir kuruluşa üye olmak anlamsız" diyerek, birçok avukatın Federalist Society veya American Constitution Society gibi ideolojik kurumlara yöneldiğini söyledi. Özellikle muhafazakâr avukatlar, ABA'nın yerini daha dengeli olduğunu düşündükleri bu gruplarla dolduruyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABA'nın siyasi kutuplaşması, ABD hukuk sisteminin geleceği ve küresel hukuk normları üzerinde etkili olabilir. Türkiye, ABD ile hukuk alanında işbirliği yaparken, ABA gibi kurumların nesnelliğini yitirmesi, uluslararası hukuk reformu çabalarını zorlaştırabilir. Ayrıca, benzer mesleki örgütlenmelerin diğer ülkelerde de siyasi saflaşmaya yol açması, hukukun üstünlüğü ilkesini zayıflatma riski taşır. Türk barolarının tarafsızlık konusunda ABA'nın deneyiminden ders çıkarması önemlidir.