İsrail basını, Amerika Birleşik Devletleri'nde İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin giderek siyasi bir kazanç kaynağı haline gelmesinden derin endişe duyuyor. Bir zamanlar tabu olarak kabul edilen bu eleştiriler, artık hem Demokrat hem de Cumhuriyetçi partilerde oy toplamanın bir yolu olarak görülüyor. Özellikle genç seçmenler ve ilerici gruplar arasında yaygınlaşan bu eğilim, İsrail'in ABD'deki geleneksel iki partili desteğini sorgulamaya açıyor. Bu gelişme, İsrail hükümetinin uluslararası alanda artan yalnızlığına dair endişeleri de körüklüyor.
Gelişmenin arka planı: Değişen siyasi rüzgarlar
Middle East Eye'ın haberine göre, İsrail basını ABD'deki son seçim döngülerinde İsrail karşıtı söylemlerin oy toplama aracı olarak kullanıldığını vurguluyor. Özellikle ilerici Demokrat adaylar, İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarını sert bir dille eleştirerek genç ve liberal seçmenlerin desteğini almayı başardı. Cumhuriyetçi cenahta ise geleneksel İsrail yanlısı söylem hâlâ etkili olsa da, izolasyonist eğilimlerin artması bu tabloyu değiştiriyor. İsrail'in önde gelen gazeteleri, bu durumun ABD-İsrail stratejik ortaklığını riske attığını belirtiyor.
Özellikle 2024 başkanlık seçimleri öncesinde, İsrail'e yönelik eleştirilerin Demokrat Parti ön seçimlerinde belirleyici bir faktör haline geldiği görülüyor. İlerici kanat, İsrail'in işgal politikalarına ve yerleşim birimlerine karşı daha sert yaptırımlar talep ediyor. Bu talep, Biden yönetimini de zor durumda bırakıyor; zira Beyaz Saray, bir yandan İsrail'in güvenliğine bağlılığını yinelerken diğer yandan ilerici tabanını memnun etmek zorunda kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut: Yeni bir denklem mi?
ABD siyasetindeki bu değişim, Ortadoğu'daki güç dengelerini de etkiliyor. İsrail'in Arap dünyasıyla normalleşme süreci (İbrahim Anlaşmaları) ivme kazanırken, ABD'deki artan eleştiri dalgası İsrail'in uluslararası meşruiyetini sorgulamaya açıyor. Filistin yanlısı grupların ABD'deki lobi faaliyetleri güçlenirken, AİPAC gibi geleneksel İsrail yanlısı örgütlerin etkisi azalıyor. Bu durum, İsrail hükümetinin Washington'da daha zorlu bir diplomatik zemin bulacağı anlamına geliyor.
Avrupa Birliği'nde de benzer eğilimler görülse de, ABD'deki değişimin daha hızlı ve derin olduğu belirtiliyor. İsrail basını, bu durumun İsrail-Filistin çatışmasına yeni bir boyut kazandırabileceğini; eğer ABD baskıları artarsa İsrail'in Batı Şeria'daki ilhak planlarından vazgeçebileceğini öne sürüyor. Ancak şu an için Biden yönetiminin İsrail'e yönelik politikasında büyük bir değişiklik beklenmiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'de İsrail'e yönelik artan eleştiriler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek bağlamında bir fırsat penceresi açabilir. Ankara, uzun süredir İsrail'in Filistin'deki politikalarını uluslararası platformlarda eleştiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. ABD'de bu eleştirilerin siyasi bir güç kazanması, Türk dış politikasının bu konudaki söylemlerini daha geniş kitlelere ulaştırabilir. Ayrıca, İsrail'in ABD'deki etkisinin zayıflaması, Doğu Akdeniz'de Türkiye ile enerji ve deniz yetki alanları konusunda yaşanan rekabette Ankara'ya avantaj sağlayabilir. Ancak, ABD'deki değişimin kalıcı olup olmadığı henüz net değil; bu nedenle Türkiye temkinli bir iyimserlikle konuyu takip etmelidir.